Siyaset hızla kirleniyordu, birinciliği 'sol'a verirler tabii!

Siyaset hızla kirleniyordu, birinciliği 'sol'a verirler tabii!

17 Haziran 2015 Çarşamba  |   MG Özel

CHP Milletvekili Deniz Baykal'ın geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmesini eleştirdiği için Halk TV'deki işinden çkarılan Gazeteci Ümit Aslanbay Medya Günlüğü'ne yazdı:

 

"Başlıkta öyle dedim ama işin aslında, jurinin şiirde birinciliği verdiği beyazdır. "Bütün renkler hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler" der. Çünkü kiri en çok beyaz gösterir. Kirlenen siyasette, solun üstündeki tek bir leke, beyazın üstündeki tek bir kara gibi rahatsız eder bizi.

Yılların siyasetçisi bu gerçeği bilmiyor olabilir mi?

Gazetecinin bildiğini, siyasetçi bilmez mi?

Bilir elbette

Peki, herkes ilk hamleyi beklerken, "gece yarısı telefon geldi" diyerek, Antalya'da sabahı zor edip ilk uçakla Ankara'ya, Cumhurbaşkanı'nın huzuruna çıkmanın bir yığın soruya neden olacağını bilmez mi?

Onu da bilir elbette

Oraya gitmemesi gerektiğini de,

Partisinin genel başkanına "bilgi verdim" demesinin yeterli gelmeyeceğini de
Yaklaşık 2.5 saat boyunca kapalı kapılar ardında ne görüşüldüğünün hep sorulacağını da, 

Şaibe iddialarının ortaya atılacağını da,

Partisini bir de facto ile karşı karşıya bıraktığını da

Bilmez mi?

Elbette bilir.

Ben o gün bir gazetecinin soracağı bu soruları sordum. İşten kovuldum.

Ama işte o zaman, yine bir gazetecinin soracağı, her tecrübeli siyasetçinin cevabını bildiği o korkunç soru kendiliğinden belirdi. 

Gazeteciyi bu soru sordu, eleştirdi diye işten atarsan, bunu içinde yer aldığın sol yelpazeye de mal etmezler mi?

"Aslında bunların da onlardan bir farkı yokmuş" demezler mi?

Kirlenmede, birinciliği sana vermezler mi?

"Alo Ş.."  diye aradığı şahsiyet bilmiyor, tahayyül edemiyor olabilir ama

Sayın Baykal bunu bilmiyor olabilir mi?

Binde bir ihtimal dahi vermem.

İşte kahreden gazeteci sorusu budur:

Peki ama neden?

Ve bunu nasıl göze alabiliyor?

Ama bu sorunun yanıtını tek başına bir gazeteciyi aşar. Başka meslek dallarına sosyologlara, psikologlara, belki de yine siyasetin kendisine başvurmak gerekir.

Gazeteci olarak her sıkıştığımızda başvurduğumuz yere, arşive başvurarak sormaya devam edebiliriz.

Siyasetçilerin kişisel arayışları bir kenara bırakırsak, olayın hemen ardından çıkan yazımın, ilk paragrafı ile devam etmek gerekiyor belki:*

 "DSP, 1999'da iktidara geldiğinde, "Hükümet düşer, istikrar bozulur" kaygısıyla, ortağı Mesut Yılmaz hakkındaki bütün yolsuzluk dosyalarının reddi yönünde oy kullandı. "Sol"un bugünkü dile çevirirsek, "Hükümet olamamak, kuramamak" kaygısı ile ortaya koyduğu performans DSP'nin yolsuzluk aklama rekorunu kırmasına yol açtı. Tansu Çiller dosyaları ve örtülü ödenek gibi olayları kapatan, Refah ve Fazilet çizgisinin de sorunu aynıydı. İktidar olabilmek, iktidarda kalabilmek. Ama o bile "sol"a yetişemedi. Ardından ANAP VE DYP liderleri karşılıklı birbirlerini akladı. Bugünlere böyle geldik.

Mevzubahis iktidar olunca gerisi teferruat. Ama bunun sağlı sollu merkez siyasetin tiksindirici bir olguya dönüşmesi ve AKP'nin "Yenilikçiler" adıyla ortaya çıkabilmesindeki payı büyüktür.

Bütün bunlar biz gazetecilerin gözleri önünde oldu.

Yolsuzlukların üzerine gidilmesini isteyen seçmen baskısının bugünkü kadar yüksek olmadığı o günlerde, siyasi partiler iktidar olabilmek, iktidarda kalabilmenin gayrı meşru gerekçesiyle büyük çöküşe elbirliğiyle imza attılar. Ama iktidara susamış gazeteci, bakan ve milletvekilleri ile hep istikrar susuzluğu çeken işadamlarını memnun ettiler."

30 yılı aşkın gazetecilik hayatımda uzunca bir süre muhabir olarak da izlediğim öncesi ve sonrası ile bugünkü CHP görünen o ki bu hataya düşmeyecek. 

"Parlamenter sistemi bekleme odasına aldım" Cumhurbaşkanı'nın ayağına giderek onun yasa dışı hallerine meşruiyet vermeyecek, seçmenine ihanet etmeyecek.

Kursa bile Genel Başkanı'nın açıkladığı gibi ilkeler bazında bir koalisyon kurulacak.

Zaten böyle olmasını umuyoruz.

Ama soru bu kez daha da büyüyerek önümüze geliyor.

Sayın Baykal, bu akıllara zarar işi neden yaptı?

Zaman en iyi ilaç, yine bir gazeteci günün birinde bunun da cevabını bulur, bulduğu 
bir aralıktan, bir boşluktan açıklar. 

Bunu kimse durduramaz. Ancak, dimağlarımızın patlaması durur.

Yine aynı yazıdan bu kez son paragrafı bitireyim:

"Mesleğimin ilk yıllarında Füsun Abla'nın (Özbilgen) Ankara'da Mülkiyeliler Birliği'ndeki bir masada gazetecilik hakkında ileri geri konuşan bir milletvekilini azarlamasını hayranlıkla izlemiştim. Cumhuriyet'e randevusuz geldiği için sekreterin yanında bekletilen bakanların öykülerini ise şimdi hatırlamıyorum kimden dinledim. Seçim gezisinde yerleştiğimiz otel odasından bizi çıkarıp, bir parti yöneticisini yerleştirmeye çalışan sorumluya "Bunu yapamazsın' diye bağıran Deniz Som'u "Ben de böyle olabilmeliyim" diye gözledim. Beni şikayet eden milletvekilinin yüzüne telefonu kapatan Erbil Tuşalp'ı can kulağıyla dinledim. Ufuk Güldemir, 28 Şubatçı generallere "Biz gazeteciler öyle itilip kakılacak adamlar değiliz" diye seslendiğinde oradaydım. Daha onlarca örnek. 

İyi ki gazeteciliği böyle bilmişim.

Mesleğimin ilerleyen yıllarında daha onlarca örnek gördüm. 

Yaptığım işle gurur duydum.

Hele bu son yıllarda işsiz bıraktırılmış, cezaevlerine yollanmış ama dik duruşunu bozmamış gazetecileri gördükçe. Onların önünde ise saygıyla eğiliyorum.

Bugün bildiğim bir şeyi yeniden öğrendim.

Gazetecileri, iktidarın, mutlak gücün hiçbir türlüsü sevmez. Onu dönüştürüp yandaş yapamazsa, işten atıyor ya da öldürüyor.

Ama onlara bir faydası yok.

Gazetecilik bulduğun her aralıktan konuşabilme, yazabilmenin adı. Yani "mesajın kendisi"

Ve bunu hep yapacak."

Ümit Aslanbay

17.6.2015


Portre/Ümit Aslanbay

32 yıllık gazeteci. Medyanın iki kolunda da, yani televizyonda da, gazetelerde de çalıştı.Show ve NTV kanallarıyla Cumhuriyet, Star ve Milliyet gazetelerinde görev yaptı.1990'larda Star'daki popüler "Kırmızı Koltuk" programının sunucusuydu. Taraf'ta yazı işleri müdürlüğü yaptı ve "Kazı İşleri" adında bir köşe yazdı. Son olarak Halk TV'de farklı programlar yapıyordu.

 

*Gazetecilik bunu hep yapacak

http://platform24.org/guncel/956/gazetecilik-bunu-hep-yapacak