'Ottoman' ve Fatih Sultan Mehmet

'Ottoman' ve Fatih Sultan Mehmet

27 Ocak 2020 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Netflix'in yeni dizisi  "Rise of Empires: Ottoman"  yayınlanır yayınlanmaz tartışmalara neden oldu. Dizideki oyuncu seçiminden tutun da oyuncuların İngilizce aksanına kadar birçok konu eleştirildi. Ama asıl tartışma İstanbul'un fethi sırasında Bizans'ın Osmanlı karşısında neredeyse galip gelmiş gibi gösterilmesiydi. 

Her şeyden önce dizinin İstanbul"un fethine farklı bir bakış açısı getirdiği bir gerçek. Alışılmışın dışında hamaset kokan, sadece kahramanlık öyküleriyle dolu klasik tarih anlayışımıza pek uymuyor. Diziyi henüz izlemeyenler için spoiler vermek istemiyorum, o yüzden yorumu herkes kendi izleyip yapsın. 

Benim burada asıl durmak istediğim konu Fatih Sultan Mehmet'in tarihsel kişiliği ve onu gerçekten ne kadar tanıdığımızla ilgili olacak. 

Maalesef ne okullarda öğretilen tarih derslerinde ne de Osmanlı tarihi üzerine yapılan çalışmalarda Fatih Sultan Mehmet'e yeteri kadar önem ve değer verildiğini düşünüyorum. Bugün bir lise öğrencisine Fatih hakkında ne bildiğini soracak olursanız, size en fazla, çağ açıp kapatan bir padişah olduğunu, İstanbul'u fethettiğini ve Yükselme dönemini başlatan padişah olduğunu anlatır.  

Onun bilinen ve ön plana çıkarılan özellikleri ise genellikle; askeri kişiliği, devleti idari anlamda düzenleme çabaları ve çıkardığı kanunlar ile sınırlı. Halbuki  gerçek Fatih Sultan Mehmet kimliği ve kişiliği çok daha farklı. 

Evet genç yaşta İstanbul'u fethederek Fatih unvanı alan ve çok büyük bir padişah olan II. Mehmet, vizyonuyla tüm Osmanlı padişahlarından çok daha farklı bir kişiliğe sahip, tam bir "Rönesans" adamıydı. Tüm Osmanlı padişahları içinde düşünsel anlamda Batı'ya en yakın olanıydı. 

Kimi tarihçilere göre eğer; “Fatih’in İtalya seferi hedefine ulaşsa Rönesans cemiyetinin içine girerdik. Rönesans, Topkapı Sarayı’nın dışına çıkar, yayılırdı.” 

Atina’yı fethettiğinde; "Tek sorun şu: Agamemnon Truva’yı ele geçirdiğinde onu meşhur edecek bir Homeros vardı. Benim ise bir Homeros’um yok.” diyen Fatih"in kitapları arasında  Aristoteles ve  St. Thomas Aquinas vardı. Yine kitapları içinde Büyük İskender’in hayatını ve dünyayı nasıl fethettiğini anlattığı iki-üç tane de İskendername olması, onun vizyonu hakkında bilgi verebilir. 

Fatih Sultan Mehmet, 1458'de Atina'yi ziyareti sırasında Akropol'ü gezmiş ve filozofların şehri diyerek Atinalılara iltifatta bulunmuş, şehir halkına imtiyazlar vermişti.

Hakkında Hristiyan olduğu yönünde iddialar da bulunan II. Mehmet'in, Hristiyan olmasa bile Galata’da St. Pietro Kilisesi’ne gidip ayinleri izlediği ve kilise ekmeğinden yediği biliniyor. 
 

 

Fatih’in, Osmanlı sultanları içerisinde, İslam dışındaki dinlere karşı en hoşgörülüsü olduğu, bu din mensuplarına ve din adamlarına kendi dinlerini öğrenme ve yaşama konusunda göstermiş olduğu engin hoşgörülü tutum da herkesçe bilinmektedir.

Fatih çok iyi öğrenim görmüş, gerek din bilimlerinde, sosyal bilimlerde, gerekse pozitif bilimlerde oldukça iyi bir düzeye gelmişti. Edebiyata, din felsefesine, coğrafya, tarih ve askeri konulara büyük ilgi göstermişti. Matematik ile de çok yakından ilgilenmiştir. Bıraktığı kitaplarının üçte birinin tarih ve coğrafyaya ait olması oldukça ilginçtir. Türkçe, Farsça, Arapça, Yunanca, Sırpça gibi 5 dil yanında İtalyanca ve Slavcayı da belirli ölçülerde bilmektedir. 

O dönemde sadece resmini yaptırmış olması bile, her zaman ön plana çıkarılan Kanuni'den ne kadar farklı  bir sultan olduğunu ortaya koyar. Hem de ondan yaklaşık 100 yıl önce yaşamış olmasına rağmen... 

1461 yılında, Rimini valisine bir mektup göndererek Pisanello’nun öğrencisi Matteo de Pasti’den resim ve heykel konusunda yararlanmak istediğini bildirmişti. Ayrıca resmini yapması için İtalya'dan getirtilen Bellini’den sadece kendisini ve çevresindekilerin portrelerini yapmasını değil, sarayının duvarlarını da fresklerle süslemesini de istemişti. 

Eğer bir padişahın yaşam öyküsünü ve dönemini anlatan bir dizi yapmak gerekirse bence bu öncelikle Kanuni ya da Abdülhamit değil, Fatih olmalıydı. Ama bizdeki magazin anlayışı ve reyting sevdası ile dizi yapılsa ne olacak ki? Yine İstanbul'un fethi ön planda olacak, yine karadan yürütülen gemiler, Ulubatlı Hasan ve devasa toplar anlatılacak. Araya bir iki cariye-sultan ve aşk hikayesi filan da sıkıştırdınız mı alın size Fatih'i anlatan bir dizi... 

Sonuç olarak "Rise of Empires: Ottoman" adlı diziyi izlemediyseniz izlemenizi öneririm. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz onu bilemem ama farklı yaklaşımlar her zaman iyidir, insanın ufkunu genişletir. 

Kalın sağlıcakla...