Sıra dışı bir yabancı savaşçının portresi

Sıra dışı bir yabancı savaşçının portresi

5 Ekim 2020 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Söyleşi: Okay Deprem

Donbass’ta 2014’te patlak veren savaşın en başından beri bölgeye dünyanın pek çok farklı bölgesinden bir dolu yabancı savaşçının geldiği biliniyor. Bunların her birinin haliyle bambaşka geliş motifleri, amaçlarının olmasının yanı sıra, sahada savaştıkları süre de oldukça farklılık arz etti. Aralarından bazıları çatışmalarda hemen en baştan sona kadar yer alırken, bazıları da nispeten kısa yoğunluklarla bulunduktan sonra bir şekilde ülkelerine dönebildi. Gene de, gerek memleketlerine kolay kolay dönemeyecek olmaları, gerekse bir takım diğer kişisel sebeplerden ötürü, azımsanmayacak bir oranı da DNR-LNR adlarıyla bildiğimiz tek taraflı bağımsız cumhuriyetlerde kaldılar günümüze kadar. İşte bugünkü söyleşimizde, onlardan birinin öyküsünü, nam-ı diğer bir halk milisinin hikâyesini yansıtıyoruz sizlere. İsmi Mario, yaşı 44 ve geldiği ülke Slovakya. Gerisini ondan dinleyelim…  

-Mario, Rusçayı nerede öğrendiniz? 

-1976 doğumluyum. Dolayısıyla ÇSSR (Çekoslovakya Sosyalist Cumhuriyeti) dönemine az çok yetiştim ve ortaöğrenim kurumlarında Rusça dilinin zorunlu olduğu yılların sonuna denk gelebildim.    

-Memleketiniz Slovakya’da ne işle uğraşıyordunuz?   

-Özel şoförlük yapıyordum.  

-Aileniz, çocuklarınız var mı?  

-Hayır yok ve hiç olmadı.  

-Donbass’a tam olarak ne zaman geldiniz? 

-2014 yılının haziran ayında.   

-Peki, geliş güzergâhınız nasıl oldu, tam olarak nerelerden geldiniz? 

-Baştan sona karayoluyla. Önce Belarus’a geçtik, ardından da Rusya üzerinden bölgeye. 

-Anlaşıldığı kadarıyla tek başınıza gelmediniz...

-Evet, bir arabada dört kişiydik. Savaşmaya gelen üç erkek bir de bir kadın arkadaşımız. 

-Sınırı tam olarak nerede geçtiniz ve ne şekilde, legal veya illegal olarak mı? 

-Rusya’nın Donetsk kenti-İzvarino sınır kapılarından. Lugansk Halk Cumhuriyeti’ne (LNR) yasal olarak geçtik. 

-Yani yaz başında dahi belli bir sınırı milisler kontrol etmeye başlamıştı, öyle mi? 

-Evet. Sonra da Lugansk üzerinden doğruca Prizrak (Hayalet) Tugayına (Alçevsk-LNR sınırları içerisinde bir şehir) gittik. 

-Sizi Ukrayna’nın güneydoğusundaki antifaşist direnişe katılmaya sevk eden politik duyarlılık, duygusal refleks nereden geliyor? 

-Herhalde hem anne hem de baba tarafından olmak üzere aileden. Her iki tarafta da dedelerim İkinci Dünya Savaşı’nda faşist Hitler ordularına karşı yurtsever savunmaya katılmışlardı. Kısacası aileden gelen yurtsever, partizan bir geleneğimiz var. 
 

Mario-Okay Deprem

 

-Alçevsk’e varmanızı takiben olaylar nasıl gelişti? 

-İşte ulaşır ulaşmaz hemen söz konusu askeri birliğe katıldık. İlk aylarda yaşadığımız ve hiç unutamadığım hadise, Ukrayna savaş uçaklarının askeri kışla ve civarını yangın bombaları ile vurmasıdır. Sonucunda dört kişi olay yerinde ölürken yedi kişi de ağır şekilde yaralanmıştı.  

-2014 senesinin yazında hangi cephelerde bulundunuz genel olarak? 

-Lugansk Vilayeti’nin pek çok yerinde. Özellikle de Alçevsk ve çevresinde bulunan Pertopavlivka gibi yerleşim yerleri ve kırsalında.   

-Hiç yaralandığınız oldu mu? 

-Evet, 26 Ağustos’ta. Hem de ağır yaralandım. Alçevsk’te üç hafta kadar tedavi oldum. 

-Muharebeler genelde şiddetli mi yaşanıyordu, özel olarak neleri anımsıyorsunuz? 

-Öyle, bilhassa Ukrayna güçleri bize karşı faşistçe, gaddarca davranıyorlardı. Örneğin, çatışmalarda bizim taraftan ölenlerin cesetlerini ele geçirdikten sonra bir takım sivil araçlarla bunları bize doğru yolluyorlardı ve gelen cenazelerin hali içler acısı, tarif edilecek gibi değildi. Surat ve vücutlarına Neo-Nazi işaret ve armalarını bıçaklarla kazımak, gene belirli uzuvlarını, tırnaklarını sökmek gibi uygulamalarda bulunuyorlardı. Bazen de, çarpışmalarda esir aldıkları yoldaşlarımıza yoğun işkence tatbik etmek suretiyle onları öldürüyorlardı.   

-Savaşta çok sayıda yakın silah arkadaşınızı kaybettiniz mi? 

-Evet, hem de çok, onlarca diyebilirim.  

-Savaşmak, hele hele yabancı, bambaşka bir coğrafyada bir savaşa katılmak zor muydu?  

-Evet, gerçekten de zordu. Öncelikli olarak da coğrafi nedenlerden ötürü. Düşünün; hiç bilmediğiniz topraklardasınız; genelde saatler, günler boyunca cephe hattında civarı hiç ama hiç bilmeden ilerliyorsunuz. Üstüne üstlük çoğu kez de gece şartlarında, karanlıkta…  

-Prizrak Tugayında ne kadar ve nerelerden yabancı gönüllü savaşçı vardı? 

-Tam sayısını hatırlayamasam da, çok. Sırbistan’dan, Polonya’dan, Çekya’dan, İtalya’dan, Macaristan’dan… 

-2015’teki son büyük muharebe olan Debaltsevo Harbi’nden sonra pozisyonunuzda bir değişiklik oldu mu?

-Mayıs 2015’te Aleksey Mazgovoy (Prizrak’ın efsane devrimci-komünist komutanı) öldükten sonra Donetsk’e gitmeye karar verdim.  

-Bu arada, Mazgovoy’un öldürülmesini siz hangi kaynaklara bağlıyorsunuz? 

-Bana kalırsa Ukrayna tarafından değil yani Ukrayna Ordusu veya istihbaratı bağlantılı değil. Diğer bir deyişle; Donbass, LNR içi ilişkili. Bunun temel sebebi de şu ki; bu denli profesyonelce planlanmış bir suikastı, bir yabancının, dışarıdan birisinin kolay kolay örgütleyemeyecek olması gerçeği.  

-Savaşta sizin tarafın mı yoksa Ukrayna cephesinin mi kayıpları daha fazlasıydı size göre? 

-Halk milislerinin yani bizlerin tarafının zayiatı daha çoktu bana göre.  

-Donetsk’e geçtikten sonra tam olarak ne yaptınız? 

-2015 Haziranında iki kişi Donetsk’e varır varmaz orduya bağlı topçu birliğine katıldık.  

-O zamandan bu yana geçen sürede Donetsk ve çevresindeki askeri göreviniz sırasında ilk elden aklınıza gelen olay ve durumlar nelerdir?  

-Yakından tanıdığım savaşçılar arasında çok sayıda ölen oldu.  

-Gelinen noktada sizin gibi yabancı savaşçıların faaliyetlerinde, konumlarında ne gibi değişimler gerçekleşti? 

-Özellikle 2017’ten başlamak kaydıyla, İkinci Minsk Anlaşması’nın ilgili maddelerinin hayata geçirilmesi kapsamında, karşı tarafa vereceğimiz her türden silahlı yanıt kısıtlanmaya başlandı. 2018’te ise nihai bir gelişme yaşandı ki o da; bizden her askere, karşı tarafa kayıtsız-şartsız ateş etmeyeceğimize dair bir kontrat imzalattılar. Ukrayna saflarından ateş edilse, ilk atışı onlar yapsa dahi, bizim yanıt vermemiz kati suretle yasaklanıyordu.  

-Donetsk’te düzenli askeri hizmetiniz dışındaki vaktinizi nasıl geçiriyorsunuz? 

-Bazen sinemaya gidiyorum, televizyon seyrediyorum. Açıkçası, fazla da değişik aktivitemiz olmuyor.  

-Bu altı sene zarfında hiç Slovakya’ya gitme fırsatınız oldu mu? 

-Hayır, hiç olmadı. Zaten gidişim güvenli de değil, çok riskli. Malum, Slovakya da NATO’nun, ABD’nin kontrolü altında. Gider gitmez henüz sınırda gözaltına alınacağım ve hatta tutuklanacağım aşikâr.    

-Donbass’taki insanları, eski Ukrayna’nın güneydoğusundaki Rus nüfusu, Rusça konuşan halkı Slovakya nüfusu ile kıyasladığınızda neler söyleyebilirsiniz? 

-Buranın insanı birbirine daha bir yakın ve çok daha samimi. Slovakya’da ise öyle değil. Orada insanlar çok daha mesafeliler birbirlerine karşı. Herkes kendi başına özetle, ev–iş/iş-ev; başka bir hayatları pek yok.  

-Peki bu açıdan Lugansk ile Donetsk bölgeleri arasında bir fark gözlüyor musunuz?  

-Hayır, kanaatime göre neredeyse yok.  

-Bundan sonrası için savaşla ilgili ne türden tahmin ve öngörülerde bulunabilirsiniz?  

-Ukrayna’nın bu saatten sonra gideceği fazla bir yol yok. Pek çok şey Rusya’nın elinde, ona bağlı durumda. Putin bir keresinde; ‘Bölgedeki Rusların ölmesine artık müsaade etmeyeceğini’ açıklamıştı. Ne var ki, savaş her şeye rağmen devam ediyor…   

-Memleketiniz Slovakya’da halk Ukrayna-Donbass ve Rusya münasebetleri üzerine genel olarak hangi düşünce eğilimlerine sahip? 

-Gelinen noktada Slovakya nüfusunun mühim bir kesimi bu meselede Rusya Federasyonu’nun tarafında, Rusya’yı destekliyor.   

-Diğer bir taraftan, kardeş cumhuriyetiniz Çekya’da bu bağlamda durum nasıl? 

-Orada da, Ukrayna’nın mevcut iktidarına karşı olma ve Donbass sorunu başta olmak üzere bölgesel ihtilaflarda halkın pozisyonu en az Slovakya’daki gibi yani Rusya lehine. 

-Son olarak, Donetsk’te nerelerden ve tam olarak ne kadar yabancı savaşçı kaldı bildiğiniz kadarıyla? 
         
-Artık fazla değil. Gene de Sırbistan, Kolombiya, İspanya, Amerika, Brezilya gibi ülkelerin her birinden bir veya birkaç kişi var halen. 2015 Ağustos’una kadar herkes gönüllüydü. Ondan sonra ise kademeli olarak resmileşen ve kurumsallaşan ordu birliklerinde resmi-maaşlı hizmet verilmeye başlandı.