Oğlum ve Lozan

Oğlum ve Lozan

23 Temmuz 2019 Salı  |   Serbest Kürsü

Oğlum Doruk okuldan döndüğünde her ne kadar o bana pek bir şey anlatmasa da yıllardır değişmez huyumdur, “Okulun nasıldı? Neler yaptınız? Günün nasıl geçti?” diye mutlaka sorar sohbet etmeye çalışırım. 

- Anne biliyor musun? Lozan Antlaşması’nın süresi yüzyılmış, 2023 yılında sona erecekmiş? 

- Aaaa nereden çıktı oğlum bu böyle? Barış antlaşmasında olur mu hiç yüzyıllık süre? Güldürme beni. 

- Tarih öğretmenimiz söyledi. Yüzyıllıkmış, 2023’de bitecekmiş süresi.  

- Oğlum bu barış antlaşmasının süresi yok. Ne zaman bu antlaşmayı yapan ülkeler tekrar savaşa girerlerse o zaman bu antlaşma bozulur yani süresi o zaman biter zaten o zaman da aman öyle bir şey olmasın savaşta oluruz.  

- Yok anne, off sen bilmiyorsun öğretmenim söyledi. Bitecek süresi! 

İnandıramadım orta birinci sınıfa giden oğlumu, beni dinlemedi. Zaten çok sinirli bir yapıdaydı o zamanlar… Kızdı, etti, gitti odasına… 

Çok rahatsız oldum. Nasıl bir tarih öğretmeni genç beyinlere yanlış bilgi aktararak zehirleyebilir?  

Gidip o öğretmenle konuşmayı, okul müdürüne şikâyet etmeyi düşündüğümü eşimle paylaştım. “Olmaz!” dedi. “Oğlumuza takarlar, dersleri düşer, zaten okula karşı çok ilgili bir çocuk değil, iyice soğur okuldan…”  

Peki! Ne yapacağım? Oğlum bana inanmıyor. Aklıma benim çocukluğumdaki sosyal bilgiler öğretmenim geldi. Onu telefonla aradım. Durumu anlattım. “Siz bir öğretmen olarak konuşur musunuz oğlumla” diyerek ricada bulundum.  “Tabii ki konuşurum” dedi.   

Doruk okuldan geldiğinde bir şeyler atıştırdıktan, biraz sohbetten sonra şu bizim anlaşmaya varamadığımız Lozan konusunu bir de benim öğretmenime sormasını istedim. Birlikte telefon başına gittik, öğretmenimi aradım hal-hatırdan sonra telefonu oğluma verdim. Konuştular… 

Telefon kapandığında oğlum, Lozan Barış Antlaşması'nın süresinin olmadığına, 2023’te sona ermeyeceğine, Kurtuluş Savaşı sonunda imzalanmış Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu olduğuna ikna olmuştu. Çünkü bunları bir öğretmenin ağzından dinlemişti… 

“Arkadaşlarına da anlat bu konuyu” dedim. “Onlar da bilsinler 100 yıllık süre olmadığını… Annelerine sorsunlar, başka öğretmenlere sorsunlar.” “Peki”  dedi. Sınıf arkadaşlarına anlatmış öğrendiklerini,  kimi çocuk inanmış, kimi inanmamış…  Sonrasında ise oğlumun kaydını başka bir okula aldık. 

"Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır." sözlerini boşuna sarf etmemiş sevgili önderimiz Atatürk!  

24 Temmuz 1923 yılında çok çetin güçlüklerle kazanılmış Kurtuluş savaşı sonrası imzalanan Lozan Barış Antlaşması'nın gücü ve önemi Atamızın şu sözleriyle gözler önüne seriliyor: “Türk milletine karşı, yüz yıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi zafer eseridir!”  

Geçmişte olduğu gibi son yıllarda yine akla hayale sığmayacak ucuz yollar deneyen emperyalizm uşaklarına Atatürk ilkelerine sahip çıkarak ve bu ilkelerin aşındırılmasına, içlerinin boşaltılmasına imkân vermeyerek karşı durabiliriz. Öğretmenlerin büyük desteğiyle daha güçlü yarınlarımız olsun…