OK Boomer!

OK Boomer!

20 Aralık 2019 Cuma  |   Köşe Yazıları

Bir süredir sosyal mecralarda “OK Boomer” tartışması oluyor. 

Bu sloganın viral hale gelmesiyle adeta “kuşaklar arası siber savaş” başladı. 

Her çağda sürüp giden kuşak çatışmasının günümüz versiyonu. 

Önce konuyu bilmeyenler için kısa bir bilgilendirme yapayım; 

Amerikalıların kuşaklara koydukları isimler şöyle; 

-1945-1964 arası doğanlara Bebek Patlaması Kuşağı (Baby Boomers)  

-1965-1979 arası doğanlara X Kuşağı  

-1980-1999 arası doğanlara Y Kuşağı (Milenyum kuşağı, Milenyaller) 

-2000-2020 arası doğanlara Z Kuşağı 

“OK Boomer” da, özellikle Z kuşağının, Boomer tabir edilen kuşağa söylediği “Tamam boomer” (Peki moruk diye çevrilebilir) bir söz. 

NY Times’dan Taylor Lorenz’in konu hakkında yazdığı makalede mealen şu bilgiler verilmiş; 

“Z kuşağı çocuklar kendilerinden önceki jenerasyonu; ısrarlı, inatçı, değişmez bir düşünce biçimine sahip olarak görüyor ve ‘Bizim daha farklı bir perspektifimiz var’ diyorlar. Örnek olarak da ‘Hala küresel ısınmanın olduğunu kabul etmiyorlar, saçları mavi boyalı birinin iş bulamayacağını düşünüyorlar’ gibi bu kuşağa ait buldukları ön yargıları veriyorlar. 

Ne kadar anlatsalar da anlamadıklarını düşündükleri bu sabit fikirli ‘yaşlılarla’ daha fazla konuşmamak için de ‘Ok Boomer’ deyip geçiyorlar. 

Z kuşağındaki gençler, bu Boomer denilen kuşağın seçimleri ve kararları yüzünden geleceklerinin karartıldığına inanıyor. 

Okurken ödemek zorunda oldukları kredilerden, sağlık sigortası imkanlarının olmayışından, düşük yaşam kalitesinden, iklim krizinden, internet yüzünden daha da kışkırtılan siyasi kutuplaşmalardan, siyasetteki yozlaşmadan, yolsuzluklardan, artan eşitsizlikten, hiç bilmedikleri uzak ülkelerde kendilerinin başlatmadığı ama bu “Boomerlar” yüzünden girilen sonsuz savaşlardan şikayetçiler ve bunları kendilerinin düzeltmek zorunda kalacaklarını, bunu da yapmanın çok zor olacağını düşünerek, buna öfke duymaktalar. 

Milenyaller de onlara destek veriyor.” 

Türkiye’de de bu slogan –özellikle Twitter’da- sıkça kullanılmaya başlandı. Fakat aslında bu kalıbı kullananların, “Ok Boomer” deyimini tam yerinde kullandığını söyleyemeyiz. 

Çünkü bu ifade yaştan ziyade bir “düşünme biçimini” ifade ediyor. 
 

 

Yukarıdaki yazıda da belirtildiği gibi sabit fikirlilik, değişime ve yeniliğe karşı durma ya da anlamama, bu nedenle de reddetme, inatçılık, gençleri küçük görme, sürekli eleştirme, beğenmeme, üstten bakma vb. düşünce ve davranış biçimine verilen bir tepki bu. Boomer’ların deyişiyle “Bu bir mentalite sorunu” efendim.  

Yani aslında yaştan bağımsız olarak, bu şekilde davranan herkes suratına bir  “Ok Boomer” yapıştırılması tehlikesiyle karşı karşıya. 

Benim bu yazıyı yazma sebebime gelince;  

Ben X kuşağına mensup sayılıyorum, elli iki yaşındayım. 

Henüz bu tartışmalar ortada yokken, elliyi geçtiğimden beri kendi içimde yaşadığım dönüşümlerin sancısını çekmekteydim. 

Birden bunlar çıktı karşıma. Aslında bana henüz kimse “Ok Boomer” demedi ama tanık olduklarımdan sonra çok etkiledi bu tartışmalar beni. Oldukça incitici, yaralayıcı buldum. 

Bugün yaşanan her olumsuzluğun sorumlusunun biz ya da bizden önceki kuşak olduğunu yazıyorlardı. 

Günümüzde elli iki yaş “ihtiyarlama sendromu” için oldukça erken kabul edilebilir. Ama sorun şu ki, ben elli iki değilim.  

Çok uzun zamandır yaşıyorum sanki. Sayılamayacak kadar uzun zamandır.  

O yılların yükü var üzerimde.   

Bin yaşındayım ben. 

Belki de ülkede yirmi dört saati iki yüz yirmi dört saat gibi yaşamak zorunda bırakılmak, zamanı algılayışımı değiştirdi.  

Dünyaya anlık bakma şansımız var artık; bir onlara, bir şunlara, bir de bize bakıp, kendi dünyam, kalbim, beynim karmakarışık olmuş halde, bir tür yabancılaşma yaşıyorum.  

Annemden yaşlıyım ben, babamın büyüğüyüm. 

Geçer zannettiklerim artık geçmiyor, geçmeyecekler zaten hep oradalar. 

Çölde ağaç gölgesi, bataklıkta tutunacak dal parçası, içimde heves, dizlerimde derman, o şarkıda anlam yok.  

Şimdi düşünüyorum da, yine de ben hiç benden öncekileri suçlamadım, sonrakilere kendi sorumluluğumu atmadım. 

Üstelik ben, şimdi sağa sola “OK Boomer” diye üfürenlerin hissettiklerinden beter hissediyorum. 

Çünkü bin yaşındayım ben. Hem öncesini, hem şimdiyi, hem sonrasını görebiliyorum. 

Bütün o kuşakların sevincini, heyecanını, aşkını, ayrılığını, üzüntüsünü, hayallerini, hayal kırıklığını, acısını yaşadım ben. Filmlerini, romanlarını, şarkılarını biliyorum. 

Biliyorum hepsini ama bu hiçbir şey ifade etmiyor. Hem içindeyim bunların, hem de artık dışında. 

Ne yapsam olmadı, boşa koydum dolmadı. 

Bitmesini, tükenmesini, sona ermesini beklemekteyim. 

Çünkü bir bitiş, yeni bir başlangıca yol açacak, biliyorum. 

Yeniden doğacağız, beraberce, on yedilerle... 

 

@sodyumfitrat

aylin.okutan@yahoo.com