Sırada vize var

Sırada vize var

15 Nisan 2019 Pazartesi  |   Günlük

Geçen hafta Kremlin’de bir araya gelen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin siyasi, askeri, ticari ve kültürel konuların konuşulduğu stratejik bir görüşme gerçekleştirdi. Yapılan toplantıda iki ülke arasındaki ticaret hacminin genişletilmesi, karşılıklı vize kolaylıklarının sağlanması ve S-400’lerin alımı gibi meseleler öne çıktı. Suriye merkezli gelişmelerin de ele alındığı zirvede, bölgede huzur ve istikrarın sağlanması için mevcut tehditlerin bertaraf edilmesi gerektiği vurgulandı. 

Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Moskova’da gerçekleşen zirvenin sonuçlarını tartışmaya açarak alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunuyor: 

Prof. Dr. Giray Saynur DERMAN (ANKASAM Avrasya Danışmanı) 

Prof. Dr. Giray Saynur Derman, Moskova’da yapılan toplantının son derece stratejik bir zirve olduğunu belirterek, “İki liderin gerçekleştirdiği görüşme, taraflar arasında yapılan sekizinci üst düzey zirve olma özelliğini taşıyor. Böyle bir iletişimin tesis edilmiş olması, Ankara ile Moskova arasındaki münasebetlerin daha da gelişeceğini gösteriyor. Zira bu toplantı, özellikle de savunma sanayisi alanında; yani S-400 füze sistemleri başta olmak üzere birçok askeri konuda, iki ülke arasındaki ortaklıkların pekiştiğini göstermesi nedeniyle büyük önem teşkil ediyor.” dedi. 

İkili ilişkilerdeki ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkartılması hedefine de değinen Derman, “Vize konusunda kolaylıklar sağlanması hususunda mühim adımlar atıldı. Bu bağlamda iş insanlarının Rusya’ya gitmesi ve ticaret hacminin artması gibi meselelerin öne çıktığı anlaşılıyor. Liderler arasındaki ziyaretlerin sürekliliği, ikili ilişkileri daha ileri taşıma yönünde ortak bir irade bulunduğunu gösteriyor.” yorumunu yaptı. 

Türkiye ve Rusya’nın 2019 yılını “Kültür ve Turizm Yılı” olarak kararlaştırdıklarını hatırlatarak kültürel ilişkilere de değinen Derman, “Tüm bu konuların yanı sıra zirvede görüşülen diğer bir gündem maddesi de Suriye Krizi’ydi. Bu, İran’ın da katkılarıyla yürütülen Astana Ruhu’nun devam ettirilmesi açısından son derece önemliydi.” açıklamasında bulundu. 

Son olarak görüşmenin jeopolitik boyutuna işaret eden Derman, tüm bu konular değerlendirildiğinde, zirvenin hem ABD’ye hem de diğer Batılı devletlere mesaj verilmesi bakımından yerinde bir girişim olduğu öne sürülebilir.” şeklinde konuştu. 

Prof. Dr. Toğrul İSMAYIL (Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler) 

Ankara ile Moskova arasındaki siyasi yakınlaşmaya dikkat çeken Prof. Dr. Toğrul İsmayıl, “Son yıllarda yapılan tüm görüşmelerde iki ülke arasındaki siyasi ilişkiler öne çıkıyor. Özellikle de Uçak Krizi’nden sonra, yeni gerginliklerin yaşanmasının önlenmesi amacıyla liderler arasında yapılan görüşmelerin sıklaşması, ikili münasebetlerin siyasi boyutuna önemli bir ivme kazandırdı. Bu da başta Suriye’de kalıcı barışın sağlanmasına yönelik çabalar olmak üzere birçok alanda kendini gösteriyor.” dedi. 

Zirvenin ekonomi odaklı olarak gerçekleşmesini önemli bulduğunu belirten İsmayıl, “İktisadi açıdan iki ülke de birbirine ihtiyaç duyuyor. Görüşmelerde ticari dengenin sağlanması vurgulandı. Zira ortada dengesiz bir durum var.” yorumunu yaptı. 

Ayrıca Türkiye’nin Rusya’dan S-400 satın alması konusunda yapılan anlaşmanın son yılların en büyük anlaşması olduğunu da belirten İsmayıl, ABD’nin bu konudan rahatsızlık duyduğunu belirterek, “Washington yönetimi, Ankara’ya ültimatomlar vererek baskı yapmaya çalışıyor. Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirve sırasında yaptığı açıklama, Rusya’yla yapılan anlaşmadan geri dönüşün olmayacağını ortaya koydu. Dolayısıyla S-400’ler konusunda Ankara’nın kararlı olduğu anlaşılıyor.” şeklinde konuştu. Hem Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları hem de uluslararası hukuk açısından Erdoğan’ın yaptığı açıklamanın mühim olduğunu ifade eden İsmayıl, “Türkiye, bağımsız bir devlet olmasından dolayı kendi güvenliğini sağlamak amacıyla S-400’leri alıp kullanabilir. Zira bu alışveriş, NATO Antlaşması’na herhangi bir aykırılık teşkil etmiyor. Dolayısıyla füze sistemlerinin alımına ilişkin yapılan eleştiriler, siyasi baskı yapma çabasından ibarettir. Rusya’dan gerçekleştirilen bu alımın, ABD’yi neden bu kadar rahatsız ettiğinin anlaşılması mümkün değildir.” açıklamasında bulundu. 

İki ülke arasındaki yakınlaşmanın bölgenin istikrarına katı sağladığını da öne süren İsmayıl, Ankara ile Moskova arasındaki yapıcı münasebetlerin Azerbaycan ve Kazakistan gibi birçok ülkeyi rahatlattığını iddia etti. 

Halil AKINCI (Emekli Büyükelçi) 

Emekli Büyükelçi Halil Akıncı, zirve sonunda vize konusunda yeni bir gelişme yaşandığına dikkat çekerek, “Görüşmede, vize muafiyetinin yeniden uygulamaya konulması, Suriye Krizi’nin çözümü şartına bağlandı. Dolayısıyla vize muafiyetinin herkesi kapsayacak biçimde hayata geçirilmesi zaman alacaktır.” dedi. 

Zirvede İdlib Meselesi’nin de ele alındığını belirten Akıncı, “Rusya’nın İdlib konusunda bizden beklediği, kolay yapılabilecek bir şey değil. Söz konusu bölgede bulunan insanların nereye gidecekleri önemli bir sorun olarak önümüzde duruyor.  Hatta İdlib’deki militanların, ki içlerindeki Rus uyruklu olanlar da var, Rusya’ya alınmayacakları ve Moskova’nın bu konuyla bizim ilgilenmemizi istediği iddia ediliyor.” cümlelerini kurarak sürecin belirsizlikler barındırdığının altını çizdi. 

Erdoğan tarafından dile getirilen ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkartılması hedefinin bazı şüpheler taşıdığını da ifade eden Akıncı, “2008 yılında hedeflenen ticaret hacmi, 40 milyar dolardı. Biz hala bu seviyeye ulaşamamışken 100 milyar dolar hedefini tutturmak pek mümkün gözükmüyor. Ulaşacaksak da bunun nasıl olacağı konusunun aydınlatılması gerekir.” şeklinde konuştu. 

İki liderin son dönemde sık sık bir araya geldiğini dile getiren Akıncı, “Ankara-Moskova hattında tarihte hiç olmadığı kadar sık görüşmeler yapılıyor. Bu yakınlaşmayı S’400’lere ilişkin durum da ortaya koyuyor. Aslında bu mesele, uzun zaman önce çözüme kavuştu. Neticede Rusya’dan S-400’leri alma konusunda bir talebimiz oldu ve kendileri de bu isteğimizi kabul etti. Bilindiği gibi bu konu, ABD’yle aramızda anlaşmazlık nedeni halini aldı. Ancak Türk-Amerikan ilişkilerindeki problemleri, yalnızca S-400’ler üzerinden okumamak gerekir. Zira Washington, bizim üzerimize baskı kurabilmek için füzeleri almamızı bahane olarak kullanıyor. Oysa ki sorun, Türkiye’nin Suriye’de göstermiş olduğu başarıların Beyaz Saray’ı rahatsız etmesinden kaynaklanıyor. Washington, Ankara’nın dış politika yönelimlerinin kendi çıkarlarını engellediğine inanıyor. Bu yüzden de Türkiye’yi rahatsız etmek için bahaneler buluyor. S-400 konusu da bu bahanelerin başında geliyor. Elbette bu anlaşmazlıklar, Moskova’yı da tatmin ediyor.” yorumunu yaptı. 

Cenk BAŞLAMIŞ (Gazeteci-Yazar) 

Gazeteci Cenk Başlamış, Moskova’da gerçekleşen zirvede, iki ülkenin de ilişkileri derinleştirme çabası gösterdiğini belirterek, ABD’yi tedirgin edecek mesajların verildiğini söyledi. Başlamış, “Sekizincisi düzenlenen Üst Düzey İşbirliği Konseyi (ÜDİK) Zirvesi’nin gündemi hayli yoğundu. Suriye İç Savaşı’ndan ikili ekonomik ilişkilere, Türk Akımı’ndan Akkuyu’da kurulacak nükleer santrale kadar pek çok konu ele alındı.” dedi. 

Görüşmedeki en önemli konunun iki ülke arasındaki askeri işbirliği ve bu bağlamda Türkiye’nin Rusya’dan satın alacağı S-400’ler olduğunu belirten Başlamış, “Ortak basın toplantısında askeri işbirliği konusunun birkaç kez dile getirilmesi dikkat çekici oldu. Erdoğan, Türkiye’nin egemen bir devlet olarak istediği ülkeden her türlü silahı alma hakkına sahip olduğunu söylerken, Putin de ABD’nin “damarına basmak istercesine”, iki ülkenin modern silahları da birlikte üretebileceği mesajını verdi.” açıklamasında bulundu. Bu kapsamda Başlamış, “Basın toplantısında yapılan değerlendirmelerde, Rusya ile Türkiye arasında başta ticari dengesizlik ve doğal gaz fiyatları olmak üzere çeşitli konularda görüş ayrılıklarının bulunduğu anlaşılsa da Putin için asıl önemli olan, askeri alandaki işbirliğine vurgu yaparak ABD’ye iğneleyici mesajlar göndermekti. Hatta Rus lider, normal şartlar altında Moskova için öncelikler listesinin başında yer alan İdlib Meselesi hakkındaki bir soruyu bile, ‘Türkiye’yle istediğimiz noktada değiliz ama ilerlemeler de mevcut’ sözleriyle geçiştirmeyi tercih etti.” diyerek iki ülke arasındaki askeri ilişkilerin Rus lideri memnun ettiğini vurguladı. 

Ankara ile Moskova arasındaki yakınlaşmada ABD faktörünün etkisini de değerlendiren Başlamış, “Tarafların işbirliği yapabileceği pek çok alan bulunuyor. Dahası iki ülke de aralarındaki dostane münasebetleri, ABD’ye karşı koz olarak kullanmaya çalışıyor.” dedi.

Yazının orjinalini okumak için tıklayın