Sağlığın anahtarı: Dengeli sindirim

Sağlığın anahtarı: Dengeli sindirim

31 Mayıs 2020 Pazar  |   Serbest Kürsü

Hindistan'ın antik tıbbı Ayurveda'ya göre midenin özgün ısı dengesi, sindirim süreçlerinin fizyolojik ve patolojik düzeyde işleyişi açısından oldukça önemlidir. İki bin yıldan daha eski Ayurveda kaynaklarında, mide ısısının içimizdeki güneş enerjisine denk geldiği ve yaşamın sürmesi için zorunlu olduğu vurgulanır. 

Günümüzden yaklaşık iki bin 200 yıl önce yaşayan ünlü hekim Acharya Charaka, mide ısısı ve yaşamla ilişkisi üzerine şunları aktarır:  

"Mide ısısı dengede tutulduğunda kişi uzun, mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürer. Mide ısısı dengesizleşirse metabolizma bozulur, hastalıklar görülmeye başlar. Mide ısısı tümüyle söndüğünde ise kişi yaşamını yitirir." (Cha.Chi.15 / 4.) 

Dengeli sindirimin sağlığın anahtarı olduğu, hastalıkların ise mide ısı dengesinin bozulmasıyla bağlantılı olduğu şeklindeki görüş, günümüzde de ilgiyle karşılanmakta. Eski çağ Ayurveda hekimleri belki besin değerlerini bugünkü gibi karbonhidrat, protein, vitamin, yağ ya da mineral olarak adlandırmayı bilmiyorlardı.  

Ancak görünüşe göre, sindirim kanalında ayrışan besin verilerinin bağırsaktan kana aktarıldığını ve vücudun yaşamsal işlevleri için gerek duyulan enerjinin bu yolla sağlandığını biliyorlardı.  

Midedeki enzimatik salınımla ortaya çıkan termal durumu anlatmak için "ısı" terimini kullanmak yerinde olacaktır. Ortaokul kimya bilgilerinden anımsanacağı üzere; ısı, sıcaklık yaratan bir enerji türüdür, sıcaklık ise ölçüdür. 

Ayurveda'ya göre canlı organizmadaki tüm sindirim ve özüştürüm süreçlerini yöneten dönüştürücü bir enerji vardır ve buna "Agni" denir. Agni enerjisi, mide ısısı (biyolojik enerji) ile özdeştir, bu nedenle sindirim ateşi ya da sindirim enerjisi olarak da bilinir. 

Sanskritçe bir Hint Avrupa dilidir, dolayısıyla pek çok Avrupa dili ile akrabadır. Sanskritçede "Agni", Latincede "İgnis" ve Rusçada "Agon" sözleri de aynı şekilde ateş anlamını karşılamaktadır.  

Sindirim ateşinin düzgün çalışmadığı zamanlarda hazımsızlık, halsizlik, ten renginde solgunluk, kabızlık, şişkinlik ve tansiyon sorunu gibi bir çok yakınma görülür. Agni enerjisi, beş duyu kanalında algılanan verilerin bilinçte sindirilmesi ve bellekte kaydedilmesi görevini de yerine getirmekle yükümlüdür.  

Ayrıca patojenleri ve sindirim atıklarını vücuttan atmak dahil, tüm boşaltım süreçlerini de "Agni" enerjisi yönetir. Yemek borusu, soluk borusu ya da deri yoluyla içimize aldığımız herhangi bir madde, enerjiye dönüşmeden önce fiziksel ve kimyasal değişikliklere uğrar.  

Bu işlemlerin ardından ortaya çıkan atıklarının, toksinlerin mutlaka boşaltılması gerekir. Oysa mide enerjisinin düşmesi ya da gereğinden fazla yükselmesi durumunda, sindirim tam gerçekleşemez ya da eksik gerçekleşir. Böylece sindirilemeyen yakıt ve diğer atıklar, fiziksel sistemden tümüyle boşaltılamamış olur.  

Atılamayan atıklar, hücresel sindirim sorunu yaşanan organ ve dokularda ya da eklemlerde ve karın bölgesindeki yağ hücreleri içinde birikerek, çeşitli sağlık sorunlarına yol açar.  

Herhangi bir ateşin kalitesini, yakacak kalitesi belirler. Mide ısısının niteliğini ise, tüketilen gıdaların kalitesi belirler. Gıdaların yerel, mevsimlik, taze, temiz, güvenli ve elbette şiddetten uzak olması, sindirim ateşinin kalitesini yükseltir, denge kalmasına destek olur. 

Gıda seçiminde temel ilkelerden biri şiddetten uzak durma ilkesi ise, Eskimolar ne yapsın peki, aç mı kalsınlar? Tarım yapamayacaklarına göre, Eskimoların çevrelerinde bulabildikleri Ren geyiği, balık, kuş ve yumurta gibi yiyeceklere yönelmeleri beklenen bir durumdur.  

Bulundukları coğrafyadaki hava koşullarına göre bu durum, Eskimoların çevreyle uyumlu ve dengeli bir yaşam kurduklarını gösterir. Vücuttaki yaşamsal işlevler, kişinin içinde bulunduğu çevredeki oksijen, su, gıda ve hava sıcaklığı gibi girdilere dayanan bir dengede gerçekleşir (homeostazis).  

Bir yandan mide ısısını dengede tutmaya çalışırken, diğer yandan soğuk içeceklerle ısıyı düşürmek bir çelişkidir. Öğünlerden önce, öğün sırasında ve sonrasında, oda sıcaklığından daha soğuk içecekler tüketmek, ateşe su dökmek gibi sindirim sürecine zarar verir. 

Agni dengesini sağlayabilmek için neyi, nasıl, ne zaman, ne kadar ve hangi gıdalarla birlikte tükettiğimiz önemlidir.  

Ayurveda'da vücudun tüm metabolik fonksiyonlarını yöneten, toplam 13 değişik Agni enerjisi bulunduğundan bahsedilir. Isı, ışık, değişim ve dönüşümü içeren herhangi bir işlem, bu Agni enerjilerinden biri ile ilgilidir.  

Agni enerjileri içinde en temel olanı besinsel sindirim ve özüştürmeyi düzenleyen Jatharagni'dir. Ayrıca yedi dokunun ve beş elementin her biriyle bağlantılı işlemler için ayrı Agni enerjisi devreye girer. Bununla birlikte, her bir Agni enerjisi sindirim performansına göre; dengeli, düşük, yüksek, değişken olmak üzere dört kategoriye ayrılır.  

Ayurveda psikolojisinde, sosyal anlamda da bir Agni'den söz edilir: Aile Ocağı. Adı üstünde, aile ocağında da bir ocak var. Sabah kalkarak bu ocağı yakan, ateşi kullanan ve kontrol eden kadındır.  

Buna göre, bir evi sıcak yuvaya ve o yuvayı huzurlu bir aile ocağına dönüştüren Agni, kadının enerjisidir, ancak erkeğin buna olanak sunması gerekir. Huzurlu, mutlu bir aile ortamı, aile üyelerinin sağlıklı ve dengeli bir sindirime sahip olmalarına katkı sağlar. 

Halil Ocaklı (halilocakli@yahoo.com)

Önceki yazılar:

http://medyagunlugu.com/haber/ayurveda-ve-korona-47000

http://medyagunlugu.com/haber/ayurveda-ve-doku-sagligi-47049

http://medyagunlugu.com/haber/dogunun-saglik-felsefesi-47094

http://medyagunlugu.com/haber/temel-ayurveda-ilkeleri-47139

http://medyagunlugu.com/haber/mevsimsel-beslenmenin-onemi-47195
 

Etiketler:  Halil Ocaklı