Rusya ekonomisi salgından nasıl etkilendi?

Rusya ekonomisi salgından nasıl etkilendi?

12 Haziran 2020 Cuma  |   Köşe Yazıları

Samih Güven

Bu yılın ocak ayında başbakanlık görevine getirilen Mihail Mişustin’in bu göreve getirilmesindeki en önemli sebepler vergi gelirlerinde sağladığı önemli artışlar ve vergi idaresinde sağlamış olduğu etkinlikti. 

Bir teknokrat olarak tüm kurumların kalitesinin artırılması, teknolojik dönüşüm ve yapısal reformların hayata geçirilmesi anlamında umut bağlanmıştı kendisine. Ancak bir başbakan olarak onun açısından bakıldığında salgın nedeniyle planlarını hayata geçirme fırsatı bulamadan, harcama politikalarıyla ekonomiyi savunma çabasında iken virüsten etkilenmesi talihsizlik oldu. Neyse ki sağlığına kavuştu ve kaldığı yerden devam ediyor. Ama işi kolay görünmüyor. 

Rusya ekonomisi 2014 yılında baş gösteren Ukrayna krizi nedeniyle 2015-2016 yıllarındaki küçülmeden sonra 2017 yılından itibaren yavaş da olsa büyüme trendine girmiş, son olarak 2019 yılında 1,3 oranında büyüme sağlamıştı. 2020 yılı için büyüme beklentisi yüzde 2’nin üzerindeydi. Petrol fiyatları 60-70 dolar bandında seyrediyor, Başbakan Mişustin’in çabaları ile daha yüksek büyüme oranlarına alt yapı hazırlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi umuluyordu. 

Fakat yılın başından itibaren bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını dünyanın en gelişmiş ekonomilerinin bile çaresizlik içerisinde seyrettiği bir çöküşün yaşanmasına neden oldu. Dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerikan ekonomisi büyük buhran dönemindekine benzer istihdam kayıpları ile yüzleşti. Bugünlerde karantina uygulamalarından sonra tereddüt içinde de olsa ekonomilerin yeniden açılması ve kayıpların bir nebze olsun hafifletilmesine çalışılıyor. 

Salgının etkilerine karşı hemen bütün ülkelerin uyguladığı ekonomik tedbirler özellikle Merkez Bankaları kanalıyla likidite ihtiyaçlarının karşılanması ve kamu harcama olanaklarının artırılması şeklinde gelişti. İstihdam kayıplarının önlenmesine dönük ödemeler, vergi ertelemeleri, kredi olanaklarının artırılması, bireylere ve ailelere yapılan sosyal ödemeler gibi tedbirlerle ülkeler salgının olumsuz etkilerini gidermeye çalıştı. Benzer tedbirleri Rusya da uyguladı. 

Rusya, ekonominin kapanması nedeniyle yaşadığı sıkıntılar yanında petrol fiyatlarında görülen önemli düşüşlerden de ciddi şekilde etkilenmiş oldu. Fakat Rusya ekonomisinin Covid-19 salgınından nasıl etkilendiği sorusunu yanıtlamadan önce Rusya’nın hangi durumda bu krize yakalandığından kısaca bahsedilmesi yararlı olacak. 

Rusya 2018 yılında yüzde 2,3, 2019 yılında ise yüzde 1,3 oranında büyüme sağlamış ve yapısal reformlar yoluyla büyüme oranını artırmaya gayret eden bir ülke konumundaydı. Yine de yapısal reformlar konusunda istenildiği gibi yol alındığı söylenemezdi. Ekonominin makro dengeleri ise sağlanmıştı. Mart ayı itibarıyla enflasyon yüzde 2,5, işsizlik oranı ise yüzde 4,7 seviyesinde idi. Son iki yıldır bütçe fazlası veriliyordu. İhracat artış eğimini sürdürüyordu. Merkez Bankası rezervleri 500 milyar doları geçmişti (Mayıs-566). Ulusal Refah Fonundaki para ise 150 milyar doları geçmişti (Nisan-165 milyar). Genelde yüzde 10-15 aralığında seyreden kamu borcunun milli gelire oranı düşük seviyedeydi. Politika faiz oranı nisan ayında yapılan 50 baz puanlık indirim öncesinde yüzde 6 seviyesinde idi. Aktif nüfusun azaldığı ve iş gücü veriminin düşük olduğu Rusya için endüstriyel çeşitliliğin sağlanması ve yatırımların artırılması için yapısal reformların hayata geçirilmesi bekleniyordu her zamanki gibi. 

Dolayısıyla bazı yapısal kısıtlar içinde büyümenin artırılmasına odaklanmış bir durumdayken Covid-19 salgınıyla karşı karşıya kalınmış oldu. Peki ekonomi salgından nasıl etkilendi? 

Sınırların ve ekonominin kapanması özellikle son yıllarda ekonomiye önemli katkı sağlayan turizm, otelcilik, eğlence, restoran ve organizasyon gibi sektörleri durma noktasına getirdi. Genel olarak hizmetler ve imalat sektörlerindeki sorunlar nedeniyle önemli istihdam kayıpları yaşanacağı anlaşılıyor. Özellikle 10 milyon civarında olan ve minimum gelirle yaşayan göçmen işçiler önemli sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. 

Rusya’da son dönemlerde yüksek seviyede bulunmayan ve nisan 2020’de yüzde 5,8'e yükselen işsizlik oranının yüzde 7-8 bandına çıkabileceği tahmin ediliyor. Sanayi üretiminin ise nisan ayında önemli bir daralma yaşayarak yüzde 6,6 oranında gerilediği görülüyor. Perakende satışların ise nisan ayında geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 23 oranında düşüş kaydederek çok önemli bir daralmaya işaret ettiği anlaşılıyor. 

Çeşitli kuruluşlar tarafından yapılan tahminlere göre Rusya’da ekonomik küçülme yüzde 5-6 seviyesinde gerçekleşecek. Dünya genelinde olduğu gibi özellikle 2020 ikinci çeyreği ekonominin en çok küçülme yaşayacağı periyot olacak.  

Rublenin dolar karşısındaki değerinin 65'li seviyelerden 75’lere kadar gerilemesi nedeniyle bir miktar enflasyonist etki oluştuğu ve enflasyon oranının mart ayındaki yüzde 2,5 seviyesinden nisan ayında yüzde 3,1 seviyesine yükseldiği görülüyor. Ancak Merkez Bankası kararında ifade edildiği gibi talep daralması nedeniyle enflasyonun düşüş yönünde seyretmesi bekleniyor. Merkez Bankası’nın 24 Nisan'da yaptığı toplantısında politika faiz oranını 50 baz puan azaltarak yüzde 5,5’e indirmesi reel kesimin desteklenmesi anlamında olumlu görünüyor. Yine de enflasyon faiz farkı birçok ülkeden yüksek seyrediyor Rusya’da. 

Genel olarak harcama beklentilerinin yüksek olduğu bir noktada vergi tahsilatının düşmesinin ve bütçe gelirlerinin yaklaşık yarısını oluşturan petrol ve gaz vergilerinin, fiyatlardaki ciddi düşüşler nedeniyle önemli ölçüde azalmasının bütçe yönetimini oldukça zorlaştıracağı anlaşılıyor. 

Diğer taraftan Rusya’nın Ulusal Refah Fonunda bulunan yaklaşık 165 milyar dolarlık imkan önemli bir avantaj sağlıyor. Ancak bu paranın özellikle sosyal güvenlik sistemi ve altyapı yatırımlarını uzun dönemde destekleme fonksiyonu nedeniyle belli bir bölümünün kullanılma imkanı bulunuyor kanımca. Bu nedenle diğer ülkelerde olduğu gibi kamu borçlarının artması olası görünüyor. 

Rusya'nın çok büyük bir ülke olması, bütün ülkeye altyapı imkanları sağlanması, idari faaliyetlerin desteklenmesi ve sosyal harcama gerekliliği gibi konular düşünüldüğünde salgının etkilerini gidermeye yönelik yapılabilecek harcamalar açısından kısıtlar bulunduğu anlaşılıyor. 

Rusya hali hazırda Merkez Bankasının mayıs itibarıyla 566 milyar dolar civarındaki yüksek döviz rezervleri ile döviz piyasalarındaki durumu kontrol edebilecek durumda. Ancak bu para bazen karıştırıldığı üzere bir bütçe imkanı değil.  

Rusya 2014 yılından itibaren yaşanan Ukrayna krizi nedeniyle genel olarak Batı ülkeleri ile karşılıklı yaptırım uygulamaları sonrasında özellikle tarım ve bazı teknoloji yoğun sektörlerde kendine yeterliliği artırmaya dönük bir ithal ikameci politika silsilesi uyguladı ve tarım sektöründe başarı sağlamış oldu. Ancak Rusya ekonomisinin genel olarak tüketim ve ihracat odaklı bir büyüme içinde olması ve özellikle yatırımların yetersizliği önemli bir kısıt ortaya çıkarıyor. 

Turizm, konaklama, restoran, eğlence gibi sektörler başta olmak üzere ekonominin toparlanması ve yeniden vergi ödeyebilir ve istihdamı destekleyebilir seviyeye gelmesi zaman alacağa benziyor. Petrol fiyatlarının dünya ekonomilerindeki yavaşlama nedeniyle eski seviyesine çıkamayacağı da dikkate alınırsa bütçe açısından sorunların bir süre daha devam edeceği anlaşılıyor. 

Dolayısıyla Rusya ekonomisi açısından iki yol söz konusu. Bunlardan biri hasarın giderilmesi ve ekonominin eski haline kavuşturulmasına yönelik klasik çabalar. Bir diğer yol ise bu krizi bir fırsat olarak görüp yapısal reformları daha da hızlı hayata geçirerek özellikle iş gücü verimliliğinin artırılmasına, kurumların etkinliğinin geliştirilmesine, endüstriyel çeşitliliğin sağlanmasına ve hukuki ve idari  düzenlemelerin etkin hale getirilerek daha fazla yatırım çekilmesine dönük çabalar. Bu yolun nasıl şekilleneceğini zaman gösterecek.

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın