Şehir hastanelerinde son perde

Şehir hastanelerinde son perde

28 Kasım 2019 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ “başarı hikayesi” olarak adlandırmıştı. Başarı hikayesi denilen şehir hastaneleri, “kamu özel işbirliği modeli” ile yapılırken, mevcut Bakan Fahrettin Koca’nın geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamaya göre bundan böyle  “genel bütçe kaynakları ile yapılacak. Devletin zarar ettiğini kabul eden Sağlık Bakanı açıklayamadı ama bugüne kadar yapılan 20 şehir hastanesi için toplamda 40 milyar doların üzerinde kira ve hizmet bedeli ödendi.

Neden "başarı hikayesi?"

Tek kişilik hasta odaları. Tuvalet, banyo, televizyon, buzdolabı olan 5 yıldızlı otel  konforu. 1607 yatak kapasitesi. 466 bin 400 metrekare kapalı, 281 bin 500 metrekare açık alan. 4 ana hastane binası. 413 poliklinik odası, 253 yoğun bakım ünitesi ile 43 ameliyat masası. 3 bin 200 araçlık kapalı, 200 araçlık açık otopark. Helikopter pisti. İşte bunlar, açılışı 5 Mayıs 2018 günü Cumhurbaşkanı tarafından yapılan Kayseri Şehir Hastanesinin bazı özellikleriydi.

Neden olmadı?

İlk sorun, “Sağlıkta Dönüşüm” projesinin baştan beri hastaya müşteri odaklı yaklaşmasıyla başladı. Yapılan sağlık yatırımları kâr etmek amacıyla gerçekleştirildi. Devlet, şirkete “hasta sayısı” garantisi vermişti. Bu ne anlama geliyordu? Müşteriniz (hastanız) olmasa da devlet üstünü tamamlayıp, ödeme yapıyordu. Yani müşteri garanti ediyordu. 

Projeye bakalım: 2012 yılında yürürlüğe giren bir yasa ile devlet, öncelikle, özel sektöre hastanenin yapılacağı alanı tahsis etti. Özel sektör de bu alana hastane binasını yaptı. Tıbbi donanımı tamamlayarak, işletmesini devletten devir aldı. Devlet bunun karşılığında 25 yıl, bina yapım süresi olan 2,5-3 yılı da ilave ederek yaklaşık 28 yıl kira ödemeye başladı.  

Bu proje ilk bakışta sanki, devlet şehrimize, bölgemize kamunun eksik yatak ihtiyacını karşılayacak, 1500, 2000 yataklı, modern bir hastane kazandıracakmış gibi görünmekteydi. Ancak, devletin ödediği yıllık kira bedelleri o kadar yüksek oldu ki, 3-4 yıllık kira bedeli ile devlet tüm hastaneyi kamu kaynakları ile yapabilecekken, 28 yıl yüksek kira ödeyerek kamu kaynaklarının ciddi miktarda israfına yol açmaktaydı. 

Yüklenici firma ile devlet arasında yapılan sözleşme gereği, devlet, Türkiye ortalamasında hastane doluluk oranı %62 iken, yüklenici firmaya %70 doluluk oranı garanti etmekteydi. Üstelik, şirketlere ödenecek para sadece kira bedeli değildi. Hastanelerdeki görüntüleme, laboratuvar, bilgi işlem, güvenlik, temizlik, yemekhane, otopark vs. gibi bütün hizmetler şirkete bırakılmaktaydı. 

Şehir hastaneleri projesi ile torunlarımızı dahi borçlandırmış olduk. Halkımızın ücretsiz hizmet alabileceği devlet hastanesi kalmadığı gibi, işletmesinin özel sektöre devredilmesi yoluyla devlet hastanelerinin özelleştirilmesi projesi de devreye girmiş oldu. 

Geçtiğimiz hafta Sağlık Bakanı açıkça ifade etmese de, şehir hastanesi projesi artık sürdürülebilir olmaktan çıktı.  

SON SÖZ: Sağlık yatırımında amaç, kâr etmek olamaz.