E. Kalaycıoğlu: 'Önce ifade özgürlüğü'

E. Kalaycıoğlu: 'Önce ifade özgürlüğü'

1 Nisan 2020 Çarşamba  |   iyi

Türkiye’de yaptığı toplum psikolojisi ve sosyal tercihlere yönelik araştırmalarla bilinen Prof. Ersin Kalaycıoğlu, koronavirüs salgınında Türkiye’nin yaşadığı süreci RS FM’de Atilla Güner’le Akşam Postası programında değerlendirdi.

Kalaycıoğlu, salgınla mücadelede farklı seslerin dinlenmesi gerektiğini vurgulayarak, “İfade özgürlüğü ve eleştiri olmazsa söz konusu hataları düzeltemezsiniz. Her yaptığınız işte bir hata payı vardır. Hata ile yaşayacağınız düşünerek hareket edersiniz. Hata yapıyor muyum diye öğrenmeniz için insanların konuşabiliyor olması gerekiyor” dedi.  

Prof. Kalaycıoğlu yardımlar ve bağışlar konusunu vergiler ile ilişkilendirerek şu sözlerle değerlendirdi:  

“Devlete vergi vererek yardımda bulunabiliriz. Zaten verdik veriyoruz bu vergiler ne oldu? İnsanlar sosyal medyada vergiler ne oldu diye soruyorlar. Buna çok şeffaf cevap vermeniz lazım ki insanlar vermeye devam etsin. Aksi takdirde sadece beklentisi olanlar yada tehdit algılayanlar bu tür bağışlarda bulunacaklardır, diğerleri vermemeyi tercih edeceklerdir. Verginin nereye gittiğini bilemezseniz, onun hesabı düzgün verilmemişse böyle bir bağışın da nereye gideceğini bilemezsiniz. Dünya çok badireden geçti Türkiye ile beraber. 1939’daki Erzincan depreminde yapılan bağış kampanyaları var. 1960 Yılında askeri darbeden sonra yapılan bağış kampanyalarını biliyorum. O bağış kampanyalarında yüzüklerini verenler daha sonra subay eşlerinin parmaklarında bu yüzükleri gördük filan diye konuştular.” 

Atilla Güner’in “Türk Tabipler Birliği’nin virüsle mücadeleyi belirleyen toplantılara davet edilmemesi örneğinde ifade özgürlüğünün de bu süreçte sekteye uğradığını düşünüyor musunuz?” sorusuna ise Kalaycıoğlu şöyle yanıt verdi: 

“Bütün bunların ortaya çıkması tartışmayla mümkün. O da ifade özgürlüğüyle mümkün.  İfade özgürlüğü olmadığı zaman bu olmuyor, olduğu zaman da insanlar canları yandığı zaman biraz seslerini çıkaracaklar. Anayasa Mahkemesinin çok kararı var bu konuda, AİHM’nin de var. “Eleştirinin incitici olması suç değildir” diyor. Eleştiri olmazsa söz konusu hataları düzeltemezsiniz. Yanlış olduğunu da insanlar sizlere şikayette bulununca anlayacaksınız. Diğer türlü yanlış olduğunu anlayamazsınız. Her yaptığınız işte bir hata payı vardır. Hata ile yaşayacağınız düşünerek hareket edersiniz. Hata yapıyor muyum diye öğrenmeniz için insanların konuşabiliyor olması gerekiyor.”

(Sputnik)