'Pazarlama memurluğu yaptılar'

'Pazarlama memurluğu yaptılar'

27 Haziran 2019 Perşembe  |   Günlük

Gazeteci Faruk Bildirici, kendi adını taşıyan sayfasında iktidar medyasının 23 Haziran seçimleri öncesindeki tutumunu eleştirdi.

Yazıdan bir bölüm şöyle:

"İstanbul’daki seçimde yenilgiye uğrayan AKP kadar onu destekleyen medya kuruluşları ve yazarlar da muhasebe yapmak zorunda. Zira seçimde onlar da taraftı, onların da kampanyası etkili olamadı, onlar da kaybetti. 

İktidar yanlısı medya, hiçbir şey olmamış gibi devam etmenin sinyallerini veriyor ama bu o kadar kolay değil.  Siyasette olduğu gibi medyada da yeni bir dönem açılıyor. 

O cenahtan Salih Tuna gibi az sayıda yazar durumun farkında.  AKP’nin “sağlıklı muhasebe” yapması gerekliliğinden söz eden Tuna, Sabah’ta dün yayımlanan yazısında “İktidarın zehri goygoy ilacı da eleştirel mesafedir. Ötesi pazarlama memurluğudur” diyordu. 

Son derece doğru bir saptama. “Eleştirel mesafe” gazetecilik için zorunlu bir kavram. Ama iktidar yanlısı medya ile AKP arasında bir mesafe yok ki. Eleştirel yaklaşabilen yazarlar orada barındırılmıyor. 

31 Mart seçimleri öncesinde olduğu gibi İstanbul’daki seçim öncesinde de bu medya kuruluşları, genel olarak “pazarlama memurluğu” yaptılar. Gazeteleri, televizyonları, internet siteleri AKP’nin bültenine dönüşmüştü. 

“Cumhur ittifakı”nın adayı Binali Yıldırım’ın her dediğini büyütüp, övgülerle desteklerken, “Millet İttifakı”nın adayı Ekrem İmamoğlu’nun adını bile anmamaya özen gösterdiler. Adını andıkları da hep karalayıcı haberlerdi. Üstelik bu haberlerde damgalayıcı hatta bazen hakaretamiz sıfatlar kullanıyorlardı. 

Daha önceki seçimlerde İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i görünmez kılmışlardı. Akşener’in mitinglerini, açıklamalarını görmezden geliyor, onu yok sayıyorlardı. Bu kez de Akşener, kampanya dönemi boyunca İstanbul’da olmasına rağmen yine onunla ilgili haberleri özenle gizlediler. 

Görünmez kılma operasyonu, bu kez CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da uygulandı. Kılıçdaroğlu da günlerce İstanbul’da olmasına, yoğun bir seçim çalışması yürütmesine rağmen iktidar kontrolündeki medya tarafından görülmedi, gösterilmedi. Kılıçdaroğlu, eskisi gibi mitingler düzenlemiyor, “ilk kez kendi seçmen kitlesi dışındaki kitlelerle iletişim kuruyor”, yüz yüze teması yeğliyor, toplantılara katılıyordu. Onun yenilenen bu tarzını topluma yansıtmadıkları gibi “Kılıçdaroğlu’nun seçim döneminde geride durduğu ve görünmediği” yorumları yaptılar. 

İktidar yanlısı medyada muhalefet haberlerine uygulanan bir yöntem de cümlelerinin içinden ayıklama yapmaktı. Özellikle Kılıçdaroğlu haberlerinde, iktidarı rahatsız edecek cümleler ayıklanıp atılıyor; önemsiz ve seçmen üzerinde etkili olmayacağına inanılan bazı sözleri başlığa çıkarılıyordu.  

AKP’ye gelince, propagandasını yapmakla kalmayıp, hatalarını da örtbas etmeye, düzeltmeye çalıştılar. Örneğin seçime iki gün kala alelacele bir akademisyene açıklatılan PKK lideri Abdullah Öcalan mektubunu, “HDP’ye tarafsız olun” çağrısı olarak verirken, bunun bir siyasi iktidar operasyonu olduğunu, o akademisyenin devlet eliyle İmralı’ya gönderildiğini gizlediler. 

Daha önceki seçimlerde AKP lehine çıkan kamuoyu araştırması sonuçlarını manşetlerden verirken bu kez İmamoğlu’nun büyük farkla kazanacağını tahmin eden araştırmaları hiç duyurmadılar.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, kampanyayı Binali Yıldırım’a bıraktığında sorgulamadıkları gibi, iki gün kala yeniden sahaya inmesinin nedenine de hiç değinmediler. Erdoğan, “Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı?” dediğinde de bu kadarı olmaz diye eleştirel yaklaşmak yerine manşetlere çıkardılar."

Yazının devamını okumak için tıklayın