Rusya’nın nüfus sorunu

Rusya’nın nüfus sorunu

17 Temmuz 2020 Cuma  |   Köşe Yazıları

Samih Güven

Temmuz ayı başında Rossiyskaya gazetesinde yer alan bir haberde Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rus ekonomisinde iş gücünün yetersiz olduğuna ilişkin görüşlerine yer verildi. Putin, yakın gelecekte iş gücü yetersizliğinin daha da belirgin hale geleceğini, bunun da ekonomik büyümenin ciddi bir sınırlayıcısı olacağını ifade ediyordu. 

Bu görüş Rusya ekonomisini takip eden yerli ve yabancı uzmanların sıklıkla dile getirdiği bir durumdu aslında. Fakat sayın Putin en yetkili ağızdan konunun ciddiyetle ele alınması gerektiğini ifade etmiş oldu. 

Genel olarak Rusya ekonomisindeki büyümeyi sınırlandıran faktörlere bakıldığında, bunların petrol ve doğal gaz bağımlılığı, yatırım ortamındaki sorunlar, iş gücü verimliliğinin düşük olması yanı sıra azalan aktif nüfus olduğu görülüyor. Salgın öncesinde genelde düşük büyüme oranına rağmen işsizlik oranının yüzde 4-5 gibi düşük bir seviyede seyretmesinin en önemli nedeni de aktif nüfusun azalıyor olması aslında. 

Bugün 17 milyon kilometrekare yüz ölçümü ile dünyanın en büyük ülkesi olan Rusya’nın nüfusu 146,7 milyon. Bu nüfus büyüklüğü ile Rusya Avrupa’da ilk sırada, dünyada ise dokuzuncu sırada yer alıyor. Kilometre kareye ise 9 kişi düşüyor. Bu sayı örneğin Türkiye’de 106, Almanya’da ise 232. 

Rusya nüfusundaki tarihsel gelişmelere kısaca bakılacak olursa, örneğin 1897 yılında imparatorluk dönemindeki nüfusun 128 milyon olduğu görülüyor. 1917 yılında ise Rusya nüfusu 91 milyon olarak hesap edilmiş. Bu yıldan itibaren nüfusun genel olarak yükseldiği ve 1991 yılında 148 milyona ulaştığı görülüyor. Tabii II. Dünya Savaşının getirdiği olumsuzluğu da not etmek gerekiyor. Malum tüm Sovyet coğrafyasında 26 milyon kişi hayatını kaybetmişti. 

Komünizmin dağılmasından sonra 90’lı yıllar boyunca nüfus açısından önemli sorunlar baş göstermişti Rusya’da. Bu yıllardan itibaren ölüm oranı doğum oranını geçmeye başlamıştı. Ortaya çıkan kötü koşullarda hem sağlık imkanları hem de yaşam kalitesi hızla bozulmuştu. Ayrıca önemli ölçüde göç olmuştu. Bunların sonucu olarak da nüfusta önemli bir azalma yaşandı. Rusya’da son 20 yılda yaşam koşullarında önemli iyileşmeler sağlansa da nüfustaki durağanlık devam ediyor. 2014 yılında 143,7 milyon olan Rusya nüfusu 2015 yılında Kırım nüfusunun dahil edilmesiyle 146 milyona yükseldi. 

Yapılan çeşitli projeksiyonlara göre önümüzdeki yıllarda Rusya nüfusunda azalma bekleniyor. Örneğin 2019 yılında Birleşmiş Milletler tarafından yapılan tahmine göre 2050 itibarıyla Rusya nüfusunun 135 milyona, Dünya Bankası tarafından yapılan tahmine ise 132 milyona düşmesi bekleniyor. 

Son yıllarda sevindirici bir gelişme doğumda yaşam beklentisinin yükseliyor olması. Yaşam beklentisi erkeklerde 67, kadınlarda ise 77’e yükselmiş durumda. Doğum oranı düşük ülkelerden biri olan Rusya’da devlet tarafından ailelerin daha fazla çocuk yapmasını teşvik etmek üzere çeşitli yardım programları uygulanıyor. Doğum oranı (1000 kişide) Rusya’da 1,5 seviyesinde iken örneğin Türkiye’de 2,1 civarında. Bu oran birçok Afrika ülkesinde 5-6 seviyelerinde. Diğer taraftan son yıllarda azalma gösterse de Rusya ölüm oranları nispeten yüksek bir ülke. İstatistiklere göre Rusya’da her yıl bin kişide 13 kişi hayatını kaybederken bu sayı örneğin Türkiye’de 6. 

Rusya’da iş gücü ise toplam 76 milyon civarında. Bunun 39 milyonu erkek, 37 milyonu kadınlardan oluşuyor. Erkeklerde iş gücüne katılım oranı yüzde 71, kadınlarda ise yüzde 56 seviyesinde. Rusya iş gücü açığını genel olarak BDT ülkelerinden gelen yaklaşık 12 milyon civarındaki göçmen işçi ile çözmeye çalışıyor. Ayrıca son yıllarda diğer ülkelerden nitelikli yabancı uzmanların ülkeye çekilmesine çalışılıyor. Ancak genel olarak büyük şehirlerde kiraların yüksek olması ve 2014 yılından itibaren gelirlerde yaşanan azalma yabancı uzmanlar için Rusya’nın cazibesini azaltıyor. Dolayısıyla daha fazla yatırım, büyüme ve gelir artışı bu açıdan önem taşıyor. 

Sonuç olarak Rusya’da azalan nüfus önemli bir sorun ve bu durum sayın Putin’in dediği gibi büyümeyi sınırlandıran bir faktör. Daha fazla yabancı uzmanın Rusya’ya çekilmesi ve teknolojik alt yapının güçlendirilerek iş gücü verimliliğinin artırılması konu bağlamında önem arz ediyor.

Yazının orijinalini okumak için tıklayın