'Sansür isyanı'

'Sansür isyanı'

17 Aralık 2018 Pazartesi  |   Günlük

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, mahkemelerce getirilen link yasaklama kararlarının internet medyası tarafından gündeme alınmamasını şöyle eleştirdi:

"Sulh Ceza Hâkimlikleri'nden gelen erişim engelleme kararları, yeterince incelemeden ve basmakalıp gerekçelerle link yasaklanmasının örnekleriyle dolu.

Ne "unutulma hakkı" konusunda Anayasa Mahkemesi'nin getirdiği kriterlere dikkat ediliyor, ne de "kişilik haklarının ihlali"nde somut kriterler uygulanıyor. Bu haliyle erişim engelleme kararları, sansür işlevi görüyor. Uzmanlık mahkemeleri kurulmadığı, basın ve ifade özgürlüğünün sınırlamasını önleyecek içtihatlar geliştirilmediği sürece de böyle olmaya devam edecek.

Üzücü olan, internet medyasının link karartmaya karşı çıkmaması, gündemine almaması. Her hafta bu köşede duyurduğum engelleme kararlarına bile ilgi gösterilmiyor. Sadece Kıvanç Tatlıtuğ'un başvurusu sözkonusu olduğunda alıntı yapılıyor; onda da kararın içeriği ve hukuka aykırılığı üzerinde durulmuyor. "Ünlü bir sanatçının herkese açık bir plajda eşinin kendisine güneş yağı sürerken çekilmiş fotoğrafı neden özel hayata müdahale olsun?" sorusu sorulmuyor. 

Sadece Tatlıtuğ kararı da değil. Örneğin Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği'nin "Hasankeyf taşıma ihalesi iptal edildi bakanlık soruşturma açtı", Babaeski Sulh Ceza Hâkimliği'nin "Mahkeme 5 ay hapis cezası verip sonra 'Pardon cezayı iptal ettik' dedi", Antalya 4. Sulh Ceza Hâkimliği'nin "Kargıcak plajı 5.5 milyon liraya kiralık", Konya 2. Sulh Ceza Hâkimliği'nin "İmara açılacak ağaçlık arazi mahkeme kararıyla kurtuldu" haberlerini engellemeleri hukuka uygun mu? Ve tabii özellikle soruşturma ve yargılama haberlerinin bu şekilde engellenmesi basın ve ifade özgürlüğüne engel oluşturmaz mı? Bu sorular da sorulmuyor, tartışılmıyor.

Umarım internet medyası, gazetecilik meslek örgütleri ve hukukçular, bir çığ haline dönüşmeden eğilir bu sorunun üzerine..."

Yazının tamamını okumak için tıklayın