Salgın ve köleliğe dönüş

Salgın ve köleliğe dönüş

29 Ekim 2020 Perşembe  |   Mentor

Mentor

"Bütün amaçları personelini korumak olan patronlar salgınla beraber müthiş bir özveri gösterip onların evden çalışmasına izin verdiler!?"

Acaba gerçekten böyle mi? Elbette değil kira, elektrik parası, yakıt hepsini işçinin sırtına yükleyip aynı ücretle çalıştırmaya devam ediyorlar. Eminim bu iş salgın sonrası da devam edecek, zamanla uzaktan çalışan insanlar işten çıkarılacak ve evden "parça başına" çalışmaya zorlanacaklar. Zamanla tüm sosyal haklarını kaybedip "modern köle" olacaklar. Aslında bu diğer ülkelerde çok önceden başlayan bir gelişme ve kapitalizmin evrildiği yeni aşama ama bu gelişme çalışma şartları açısından zaten Orta Çağ kapitalizmini yaşayan Türk özel sektörü ve çalışanı için için felakete giden yolun başlangıcı olabilir. 

Artık tüm dünya biliyor ki, bir sermaye sahibinin temel amacı kârını maksimize etmektir ve işler olağan akışına bırakıldığında kazanç hırsı çalışma şartlarının çok kötüleşmesine ve modern köleliğe neden olmaktadır. Yaşam etki-tepki döngüsünde sürer ve çok geçmeden bu aşırı kâr hırsı Marx ve işçi sınıfı bilincini doğurur, kısa sürede tüm dünyanın iktidar değişiklikleri ile sarsılması mevcut durumu değiştirmeye ve ehlileşmeye mecbur eder. Bu şekilde günümüz demokrasilerinin sol ideoloji ile biçim verilmiş modern haline ulaşırız. Demokrasilerde en önemli unsur "hukukun kayıtsız şartsız üstünlüğüdür", çalışan kesimi vahşi kapitalizmin çarklarından çıkarıp nispeten refaha kavuşturan bu hukukun üstünlüğü kavramıdır. 

ABD ve İngiltere sanayi devrimine öncülük etmiş, bireyciliğin güçlü olduğu ülkelerdir ancak aşırı bireyciliğin ekonomi için iyi sosyal yaşam için kötü olduğunu gören Anglosakson kültürü rekabeti yasalarla düzenlemiş ve bireyciliğin doğurduğu olumsuz sonuçları törpülemeyi başarmıştır. 

İşte burada gelişmelerin Türkiye için vahim sonuç doğurabileceği noktaya geliyoruz. Türk özel sektörünün çok önemli bir defosu var: Özellikle Özal döneminde başlayan dışarı açılma politikasından sonra hâli vakti yerinde aileler çocuklarını yurt dışına eğitime yoğun olarak göndermeye başlamış. Yurt dışında eğitime, yabancı dil öğrenmeye falan karşı değilim ancak burada bir tür asimilasyon yaşanmış "Beyaz Türkler"in kafasında var olan "Ah biz Türkler..." anlayışı ABD ve İngiltere gibi baskın kültüre sahip ülkelerde bu insanların kısa sürede asimile olup ülkelerine yabancılaşmasına neden olmuş ama onlar için de yabancı konumları devam etmiş ve ülkeye dönmek zorunda kalmışlar. Ülkede de büyük bir hüsnü kabul görmüşler, Türk özel sektörünün büyük kısmı tepeden inme atamalarla bu asimile Anglosaksonlara teslim edilmiş. Çoğunun ABD şirketlerinde kısa süren çalışma deneyimleri var, kısa ama etkili çünkü tüm varlıkları ile kendilerini Anglosakson kültürüne adamışlar. 

Elbette döner dönmez şirketlerinde aşırı rekabet ve maliyet düşüşünü uygulamaya başlamışlar, Türk patronlarda da buna pek bir bayılmış, nasıl bayılmasınlar kazançlar sürekli artmış... 

Ancak burada çalışanlar için tam anlamıyla felaket var çünkü yazının başında anlattığım gibi Türk hukuk sistemi, sistemin ithal edildiği ABD ve İngiltere kadar güçlü değil. Orada çalışanları korumak için konulmuş çok güçlü ve uygulanan yasalar var. İşyerinde psikolojik şiddet (mobbing) zorbalık (bullying) gibi kavramlar literatüre girmiş oysa Türk özel sektöründe psikolojik şiddet ve zorbalık günlük uygulamalar, asimile Anglosaksonlar Türk hukuk sisteminin defolarından faydalanarak Türk özel sektörünü tam bir vahşi kapitalizme döndürmüş. Özel sektör çalışanlarının çoğu psikolojik şiddet, zorbalık, aşırı baskı, düzensiz çalışma saatlerine zorlanma ve sürekli geriye giden sosyal haklar nedeniyle depresyonda, antidepresan ilaçlar gündelik olmuş, çoğu mutsuz ve tükenmiş durumdalar. 

Şimdi bir de bunların üstüne pandemi arkasına gizlenmiş "evden çalışma" geldi; yarın bir gün bu evden parça başına çalışma geleceği kesin görünüyor, Türk özel sektörü giderek vahşi kapitalizme dönüyor. 

Bu asimile Anglosaksonların zararı sadece çalışanlarına mı? Kesinlikle hayır. Türk özel sektörü neden Kore, Japonya gibi atak yapamıyor, neden global şirketi yok, neden teknolojide geriyiz sorularının cevabı bir ölçüde bu asimile Anglosakson özel sektör bürokratlarının da suçudur. 

Ben tesadüflere inanmam, ülkenin son 100 yılda başardığı en önemli teknolojik gelişmenin ( SİHA'lar) yerel kimliğini koruyan bir aile şirketinden gelmesi hiç de şaşırtıcı değildir. 

Peki özel sektör çalışanları hızla Orta Çağ karanlığına gömülürken bu ülkenin sosyal demokrat partisi CHP nerededir? Her zaman oldukları yerde, hiçlikte olduklarına  eminim. Halkla, çalışanlarla bağları kopuk olduğu için böyle bir sorunun varlığından bile haberdar olduklarını sanmıyorum.  

Yukarıda anlattığım ve bugün özel sektörde yaşanan bu hikâye yaklaşık 17-18 milyon çalışanı doğrudan ilgilendiriyor ve acı çekmesine neden oluyor. Bunu fark etmeyen bir ana muhalefet partisi asla iktidar olamaz, tek işlevi vardır o da iktidarın kalıcı olmasına yaramak....