S-400 gölgesinde zirve

S-400 gölgesinde zirve

8 Nisan 2019 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki Moskova zirvesi bir anlamda S-400 füzelerinin gölgesinde yapılacak. 

Bu yıl üçüncü kez bir araya gelecek liderlerin buluşmasının görünen ve görünmeyen yanları var. 

Zirvenin görünen yüzünde sekizincisi düzenlenecek Üst Düzey İşbirliği Konseyi (ÜDİK) var. İki ülke arasındaki ilişkileri üst aşamaya taşımak amacıyla 2000 yılında kurulan ÜDİK uçak krizinin yaşadığı dönem hariç şimdiye kadar yedi kez toplandı. Hem Türk hem de Rus tarafının açıklamalarına bakıldığında zirve gündemindeki en önemli konuların başında Suriye’deki gelişmelerin geldiği görülüyor. Suriye’de “güvenli bölge” kurulması ve Fırat’ın doğusuna operasyon düzenlenmesi, Türkiye’deki yerel seçim atmosferinin de etkisiyle olsa gerek, gündemden düşmese de son dönemde Ankara tarafından çok yüksek sesle dile getirilmiyor. Rus kaynaklara göre, Erdoğan Putin'le görüşmesinde Suriye'de operasyon konusunu gündeme getirebilir. Buna karşılık Rusya açısından İdlib’in teröristlerden temizlenmesi meselesi aciliyetini koruyor. Moskova, teröristlerin elindeki son önemli bölge niteliğindeki İdlib’de bir an önce Suriye ordu birliklerinin hakimiyeti kurmasını istiyor. 

100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi koyan Türkiye ile Rusya, yaşadıkları ekonomik krizin etkisiyle şimdilik bu hedeften uzak görünüyor. Ancak, ikili ticarette birkaç yıl önce yaşanan düşüş durmuş ve yeniden yükselişe geçen hacim geçen yıl 25 milyar doları aşmış durumda. Denge, 17 milyar dolarla Rusya’nın lehine görünüyor. 

Zirve gündeminde enerjiyle ilgili iki önemli konu bulunuyor: 

Bunlardan ilki, bu yıl sonunda devreye girmesi planlanan “Türk Akımı” doğal gaz boru hattı projesi. Karadeniz’in Türkiye tarafındaki terminalin yapım çalışmaları sürüyor. Projeyle, biri Türkiye’nin ihtiyaçları için olmak üzere denizin dibine döşenen iki ayrı boru hattıyla Rus gazı taşınacak. Avrupa ülkelerine gaz ulaştıracak ikinci hattın güzergahı henüz kesinleşmedi. 

Diğer başlık ise, Türkiye’nin ilk nükleer santralinin inşa edildiği Akkuyu ile ilgili. Cumhuriyet’in 100. yılının kutlanacağı 2023’de ilk reaktörün devreye girmesi hedefleniyor. Şimdiye kadar çözüme kavuşturulamayan konu ise, Türk tarafının alması gereken yüzde 49 hissenin durumu. 

İki lider yukarıdaki konuları ele aldıktan sonra karşılıklı Kültür ve Turizm Yılı ilan edilmesiyle ilgili olarak ünlü Bolşoy Tiyatrosu’nda yapılacak törene katılacak. 

Zirvenin görünen yüzünde bu konular var. 

Görünmeyen yüzündeki en önemli konu ise, Türkiye’nin Rusya’dan satın almak için anlaşma imzaladığı S-400 hava savunma sistemi.

Bir yandan konuyla ilgili olarak iki ülke arasında herhangi bir anlaşmazlık yok ama diğer yandan Erdoğan’ın temmuz ayında ilk teslimatın yapılacağını açıkladığı S-400 füzeleri meselesi Moskova-Ankara-Washington hattında hızla bir krize evriliyor. 

Patriot füzelerini alma talebine önce olumsuz tepki veren ABD, Türkiye’nin S-400 füzeleri konusunda kararlı davranması üzerine tutum değiştirmeye ve Ankara’ya baskı yapmaya başladı. Washington, Rus füzeleri konusunda bir kaç yönlü baskı uyguluyor: Alınması halinde hem vermesi gereken F-35 savaş uçaklarını vermeyeceğini hem Türkiye’nin F-35 projesinden çıkarılacağını hem de yaptırımlar uygulayacağını söylüyor. 

S-400’lerin alınması, 15 Temmuz’dan sonra çokça konuşulan Türkiye’nin yörünge değiştirmeye hazırlandığı yolundaki yorumların ilk kez ete kemiğe bürünmesi açısından önem taşıyor.

Türkiye'den bakılınca manzara böyle görünüyor.

Moskova'daki bazı uzmanlar ise, Türkiye'nin gerçekte S-400'lere ihtiyaç duymadığını, bu konuyu kendi çıkarları için kullandığını ve ABD ile Rusya arasındaki çelişkilerden yararlanarak bölgesel konumunu güçlendirmeye çalıştığını, dolayısıyla füze meselesine büyük anlamlar yüklenmemesi gerektiğini ileri sürüyor.