Sakın siz Nagehan Alçı gibi yapmayın

Sakın siz Nagehan Alçı gibi yapmayın

21 Haziran 2019 Cuma  |   iyi

Hürriyet'in okur temsilciliği görevinden ayrılmasından sonra medya eleştirilerini kendi adını taşıyan sayfasında devam eden gazeteci Faruk Bildirici, Ekrem İmamoğlu- Binali Yıldırım canlı yayınının ardından devam eden polemikte Nagehan Alçı ile Ertuğrul Özkök'ü eleştirdi.

Bildirici'nin yazısından bir bölüm şöyle:

"Bir yanlış sürekli hale gelince doğruluk kazanmaz. Yanlışı tekrarlayanlar çoğalsa, sıradanlaşsa da yanlış olarak kalır.  Gazetecilik için de böyle. Bir gazeteci, mesleki hatasını sık tekrarlıyor ya da başka gazeteciler de aynı yöntemi kullanıyor diye doğru davranmış olmaz. 

Son zamanlarda medyada yayılan iki yanlıştan söz edeceğim. Birincisi haber yazmak ve bilgi vermek yerine soru sormak. İkincisi bir olaydan söz ederken nerede meydana geldiğini yazmamak.

Sıradanlaşmış görünen bu yanlışlara son olarak Nagehan Alçı ve Ertuğrul Özkök’ün yazılarında rastladım. Nagehan Alçı, İsmail Küçükkaya’nın iki adayın karşı karşıya geldiği televizyon programı öncesinde Ekrem İmamoğlu ile görüşmesini ilk dile getiren gazeteci. Bu olayın öyküsünü Habertürk sitesinde 19 Haziran’da yayımlanan “Türkiye’nin konuştuğu otel haberinin hikayesi” başlıklı yazısında aktardı. İki kaynağından yayın sırasında gelen mesajı katıldığı programda hemen dile getirmesini şöyle açıklıyor:

“Ben de her gazetecinin yapması gerekeni yaptım ve bu iddiayı bir soru olarak gündeme getirdim.”

Bu cümle sorunlu bir bakış açısını, bir gazetecilik yanlışını yansıtıyor. Bir iddiayı duyan her gazeteci Nagehan Alçı gibi davranmamalı. Hiçbir gazeteci duyduğu bir iddiayı soru olarak ortaya atmamalı. 

Adı üzerinde “iddia”. İddia haber değildir, araştırılacak veridir. Gazetecinin, bir iddiayı duyduğunda ilk yapması gereken hemen yazmak, söylemek değil, araştırmaktır. Hatırlarsınız, bugünlerde ABD’ye iadesi tartışmaları nedeniyle gündemde olan Julian Assange’ın kurucusu olduğu WikiLeaks, onbinlerce belgeyi kamuoyuyla paylaşmıştı. Kimileri bu faaliyete “sızıntı gazeteciliği” demişti ama sonra belge sızdırmanın gazetecilik olmadığı genel kabul gördü medya ve iletişim dünyasında. 

Zira belge sızdırmak ile gazetecilik arasında büyük bir fark var. Gazeteci, bir belgeyi ele geçirdiğinde, bir iddia duyduğunda onu araştırıp, diğer boyutlarını öğrenir. Doğrulanan iddia “gazetecilik ürünü” haline gelir; kamuoyuyla paylaşılabilir.

Doğrulanmamış bir iddianın hemen söylenmesi veya yazılmasının en önemli sakıncası, yanlış çıkma olasılığıdır. Nagehan Alçı’nın o akşam televizyonda söylediği, “Küçükkaya, İmamoğlu ile bir otelde görüştü” iddiası yanlış çıksaydı ne olacaktı? Seçimler öncesinde hem Küçükkaya, hem de İmamoğlu töhmet altında kalacaktı."

Yazının devamını okumak için tıklayın