'Şam'la yeni bir başlangıç'

'Şam'la yeni bir başlangıç'

16 Şubat 2019 Cumartesi  |   Günlük

Gazeteci Ceyda Karan'ın Soçi zirvesiyle ilgili olarak Medya Günlüğü yazarı Aydın Sezer'le RSFM için yaptığı söyleşiden bir bölüm:

"Suriye’deki savaşı bitirmeye soyunan Astana sürecinin ortakları Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dördüncü zirvelerini Soçi’de gerçekleştirdi. İdlib’deki radikal unsurlara, ABD’nin nisan itibarıyla çekileceğini söylediği Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik olası gelişmelere ve özellikle Ankara-Şam yakınlaşmasını sağlama unsurlarının öne çıktığı zirve sonrasında üç liderin olumlu açıklamaları dikkat çekti. 

Zirveyi ve liderlerin verdikleri mesajları Medya Günlüğü sitesinin yazarı ve analist Aydın Sezer ile konuştuk. 

Aydan Sezer’e göre, zirvede üç lider de ‘büyük ölçüde aynı temelde duruyor’ görüntüsü sergiledi. Ancak Türkiye’de 31 Mart’ta düzenlenecek yerel seçimlere dikkat çeken Sezer, Erdoğan’ın İdlib başta olmak üzere Suriye’deki beklentilere hızla yanıt veremeyeceği bir ortamda, ‘ortaklarıyla’ sorun yaşamak istemeyen bir tutum takındığı görüşünü dile getirdi. Ancak Sezer, seçimler olmasa ve iç siyasetteki ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ‘hassasiyet’ bulunmasa, Erdoğan’ın zirvede daha farklı konuları gündeme taşıyabileceği izlenimi edindiğini vurguladı: 

“(Üç ülke de) Büyük ölçüde aynı zeminde aynı temelde duruyor gözüküyor. Ancak şöyle bir husus var. Türkiye’deki yerel seçimlerin zamanlaması ve özellikle Cumhur İttifakı, Bahçeli-Erdoğan ittifakı ile ilgili hassasiyetler çerçevesinde Türkiye’den İran ve Rusya’nın başta İdlib olmak üzere Suriye’deki beklentilerine hızla yanıt verebileceği bir ortam zaten mevcut değil. Dolayısıyla Türkiye bu noktada gerek tansiyonun artırılmaması için gerekse iç kamuoyuna olumsuz yansımaları olmaması için bu bir buçuk aylık dönemde Suriye konusunda hiç olmazsa Soçi’de Astana ortaklarıyla bir sorun yaşamak istemiyor. Fakat zirve ile ilgili yapılan açıklamalar, zirve sonunda yapılan açıklamalardan da şunu fark etmek mümkün. Putin ve Ruhani, Astana sürecine verdikleri önemi defalarca belirttiler, özel vurgular yaptılar. Astana şöyle önemlidir, böyle önemlidir dediler. Hatta Putin, ‘Katılmak isteyen başka ülkeler de var’ dedi. Ancak Türkiye, Erdoğan iki ayrı cümle ile çok enteresan göndermede bulundu. Birincisi ‘Astana, Cenevre’nin alternatifi değildir’ dedi. Bu Amerika’nın ve Avrupa Birliği ülkelerinin de zaten üzerinde durdukları bir konu. İkincisi de bir sorun çıkarsa Suriye’de Astana ortakları arasında, bir söz vardır ‘denizi geçip derede boğulmak, dereyi geçip çayda boğulmak’ gibi, onu anımsatan bir göndermede de bulundu. Sanki seçimler olmasa, Bahçeli hassasiyeti olmasa, Sayın Erdoğan çok daha farklı şeyler gündeme getirecekmiş gibi bir hissiyat oluştu bende.”

Zirve sonunda Erdoğan’ın daha önce Rusya liderinin de ortaya attığı Adana mutabakatına yaptığı atfın önemine dikkat çeken Sezer, bu durumun, Türkiye’nin Suriye politikasının şekilleneceği temel bir başlangıç noktasına işaret ettiğini dile getirdi. Sezer’e göre bu çerçevede Şam ile iştigal artık bir ‘mecburiyete’ doğru gidiyor. Türkiye’nin Suriye’deki savaş öncesinde bu ülkeden PKK/YPG kaynaklı bir meselesinin bulunmadığını anımsatan Sezer, “(Sözü edilen) Bu ‘beka sorunu’ eğer varsa, bu bizim Suriye politikamızın sonucu olarak kendi kendimizin yarattığı bir sonuç olarak ortaya çıktı” anımsatması yaptı."

Söyleşinin devamını okumak için tıklayın