Ruslar neden milliyetçi?

Ruslar neden milliyetçi?

1 Eylül 2020 Salı  |   Serbest Kürsü

Yusuf Bektaş

Bugün 1 Eylül 2020, bundan tam 81 yıl önce yani 1 Eylül 1939 dünya tarihinin en büyük yıkımlarından birisi olan İkinci Dünya Savaşının başlangıç günüydü. 

Günümüzde kurulu olan uluslararası düzeni ve toplumların karakterlerini şekillendiren en önemli hadise nedir denince ilk düşünmemiz gereken belki de İkinci Dünya Savaşıdır. 

Kazananı ya da kaybedeni ile herkese, tüm insanlığa çok ciddi zararlar veren savaşın travmaları, üzerinden 81 yıl geçmesine rağmen Yahudi toplumu başta olmak üzere birçok toplumda en azından psikolojik olarak halen devam ediyor. Savaşın kazananı olmadığı ve olmayacağının o günleri tahmin bile edemeyecek olan genç nesiller tarafından unutulmaması için savaş yıllarını anlatan filmler, diziler çekilmeye devam ediliyor.  

Savaşın müsebbibi Almanya, savaş sonunda ülkesinin genç nüfusunu kaybetmekle beraber şehirlerini de son ana kadar savunmanın faturasını başkenti dahil ülkesinin büyük bölümünün yerle bir olması ile ödemişti. İşgal ettiği yerlerde sistematik imhalarla kalıcı zararlar veren saldırılarının ve bu katliamların en çok zarar verdiği yerlerden birisi de şüphesiz Rusya toprakları… 

Hitler “Kavgam” kitabında, Alman halkının ihtiyaç duyduğu, Almanca "toprak ve ham madde açısından özgür yaşam alanı" anlamına gelen "Lebensraum"un Doğu Avrupa yani Rusya hakimiyeti altında olan bölgeler olduğunu vurgulamıştır. Bu sebeple Rusya topraklarında kalıcı hakimiyet kurmak isteyen Almanlar, milyonlarca Rus savaş esirini öldürmüştür. On binlerce Rus köyünü de insan bırakmadan yok etmeye çalışmıştır. 

İşgalci ve merhametsiz Nazilere karşı Rusya’da “Büyük Vatansever Savaş” olarak literatüre geçen bu mücadele tam tamına 1418 gün sürmüştü. Tüm müttefik devletler tarafından işgal edilen Almanya dahi toplamda 8 milyon kayıp vermişken, Rusların kaybı 27 milyonun üzerindeydi. 1945 yılında Türkiye nüfusunun 18 milyon olduğu göz önünde bulundurulursa bu rakamın ne kadar korkunç olduğu daha iyi anlaşılabilir.  

Savaşta ölenlerin tamamına yakını erkek olduğu için Rusya nüfusunda halen devam eden bir kadın-erkek dengesizliği mevcut. Rusya’da kısa da olsa bir dönem bulunmuş olanlar bilecektir, neredeyse her Rus ailesinin evinde siyah-beyaz tonda, elinde silahıyla poz veren genç bir asker fotoğrafı vardır. Günümüz Ruslarının dedeleri olan bu askerlerin birçoğu savaş için evlerinden ayrıldılar ve maalesef bir daha geri dönemediler.  

Dünyaya geldiği andan itibaren Rus halkının savaş yıllarında yaşadığı dramı, yıllarca aile içinde ve okuldaki derslerinde öğrenerek büyüyen küçük bir Rus çocuğun gözünden bakacak olursak, gidip geri dönmeyen, belki mezarı bile belli olmayan bir dede… onun arkasından yıllarca göz yaşı döken bir anneanne… bunları hayal etmek bile insanı üzerken, yaşayarak büyüyen bir Rus’u düşündüğümüz zaman Rusya’daki kadın-erkek, genç-yaşlı fark etmeyen milliyetçi, vatansever duygunun neden bu kadar fazla olduğunu anlamak zor olmayacaktır…

Etiketler:  Yusuf Bektaş