Rusya: Tekelci devlet kapitalizmi

Rusya: Tekelci devlet kapitalizmi

15 Haziran 2020 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Aşağıdaki yazı, 1960’lardan bu yana Sovyetler Birliği’ni ama esas itibarıyla 1990’lardan bugüne kapitalist Rusya’yı ele alan ve “Rusya emperyalist mi?” sorusuna cevap arayan uzunca bir kitabın bölümlerinden biri olarak yazılmıştı. Kitabın hazırlıkları bitmek üzere, sanırım yıl sonunu bulmadan yayınlanacaktır; ancak hiç değilse bu bölümünü ayrıca yayınlamak gerek diye düşünüyorum. Yazıdaki referanslar, akademik yanı da bulunan bir kitap için uygun ve gerekli olmakla birlikte, popüler bir internet sitesi için fazlalık olacaktı; bu yüzden onları almadım. 

Hazal Yalın (@Hazal_Yalin)
 

Rusya kapitalizminin temel özgünlüğü 

Rusya kapitalizminin temel özgünlüğü şu: Çağdaş kapitalizm, feodalizmden değil, sosyalizmin, yani (diğer şeylerden başka) toplumsallaştırılmış dev bir sanayi üretiminin reddinden türedi. Bu, önemli; zira emperyalizmin temel bir niteliği: üretimin yoğunlaşması, sosyalizme de içkindir; oysa restorasyon süreciyle birlikte bu dev tesisler ya tamamen yok edildi ya da un ufak edildi. Şöyle de ifade etmek mümkün: Eğer emperyalist bir ülke olunacak idiyse, bu ancak Yeltsin iktidarının bu yönde yapacağı tercihle mümkün olurdu; ve bu tercih, ona uygun adımlar atılmasını gerektirirdi. Bu adımların başlıcaları, mali istikrarın derhal sağlanması, rublenin (şimdi büsbütün zayıflamış olan eski Sovyet cumhuriyetlerine çekim merkezi olmak için) güçlü (ve ileride belki de yeniden ortak) para birimi haline getirilmesi, sınai tesislerin korunması ve parçalanmasının önlenerek bankacılıkla birleştirilmesi olmalıydı. Bunlar yapılmadığı gibi, aslında tam tersi oldu. Demek ki restorasyon sürecinin bizatihi kendisi, kapitalizmin evrensel bir eğilimini: soygun ve talanı bütün ülkeye yaymakla yetinmiyor, aynı zamanda emperyalizmin olası temellerini de zayıflatıyordu; disipline edilmiş merkezi üretimin yerini şimdi tam bir anarşi almıştı.  

Devlet Federal İstatistik Hizmetleri, Federal Gümrük Hizmetleri ve Ekonomik Gelişme Bakanlığının verilerinden derlenen bir çalışmaya göre, 2015’de bile, sanayi ve tarım üretiminde hemen hiçbir alanda 1990 ölçeğine erişilememişti. Bu ilginç araştırmanın sonuçlarına bakalım. Temel sektörlerde durum şöyleydi: 

Elektrik enerjisi-yüzde 98.2; kömür-yüzde 94.2; doğal gaz-86.4; hayvansal yağ-31.1; kumaş-20.9 (bütün diğer giyim eşyalarında da yüzde 15-20); tuğla-46.9; çimento-74; betonarme blok- 7.4; çelik-76.7; traktör-2.4; biçerdöver-7.3; beyaz eşya 81.6; çamaşır makinesi-64.3; televizyon-85.1; otobüs-70.6; vagon-16.3; yolcu uçağı-22.1.  

Artış görülen biricik üretim alanları ise şöyle: Petrol ve sıkıştırılmış gaz-103.2 (yani yüzde 3.2’lik bir artış var); ahşap doğrama- 103.5; selüloz-104; suni gübre-124.4; sentetik reçine ve plastik-218; binek otomobili-109.1. 

Bütün bu oranlar, kapitalist restorasyonla birlikte girilen sınai çöküş tablosunu tamamlıyor. Ancak bu tabloda belki de en çok, elektrik ve doğal gaz (sanayiin belkemiği), traktör ve biçerdöver (tarımın belkemiği) ile tuğla, çimento ve betonarme blok (inşaat sektörünün belkemiği) oranlarına bakmak gerek. Böylelikle, özellikle tarımda mutlak bir çöküş görüyoruz. İnşaat sektörü, bilhassa Soçi Olimpiyatlarının ardından gelişme gösterse de, sosyalizmden sonra geçen 25-30 yıla rağmen 1990’ı pek aşamadı. Enerji üretimi ise gelişme anlamında fazla bir şey söylemiyor; zira birincisi, fosil yakıt üretiminin bütün ekonominin kaldıracı olarak esas itibarıyla ihracata yönelik olduğunu biliyoruz; ikincisi, elektrik üretimi de, sanayiden ziyade hizmet sektörünün ihtiyaçlarını karşılıyor.  

Ters eğilim: Tekelleşme 

İlk eğilim parçalanma, ikinci eğilim tekelleşme. Bu eğilimlerin iç içe olduğunu belirtmeye gerek yok. Ne var ki ikinci eğilim, ancak ilk eğilim bütünüyle tamamlandıktan sonra tayin edici hale gelir.  

Bu ne anlama geliyor? Şu: Tekeller bizatihi çöküş ve talan sürecinin içinde doğdular. Üstelik zaten, daha bu süreçte siyasi iktidar onlar üzerinde, onlar tarafından, onların çıkarlarını savunmak için teşkil edilmişti. İktidar değişikliği de aslında doğrudan doğruya bunun ürünüydü; Artyom Tarasov’un 1990’da “Siyasi olarak korunmamız gerekiyor,” deyişi, yeni iktidarın niteliğini gösteriyordu. Demek ki, restorasyonun 1987’de başladığını kabul edersek (ben, 1987 haziranında Rıjkov-Abalkin “reform”larını restorasyonun başlangıç tarihi olarak görüyorum) aradan üç yıl geçmişken bile yeni burjuvazinin hukuki konumu sağlam değildi. Bu, Ağustos darbesinin yenilgisinin ardından Yeltsin iktidarıyla birlikte kesin bir şekilde tesis edildi.  

Ancak iktidarın tesisi, kapitalist sistemin “ideal” işleyişi anlamına gelmiyordu. Oligarkların ve kaotik, gaspçı ve talancı oligark düzeninin nedeni buydu. Sistem, ancak iki derin krizin ardından (1992 ve 1998) nispeten istikrarlı bir nitelik kazandı. Bir başka deyişle Rusya’da kapitalizm, çöküş ve parçalanma yıllarının ardından esas itibarıyla Putin’in birinci dönem başkanlığından itibaren bir önceki kaos yıllarından köklü bir farklılık gösterir.  

Yeltsin yıllarını yeterince incelediğimize göre, şimdi uzun Putin yılları sonrası bugüne daha yakından bakmanın zamanı geldi.  

Öncelikle, şunları yukarıda görmüş bulunuyoruz: 2000 sonrasında enerji sektörüne dayanan bir planlı devlet kapitalizmi esas alındı; stratejik alanlarda uluslararası tekellerle birleşerek kontrolü onlara bırakmaya eğilimli oligarklar ya bütünüyle tasfiye edildi ya da sindirildi; siyasi iktidar baştan ayağa yeniden şekillendirilerek ülkenin birliği temsil eden başkan, prestiji ve elit niteliği yükselen ordu (daha genel olarak güvenlik bürokrasisi) ve geleneksel dışişlerine dayanan bir troyka kuruldu; orta burjuvazinin yükselmesini engelleyecek tedbirler alınırken iktidarın özellikle dış siyasetinde ve Rusya’nın bütünlüğü konusunda özel veya devlet tekellerinin etkide bulunma gücü ortadan kaldırıldı; ve bugün de Putin’in ilki 2008-2012 arasında başbakanlığı, ikincisi de başkanlık süresini sıfırlama girişimiyle birlikte iktidarın siyasi istikrarı kalıcı hale getirilmeye çalışılıyor. (Büyük salgın yüzünden anayasa referandumunun kaderi belirsizleşmiş olsa bile niyet açık. Bu, Mihail Delyagin’in dikkat çektiği gibi, neredeyse kesinlikle, büyük bir küresel kriz beklentisine işaret ediyor.)  

Demek ki 2000 sonrası Rusya ekonomisinin ve siyasi-sosyal yapısının şekillenişinde en önemli faktör, devlet kapitalizminin giderek artan ağırlığıdır. Tahmin edilebileceği gibi, IMF’nin en temel şikâyeti de bu: Kamuya ait şirketler daha verimsiz çalışıyor ve böylelikle ülkenin ekonomik performansını olumsuz etkiliyorlar, hızlı ve etkili özelleştirmelerle özel sektörün payı artırılmalı, ekonomik istikrar ve dinamizm güçlendirilmeli, vb. Bildik hikâyeler.  

İşe, kısa bir karşılaştırmayla başlayalım. Karşılaştırmaya Çin’le başlıyorum, ancak unutmamak gerek ki Çin ekonomisi yapısal olarak bütünüyle farklı ve oradaki rakamlar, bu nitelik farklılığından ötürü, aslında karşılaştırmaya pek elverişli değiller. Çin’de sosyalizmi özel sektör finanse ediyor. Sosyalist Çin, kapitalist Çin’den kazandığı parayla büyüyor. Tam bu yüzden, son 20 yılda devlet işletmelerine yapılan sübvansiyonun miktarı 2 trilyon doları buluyor. Bununla birlikte aradaki benzerlikler ve benzemezlikler gene de bir fikir verecektir.  

Çin’de 1999’da özel sektörün GSYH içindeki payı iki farklı araştırmaya göre yüzde 8.5 veya yüzde 13 gösteriliyordu. 1978 — 2011 arasında ise sınai üretimde devlet şirketlerinin payı yüzde 78’den 26’ya düştü. Üretimin geri kalanı, yabancı sermaye ile kurulmuş olanlar da dahil, özel şirketler tarafından yapılıyor. Devlet büyük ve kilit sektörlerde (başta enerji) üstünlüğünü korumakla birlikte, 2017’de toplam yatırımların yüzde 60.7’sini özel sektör yapıyordu. 

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın rakamlarına göre Türkiye’de bu oran, 2002’de yüzde 75’den 2018’de yüzde 87’ye tırmandı. ABD’de yüzde 85 seviyesinde, Avrupa ortalaması ise yaklaşık yüzde 70.  

Oysa Rusya’da oranlar tam tersi.  

Aslında devlet sektörünün ekonomideki payını hesaplamak pek kolay bir iş değil, bu nedenle genellikle farklı oranlar ileri sürülür. IMF’ye göre Rusya ekonomisinde devletin payı 2012-2016 arasında aşağı yukarı sabit kaldı; yüzde 32’den sadece yüzde 33’e yükseldi. Rusya’nın ekonomi idaresi için yüksek bürokrat yetiştiren, başkanlık idaresine bağlı Kamu Ekonomisi ve Amme İdaresi Akademisi’ne göre ise devletin payı 2000’de yüzde 31.2’den 2017’de yüzde 43.8’e yükseldi. Akademi, raporunda, devletin payını oluşturan şirketleri üç gruba ayırıyor: devlet ortaklıklı şirketler (KGU); bizatihi devlet organları (bakanlıklar, devlet daireleri, vb.) ve devlet tarafından finanse edilen yahut kontrol edilen ticari olmayan kurumlar (okullar, hastaneler, vb.) (SGU); bölünmez devlet girişimleri (kendilerine tahsis edilen mülk üzerinde mülkiyet hakkı bulunmayan devlet şirketleri) (GUP). Bunlardan ilk grubun (KGU) GSYH içindeki payı 2000’de yüzde 20’den 2017’de yüzde 28.7’ye; ikinci grubun (SGU) payı yüzde 7.1’den 13.7’ye çıktı; üçüncü grubun (GUP) payı ise yüzde 4.1’den 1.6’ya düştü. Liberal entelijensiya tarafından yönetilen akademinin adeta horgörüyle ifade ettiği gibi, birinci grup şirketlerin değeri, dünyada rekor kırıyor: (Çin hariç) 39 ülkenin ortalamasına göre bu tür şirketlerin pazar tahvilleri bütün şirketlerin yüzde 4’ü civarında olduğu halde, Rusya’da yüzde 46.2’si.  

Bunun altını çizmekte fayda var: Rusya’nın devlet ortaklı şirketleri (kuşkusuz başta enerji devleri), Rusya’daki bütün sermaye tahvillerinin yüzde 46.2’sini teşkil ediyor.  

Aynı yerde, Rusya Federal Anti-Tekel Hizmetleri (FAS) başkanı İgor Artemyev’in verdiği rakamlar ise çok daha astronomik: Ona göre, 2005’te GSYH’nın yüzde 35’i devlet tarafından üretilirken 2015’de bu oran yüzde 70’e çıktı. (2004’e bu göreve atanan Artemyev daha önce Yabloko partisinin duma grubu başkan vekiliydi.) Artemyev’e göre Rusya’da “ekonominin devletleştirilmesi, tekelci devlet kapitalizmi kurulması, iş dünyası ve iktidarın kaynaşması” süreci yürüyor; Kırım sonrası batıdan gelen yaptırımlar, bu süreci hızlandırıyor. Bu, son derece yerinde bir gözlemdir ve her ne kadar klasik liberal izlekten yapılmış olsa da, Rusya’nın bugünkü sosyal ve siyasi düzenini anlamak açısından temel bir öneme sahiptir.  

Artemyev’in şu sözlerini de nakletmeye değer: “Pek çok bölgedeki durumu ekonomik feodalizm diye adlandırmayı yeğliyorum. Ne özel sektör, ne kapitalist ilişkiler; ama vasaller ve prensler var, bu ikincisi de özel girişime müdahale eden devlet aparatı.” 

FAS’ın ertesi yılki raporu da aynı çerçevede. “2018’de Rusya Federasyonu’nda Rekabetin Durumuna Dair Rapor”a göre “Devletin ekonomideki rolünün güçlendirilmesi süreci yeni, nitel bir aşamaya girdi” ve devlet kural koymakla kalmayıp “ülkenin bütün ekonomik sistemini düzenlemeye çalışıyor.” Rapor, 2017 itibarıyla devletin ekonomideki payını yüzde 50 olarak tespit ediyor, ancak (sahipleri devletle ilişkili şirketleri katarak) yüzde 70’e kadar yükselebileceğini belirtiyor. Üç büyük özel bankanın (FK Otkrıtie, Binbank, Promsvyazbank) Bankacılık Sektörü Konsolidasyon Fonu idaresine devredilmesinin ardından devlet bankalarının sektördeki payı yüzde 59.2’den yüzde 66.2’ye yükseldi. “Devlet için devlet” (government to government. g2g) şeklinde özel bir anlayış da meydana geldi: bu anlayışta, devlet ihalelerinde ihaleyi veren de alan da devlet teşkilatları. Kimi özel şirketler ise doğrudan alımlar ve imtiyazlarla rekabetten uzak ve ayrıcalıklı durumdalar: örneğin Kerç köprüsü (Arkadiy Rotenberg’in) Stroygazmontaj’a böyle ihale edildi. (Stroygazmontaj’ı 2019 sonunda Gazstroyprom satın aldı; Gazstroyprom’un pek az hissesi özel şahıslarda; büyük bölümü ise Gazprom ve Gazprombank’a ait. Böylece Gazprom, inşaat ihalelerini verdiği şirketleri de alma yoluna girmiş oluyor. Demek ki bir kez daha, stratejik sektörlerde mutlak bir devlet tekeli tamamlanırken, tıpkı Abramoviç’in Sibneft’inde olduğu gibi, satın alınan şirketlerin eski sahipleriyle sulh yoluna gitmek tercih ediliyor.)  

Aşağıda, Rusya’nın dev şirketleri ve ortaklıklarıyla ilgili görece ayrıntılı bir tablo bulacaksınız. (Tablonun ilk 6 sütunu, Rusya’nın önde gelen derecelendirme kuruluşu RAEX’in raporundan özetlenmiştir. “Sermaye bileşimi” sütununu ise ben hazırladım.) Ancak mevcut durumun tam niteliğini gözler önüne seren bir örnek vermezsek, tablo da yeterince açıklayıcı olmayacak.  

Örneğimiz, tabloda 14. sırada gördüğünüz elektrik enerjisi devi İnter RAO olsun. Bu şirketin yüzde 29.56 hissesi, aslında kendisine bağlı olan İnter RAO Kapital’e ait. Yüzde 27.63’ü Rosneftegaz’ın. Yüzde 8.57’si FSK YES’nin.  

Şimdi; tabloda üçüncü sıradaki Rosneft’in yüzde 50+1 hissesinin devlete ait olduğunu görüyoruz. Rosneftegaz, işte bu Rosneft’in kontrol hisselerinin sahibi olan devlet kuruluşu.  

FSK’nın yüzde 80’i Rosseti’nin. Rosseti’nin ise yüzde 88’i Devlet Emlak İdaresinin, yüzde 1.3’ü de Gazprom’un. Birinci sıradaki Gazprom’un yüzde 50.2’si devletin; üstelik tıpkı Rosneft gibi kuruluş kanunu gereği diğer ortakların şirket stratejisine etki etme imkânı yok. 

FSK’nın yüzde 16.5’i Moskova Borsası yeddiemin idaresinde, yüzde 0.6’sı Devlet Emlak İdaresi’nin, geri kalanı küçük hissedarların.  

Moskova Borsası hisselerinin yüzde 62’si küçük hissedarlarda. Yüzde 11.8’i Merkez Bankası’na, yüzde 10’u Sberbank’a, yüzde 8.4’ü devlet tekeli olan VEB’ye (eski Dış Ekonomi Bankası), yüzde 6’sı Avrupa Yeniden İnşa ve Gelişme Bankası’na ait. Demek ki borsa üzerinde aslında Merkez Bankası’nın kontrolü var.  

Bu arada, tablodan göreceğimiz gibi, Sberbank’ın da yüzde 50+1 hissesi Merkez Bankası’nın (daha doğrusu, 2020 şubat başına kadar öyleydi). 

Bu karmaşık ilişkilerden yararlanarak hesap yapmaya girişmeyeceğim; ancak İnter RAO örneği, devletin özel sektörün en azından enerjiyle ilgili belli bir bölümünü de gizlice kontrol ettiğini gösteriyor.  

Bununla birlikte, bütün bunlar hiç de devletin tek başlı olduğu anlamına gelmiyor. Nitekim, örneğin az önce gördüğümüz gibi, aslında bir devlet kuruluşu olan FAS veya hükümete bürokrat yetiştirmekle görevli Amme İdaresi Akademisi gibi kurumlar, devletin ekonomideki rolünü IMF’yi aratmayacak şekilde eleştiriyorlar. Dolayısıyla, ekonomi idaresinde liberal kanat (başını Merkez Bankası çekiyor) ile “muhafazakâr” kanat (bilhassa Medvedev sonrası hükümet) arasında gerilim olduğunu söylemek mümkün. Bu durum en çok, 2020 şubat ayında, hükümetin Merkez Bankası’nı, Sberbank hisselerini kendisine satmaya zorlamasıyla ortaya çıktı.  

Tablo 2 (aşağıda) bize şunları söylüyor: 

(1) Petrol ve doğal gaz alanında (buna elektrik de eklenebilir) neredeyse tam bir devlet tekeli var. Esrarengiz LUKOYL’u dışında tutmak gerekirse, bu alandaki özel şirketler aslında Gazprom ve Rosneft tekelinin programı çerçevesinde hareket ediyorlar. (Bunun bir diğer nedeni ise diğer şirketlerin Transneft’e bağımlılığı; o da neredeyse tamamen devlet kontrolünde.) Başka deyişle, özellikle Gazprom, hemen bütün temel alanlardaki yatırımlarıyla (doğal gaz, petrol, finans, sigortacılık, inşaat, vb.) devlet sektörünün motoru. Enerji alanındaki başlıca oligarklar: Vagit Alekperov, Vladimir Bogdanov, Gennadiy Timçenko, Leonid Mihelson, Andrey Melniçenko. Gazprom ve Rosneft, Merkez Bankası’nın tersine, devlet eliyle merkezileşmeyi temsil ediyorlar. Neoliberal dönemin ruhuna uygun olarak Merkez Bankası ise hükümetten bağımsız.  

(2) Devlet, Sberbank, VTB, Gazprombank ve diğer bankalardan başka Bankacılık Sektörü Konsolidasyon Fonu eliyle bu sektörün de büyük bölümünü kontrol ediyor. Hatırlayacağımız gibi FAS, 2018 itibarıyla devlet bankalarının sektördeki payını yüzde 66.2 olarak ilan etmişti. Bu sektörün en büyük oligarkları: Mihail Fridman, German Han, Aleksey Kuzmiçyov, Pyotr Aven (AlfaBank). 

(3) Temel sektörlerden madencilik ve metalurji ise neredeyse bütünüyle oligarklara terk edilmiş durumda. İlk 50’de bunun tek istisnası, değerli maden ve elmas çıkartan, Zimbabve’deki yatırımları dikkat çeken devlet tekeli Alrosa. Burada karşımıza çıkan en önemli isimler şunlar: Roman Abramoviç, Aleksandr Abramov, Aleksandr Frolov, Gennadiy Kozovoy, Vladimir Lisin, Oleg Deripaska, Vladimir Potanin, Aleksey Mordaşov, Andrey Melniçenko, Viktor Raşnikov, Alişer Usmanov, Vladimir Skoç, Farhad Moşiri, Dmitriy Pulmyanskiy, İgor Zyuzin. 

(4) Makine sanayii (ağır sanayi), demiryolları ve havayolları neredeyse bütünüyle devlet kontrolünde.  

(5) Rostelekom dışında telekomünikasyon alanı da neredeyse bütünüyle özel sektörde. Bu alanda başlıca oligarklar: Yevtuşenkov ailesi, Mihail Fridman, German Han, Mihail Kuzmiçyov, Alişer Usmanov. Başka deyişle AlfaBank, telekomünikasyon alanının önemli bölümünü kontrolü altında tutuyor.  

Bütün bunlar olağanüstü bir sermaye temerküzüne işaret ediyor. Ne var ki başta enerji, ağır sanayi ve kısmen bankacılık olmak üzere, devletin kontrolü sağladığı sektörlerden oligarkların uzak tutulduğunu görüyoruz. Bu, emperyalist sistemin doğasına uygun olmayan bir tablo. Keza, devlet sektörü dışında bankacılık ve sanayi sermayesinin birleşme eğilimlerinin zayıf olduğunu da görüyoruz. Bunun hemen hemen tek istisnası, AlfaBank ile telekomünikasyon ilişkisi. Devlet sektöründe ise bu iki sermaye grubu ayrılmaz bir birlik içinde bulunuyor. Madencilik ve metalurjinin neredeyse bütünüyle oligarklara terk edilmiş olması, bu ilginç tabloyu tamamlıyor. (Şimdilik buraya bir not düşmek; kitabın son gözden geçirmesi esnasında da son durumu ortaya sermek gerekecek. 20. sıradaki Nornikel’in mayıs ayı sonunda Norilsk’te neden olduğu büyük çevre faciası sonrası Kremlin’in tepkisi, dahası, felaketin bedeli olarak Nornikel’in kamulaştırılması çağrıları, son derece dikkat çekici. Bu çağrıların karşılık bulacağını sanmıyorum; zira (Berezovskiy ve Hodorkovskiy örneklerinde görüldüğü gibi) iktidar, ancak sulh yoluyla sonuç alamadığında oligarkları müsadereye kadar varan tasfiye yoluna başvuruyor. Ancak bütün bu gelişmeler belki de bir kısım daha oligarkların temizlenmesi yolunda bir adımdır; belki Abramoviç’in İsrail’e taşınma sevdası da böyle bir temizlik girişimini sezdiğindendir.) 

Tablo 2: Rusya’nın en büyük 50 şirketi.

 Şirketler grubu veya şirketUzmanlık2017 — 2018 arası büyüme (%)2018 kârı (vergi öncesi) (milyon ruble)Net kârSermaye bileşimi
1Gazprom*Petrol ve doğalgaz26.418525621528996Yüzde 50.2 devlet, 24.1 Amerikan Mevduat Alındısı (ADR) sahipleri, 25.6 özel ve tüzel kişiler.
2LUKOYLPetrol ve doğalgaz36.6773019621102Kesin bir bilgi yok; ancak şirketin başındaki Vagit Alekperov, yüzde 50’nin yabancı girişimcilere, yüzde 20’nin kendisine, yüzde 10’unun da başkan yardımcısı Leonid Fedun’a ait olduğunu söylemişti. 
3Rosneft*Petrol ve doğalgaz34.2832000649000Yüzde 50 + 1 devlet, 19.75 BP, 18.93 QH Oil, 11.32 hisse sahipleri.
4Sberbank**Finans6.81046200831700Yüzde 50 + 1 Merkez Bankası, 45.04 yabancı tüzel kişilikler, 1.81 yerli tüzel kişilikler, 3.15 özel girişimciler.
5Rusya Demiryolları*Nakliye ve lojistik7.26839835408Devlet tekeli.
6Rosteh*Makine ve araç3.3veri yok128000Devlet tekeli. 
7SurgutneftegazPetrol ve doğalgaz32.41038895850361Ortaklıkları son derece karışık. Kontrol fiilen, genel müdür Vladimir Bogdanov’un elinde.
8X5 Retail GroupPerakende ticaret18.33904028642Yüzde 47.86’sı Alfa Grup, 11.43 Intertrust Trustees, yüzde 3’den az hisselerin yüzde 40.62’si borsada, geri kalanları şirket yöneticileri ve demirbaş.
9MagnitPerakende ticaret8.24307233864.52018’de yaşanan büyük satışların ardından yüzde 26.06’sı doğrudan veya dolaylı olarak VTB’ye ait. VTB de dahil hisselerin yüzde 95.54’ünü Moskova Borsası’nın yeddi eminliği kontrol ediyor. Yüzde 4.46 hisse ise özel veya tüzel kişiliklere ait.
10VTB Bank*Finans-1.6214400178800Yüzde 92’si devletin.
11Rosatom*Çok yönlü holding6.8veri yokveri yokDevlet tekeli.
12Rosseti*Elektrik enerjisi7.7166131124678Yüzde 88 devletin.
13Transneft*Nakliye ve lojistik10.8277711225413Yüzde 78.55’i devletin, 20.85’in itibari sahibi Moskova Borsası yeddieminliği.
14İnter RAO*Elektrik enerjisi10.79217871675Yüzde 34 borsada serbest işlem görüyor; 30 İnter RAO Kapital adlı, kendi şirketine ait; yüzde 28 de Rosneft’e ait.
15TatneftPetrol ve doğalgaz33.7273789211548Yüzde 34 Tataristan Cumhuriyeti, 23 The Bank of New York Mellon. Ancak kuruluş kanunuyla Tataristan’ın alınacak kararları veto hakkı var.
16NOVATEKPetrol ve doğalgaz42.6228534182947Yüzde 23.49, Gennadiy Timçenko’nun Volga Group, 16.29 Fransız Total E&P Arctic Russia, 7.32 Leonid Mihelson ile Yedinaya Rossiya milletvekili Leonid Simanovskiy’in sahibi olduğu Levit, 14.39 Kıbrıs merkezli SWGI Growth Fund, 38.51 diğer. 
17YEVRAZDemir çelik28201438.9155437.1Yüzde 28.77 Abramoviç, 19.41 Aleksandr Abramov, 9.69 Aleksandr Frolov, 5.77 Gennadiy Kozovoy.
18Sistema, AFKTelekomünikasyon12.152228-38304Yüzde 64.38 Yevtuşenkov ailesi.
19NLMKDemir çelik29.2171736141152Yüzde 84.03 Kıbrıs merkezli Fletcher Group Holdings Ltd. Yüzde 83.16 hissesi fiilen yönetim kurulu başkanı Vladimir Lisin’in elinde.
20Norilskiy NikelDiğer madenler (bakır, kurşun, çinko, kalay, nikel, alüminyum, titan, magnezyum)37.7245552.9192502.9Yüzde 27.82 Kıbrıs merkezli Aktivium Holding B.V. (Oleg Deripaska), 23.79 Kıbrıs merkezli Bonico Holdings Co. ve 6.18 Kıbrıs merkezli ICFI Ltd. (her ikisi de Vladimir Potanin’in offshore şirketleri).
21MegapolisToptan ticaret7.916988.813359.2Yüzde 49.85 İgor Kesayev’in Hollanda merkezli Megapolis Investment, yüzde 20 Philip Morris ve Japan Tabacco.
22RusalDiğer madenler (bakır, kurşun, çinko, kalay, nikel, alüminyum, titan, magnezyum)11.3122902.3106855.1Yüzde 50.10 En+ (onun yüzde 44.95’i Oleg Deripaska’nın B-Finance, yüzde 21.68’i VTB); yüzde 26.50 SUAL Partners (Viktor Vekselberg); yüzde 6.78 çokuluslu Glencore.
23Aeroflot*Nakliye ve lojistik14.899345713Yüzde 59 devlet (doğrudan veya dolaylı), 35.7 kurumsal girişimciler.
24SİBUR HoldingKimya ve petrokimya sanayii25.1138253110760Yüzde 48.5 Leonid Mihelson, 17 Gennadiy Timçenko.
25SeverstalDemir çelik17.4158442128678Yüzde 77.03 Aleksey Mordaşov.
26SUEKKömür sanayii29.193010.573250.5Yüzde 92.2 Andrey Melniçenko.
27Magnitogorsk Metalurji KombinesiDemir çelik1711165482575Yüzde 84.3 Mintha Holding Limited (Viktor Raşnikov), 4.2 The Bank of New York Mellon.
28MetalloinvestDemir çelik24.5132691.6103657.1Yüzde 49 Alişer Usmanov, 30 Vladimir Skoç, 10 Farhad Moşiri.
29LentaPerakende ticaret13.214817.311794.3Yüzde 34 (Amerikan) TPG Group, 7.37 Avrupa Yeniden İnşa ve Gelişme Bankası.
30Obyedinyonnaya Aviastroitelnaya Korporatsiya*Makine ve araç-8.9-18681-18514Yüzde 95.9 devlet.
31Gazprombank*Finans3.35306039539Yüzde 29.76 Gazprom, 16.25 Gazprom Kapital, 41.58 “Hükümet Dışı Emeklilik Fonu Gazfond”. Gazfond da fiilen tamamen devlet kontrolünde.
32Sahalin EnerciPetrol ve doğalgaz25.4veri yok128440.1Yüzde 50 Gazprom, 27.5 eksi 1 Shell, yüzde 12.5 (Japon) Mitsui, 10 (Japon) Mitsubishi.
33RusGidro*Elektrik enerjisi3.14785931837Yüzde 61.2 devlet, 13.1 VTB.
34YevroHimKimya ve petrokimya sanayii23.746495.333882.8Andrey Melniçenko kontrol ediyor.
35Vımpel-KommunikatsiiTelekomünikasyon2.4205509351Yüzde 47.9 Veon Ltd. (Mihail Fridman, German Han, Mihail Kuzmiçyov); 19.7 (Norveçli) Telenor; 8.3 (Hollandalı) Stichting Administratiekantoor Mobile Telecommunications Investor 
36Obyedinyоnnaya Stroitelnaya Korporatsiya*Makine ve araç3.235692217Devlet tekeli.
37MegaFonTelekomünikasyon4.32909332854Yüçde 56.32 AF Telekom Holding (Alişer Usmanov); 18.96 Gazprombank; 22.52 Megafon Finans.
38AlfaBankFinans24.4156927.1127630.5Yüzde 32.86 Mihail Fridman; 20.97 German Han; 16.32 Aleksey Kuzmiçyov; 12.40 Pyotr Aven (bankanın başkanı).
39M.Video-EldoradoPerakende ticaret62115758365Yüzde 38.2 Safmar Grup (Mihail Gutseriyev); 15 (Alman) Mediamarkt; 46.8 borsada serbest işlem görüyor.
40RostelekomTelekomünikasyon4.91943915012Yüzde 45.04 Rusya Emlak İdaresi; 12.01 (kendisine bağlı) Mobitel; 3.96 VEB.
41TMKDemir çelik24.850042142Yüzde 65.06 TMK Steel Holding (Dmitriy Pumlyanskiy); 34.90 borsada serbest işlem görüyor.
42SlavneftPetrol ve doğalgaz30.33891731235Yüzde 86.53 Invest Oil (2013 itibariyle onun da yarısı Gazprom’a ait); 6.59 Gazprom Invest; 6.66 TOC Investments (Kıbrıs merkezli).
43Toyota MotorToptan ticaret15.215670.612386Bütünüyle Japon sermayesi.
44MeçelDemir çelik4.51621713536Yüzde 75’lik sıradan hisselerin yüzde 52.61’i İgor Zyuzin, gerisi borsada; yüzde 25’lik ayrıcalıklı hisselerin yüzde 40’ı Skyblock (kendisine ait); gerisi borsada.
45StroygazmontajMühendislik, sınai ve altyapı inşaatları-1613839.49865.6Arkadiy Rotenberg’in dev şirketini, 2019 sonunda Gazprom’a bağlı bir müteahhitlik şirketi satın aldı.
46Japan Tabacco RossiyaTütün4.933193.326248Tamamı Japan Tabacco.
47Diksi GrupPerakende ticaret5.61206.3941.5Yüzde 51 İgor ve Sergey Katsiyev; 49 Sergey Studennikov ve karısı.
48Philip Morris Sales and MarketingTütün7.44694.43304.5Bir tanesi hariç bütün hisseleri (Alman) Philipp Mohr – Gesellschaft.
49Alrosa, AK*Değerli maden ve elmas911461290404Yüzde 33.03 Rusya Emlak İdaresi; 25 Saha Cumhuriyeti (Yakutya) Emlak ve Toprak İşleri Bakanlığı; yüzde 8 Saha Cumhuriyeti Bölgeler İdaresi (şirketin faaliyet gösterdiği her ilçenin yaklaşık yüzde 1’lik payı var); yüzde 33.97 diğer. Zimbabve’deki yatırımları dikkat çekici.
50Volkswagen Grup RusMakine ve araç21.711445.68749Tamamı Volkswagen ve bağlı şirketlerde.

* Rusya’nın kanunla tanımlanmış “Stratejik Girişimler ve Teşkilatlar Listesi”nde. 

** Sberbank’ın da, Merkez Bankası’ndan hükümete devredilmesinin ardından bu listeye girmesi bekleniyor.  

Tablo 2 büyük önem taşımakla birlikte eksik kalacak, meğerki Rusya’nın bu dev şirketlerinin dünya sıralamasındaki yerini göstermezsek. Bunun için Forbes’un “The World’s Largest Public Companies” listesine bakacağız.  

Bu iki listenin hazırlanma ilkeleri birebir örtüşmüyor; RAEX-600 listesi üretim hacmine, Forbes’un listesi ise toplam satış, kâr, varlıklar ve pazar değerine göre hazırlanıyor. Ancak gene de Forbes, bize dört başı mamur bir fikir verecektir. 

Forbes listesi en büyük 2000 şirketi içeriyor. Listede toplam 564 ABD, 218 Çin, 51 Almanya, 59 Fransa, 229 Japonya, 10 Türkiye, 27 Rusya şirketi var.  

Listeyi daraltalım. İlk 1000 içinde toplam 306 ABD, 110 Çin, 36 Almanya, 42 Fransa, 105 Japonya, 7 Türkiye, 13 Rusya şirketi var. Rusya şirketleri sırasıyla: Gazprom (40), Sberbank (56), Rosneft (82), Lukoyl (129), Surgutneftegaz (305), VTB Bank (397), Novatek (542), Norilskiy Nikel (586), Transneft (658), Tatneft (673), Rusal (962). Bunların en önemli ilk üçünün devlet tekeli olduğunu hatırlayalım.  

Daha da daraltalım. İlk 100 içinde 38 ABD, 16 Çin, 8 Almanya, 4 Fransa, 9 Japonya, 3 Rusya şirketi var.  

İlk 10 içinde ise 5 ABD, 4 Çin ve 1 Japonya şirketi bulunuyor. 

Listeye göre, Rusya’nın ilk 100’deki şirketlerinin satış hacmi, ilk 100’ün toplam satış hacminin ancak yüzde 2.2’sini, kârların ise 2.4’ünü teşkil ediyor. Buna karşılık listedeki diğer ülkeler için bu sıralamalar şöyle: ABD-42.6 ve 44.7; Çin-16 ve 23.9; Almanya-9.6 ve 5.2; Fransa-3.9 ve 2.8; Japonya-9.5 ve 6.8. Demek ki Rusya, küresel tekellerle karşılaştırıldığında pastadan ancak pek az bir pay alıyor.

***

Hazal Yalın: Çoğunluğu klasik Rus edebiyatından kırktan fazla çevirisi var. Aralarında Tolstoy, Dostoyevski, Saltıkov-Şçedrin, Gogol, Turgenyev, Puşkin, Zamyatin, Kuprin, Gonçarov, Leskov, Grin, Zoşçenko, Strugatski Kardeşler gibi yazarların bulunduğu çeviriler, Kırmızı Kedi, Kitap, İthaki, Helikopter, Remzi gibi yayınevlerinde yayınlanıyor. Güncel makaleleri genellikle Yakın Doğu Haber’de (ydh.com.tr) yayınlanıyor.

Etiketler:  Rusya Ekonomi