Saklambaç oyunu gibi…

Saklambaç oyunu gibi…

11 Kasım 2019 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Hayatta öyle anlar vardır ki, mesela gün batımları… Uçsuz bucaksız maviliğin sonunda gitse de hiç bitmeyecek bir saklambaç oyunu gibidir. 

Nedir beni tutkuyla bağlamışlığı bu gün batımlarının? Her şehirde, her bölgede, her kıtada renklerinin farklılığı mı? Her vedasında bambaşka güzellikte iz bırakışları mı? Ya da her gidişin sonrası yeniden doğacak olmasının verdiği güven mi? O yakıcı gücün ürkütmeden, ihtişamla, sessizce kuytuya çekilişi mi? Sizi bilmiyorum ama ben gün batımlarına aşığım.  

Özellikle yaz aylarında, nerede olursam olayım gün batımından önce koşa koşa eve dönerdim. Olur da güneşin batışını kaçırırsam, sanki o günü eksik yaşamışlık duygusu oluşurdu içimde... Koltuğuma oturup arkama yaslanır, o kızıllığın ruhuma dokunan maviyle birleşimini içime çeke çeke en son noktasına kadar hani derler ya gözünü kırpmadan aynen o şekilde, bir kadeh kırmızı şarap eşliğinde keyifle göz ziyafeti yaparak izlerdim… Eğer gökyüzünde biraz da bulut varsa (ki olurdu çoğunlukla) o bulutların her biri ayrı tonda nefis renkleriyle sevinç açtırırdı yüreğimde… Hoş, şimdi kışın da kaçırmamaya çalışıyorum. Lakin yaz mevsimi bir başka tatta… Yanımda keşke eşim, sevgilim olsa birlikte izleyebilsek diye iç geçirdiğim çok anlar da olmuştur. Lakin bu eş, sevgili hayali şu yaşıma kadar hiç gerçekleşmedi vesselam…   

Çok sevdiğim arkadaşım California tatilinden bir fotoğraf atmış bana, bu sabah uyanınca gördüm. Bir yaşlı çift tahta bir bankta oturuyor. Yaşlı adam uzaklara müthiş bir sevgiyle bakıyor. Yaşlı kadın da gözlerini kapatıp sanki güneşlenirken o sıcaklığı tüm iliklerine kadar çekercesine bir teslimiyetle eşine yaslanmış. Bir eli eşinin bacağının üzerinde, diğer eliyle belinden sarılan kocasının elini tutuyor. Yüzlerinde, vücut dillerinde mutluluk ve huzur duygusu bronz heykellerine yansımış. O kadar çok etkiledi, o kadar çok beğendim ki bu fotoğrafı…  

Öncelikle bu yaşlı çift kimmiş merak ettim, sonra bu heykellerini yapan kişiyi hayranlıkla merak ettim nasıl da duyguları yansıtabilmiş. Çünkü geçen gün güneşin batışını izlerken “Mutlu olduğum bir anı, hislerimi nasıl satırlara dökebilirim? O mutluluğun ölçüsünü, şiddetini nasıl puanlıyabilirim?” soruları  geçiyordu aklımdan.... Bu fotoğraf özlemini duyduğum bir hayat arkadaşlığının bilinçaltı duygusallığımı tetikledi resmen…   

Arkadaşları ve aileleri tarafından Hi ve Lo olarak bilinen Herman ve Lois Dorkin çifti, California’daki  Balboa Adasını 1940'ların başlarında keşfetmişler, sonra o kadar çok sevmişler ki bu adayı, temelli yaşamaya karar verip 1947 yılında taşınmışlar. Hatta evlerinin köşe duvarını yıkıp yemek odalarını camdan inşa ederek böylece etrafta dolaşan insanları selamlayabilecekleri denize sıfır hale getirmişler. Birbirlerine olan aşkları, ada ve okyanusla ve tabii ki gün batımıyla harmanlanmış… 

Alzheimer hastalığının Lois'in hayatını talep etmesinden sadece bir yıl önce 2003 yılında adadaki günlük yürüyüşleri sonrası çift - 92 ve o 89 yaşlarındalar- Newport Limanı'nından gün batımını izlerken Lois, kocasının omzuna sokulmuş, şapkasını eşinin pembe yanağına bastırarak ve gözlerini kapatarak mutlulukla serin esintiyi yüzünde hissettiği anlarda… Herman ise sol kolunu eşinin beline dolayarak sarmış ve yavaşça elini karısının bacağının üzerinde tutmuş. Karısı da o uzanan eli sakince yakalamış. Adamın yüreği gözlerinde gün batımına doğru akıyor. Kadının sağ eli kocasının bacağının üzerinde aşkla… 

Ve… 

Heykeltıraş Miriam Baker aynı gün yürüyüş yaparken birçok oturan çiftin arasından bu yaşlı mutlu çifti fark ediyor. İlk sözleri ise “Ah, ne tatlı”oluyor. Hemen o anda heykellerini yapma isteğiyle onlara doğru yaklaşarak bu isteğini gerçekleştirme şansının olup olmadığını soruyor. Bu istek karşısında şaşıran çiftten Herman emin olmadığını, oğullarına danışarak cevap vereceğini söylüyor. 

İki saat sonra ise, çift heykeltıraşı arayıp olumlu cevap veriyor. Baker sahneyi bankta yeniden yaratıyor ve her açıdan çiftin fotoğrafını çekiyor. Sonunda çiftin görüntüsünü küçük bir heykele dönüştürüyor. Herman 2007'de karısından üç yıl sonra vefat ediyor.  Ama heykeltıraş Miriam Baker’ın içinde daha büyük bir şey yapmayı hayal etme isteği sürüyor. Ve nihayet birlikte çalıştığı heykeltıraş Rhando Jones ile beraber Ada sakinleri ve belediye desteği ile gün batımlarına, okyanusa aşık çifti “Sunset” adını verdikleri bronz heykele dönüştürerek ölümsüzleştiriyorlar. 

68 yıllık evlilik… Gün batımını izlerken yüzlerindeki mutluluk… Ah! Zaten heykelleri yapılacak kadar ender böyle çiftler!

Susuyorum... 

Fotoğraf: Çiğdem Güzkan