Nefret ve karanlık

Nefret ve karanlık

15 Haziran 2020 Pazartesi  |   Mentor

Öncelikle Fernando Muslera'ya geçmiş olsun diyorum... Onların bize geçmiş olsun demeyeceklerini biliyorum çünkü Fetö zulmüne uğrarken mutlu oldular. Çocuklarımızın gaza boğulmasından mutlu oldular, futbolcularımızın canına kast edilmesinden mutlu oldular. 

Şampiyon oluyorlar, Avrupa'da kupa alıyorlar ama nefretleri değişmiyor. Fenerbahçe isminin duyduklarında değişiyor zombiye dönüyorlar. Bir insan gaza boğulmuş bir çocuğun, tek bir çocuğun ızdırabından nasıl mutlu olabilir? Nasıl bundan üzülmez, anlayamıyorum. Ben Muslera'nın acısını hissediyorum, paylaşıyorum, şifa diliyorum.

Ama bu kadar nefreti futbolla açıklamanın imkanı yok. 

Bunun nedenlerini futbol dışında aramak lazım, zaten arayınca da buluyorsun. Fenerbahçe her şeyiyle Anadolu kültürünün, örfünü, adetini, davranışının temsil ediyor. Bu milliyetçi bir şovenist bir söylem değil, sadece bir tespit. Bu açıdan bakınca Fetö'nün düşmanlığını, Arap kültürünün Fenerbahçe'yi sevmemesini, misyoner-global kültürün Fenerbahçe'den nefret etmesini çok iyi anlıyorum çünkü Fenerbahçe bu ülkenin gerçek yüzünü temsil ediyor. Aslında kavga Fenerbahçe'ye karşı değil Anadolu'un dizginlenemeyen kültürüne ve bağımsızlığına karşı, ben bir taraftar olarak böyle hissediyorum. 

Ülkemizdeki futbol artık midemi kaldırmıyor, çivisi çıkmış, ahlaki yönü kalmamış, her türlü karanlık manipülasyon yapılıyor. O yüzden Fenerbahçe'nin dışında maçları seyretmiyorum.  

Ama merak da ediyoruz, dün akşam Galatasaray-Rizespor maçının skorunu öğrenmek için televizyonu açtım, uzatmalar çok olduğu için maç bitmemişti, bitene kadar izleyeyim dedim. İzlemez olaydım, o kısa dönemde tekmeler, tokatlar, tendona darbeler, topu kontrol etmiş kaleciye tekme sallamalar, ceza sahasında üç kişi rakibi yaka paça indirmeler, hepsi devam... 

Yüzüm kızardı, Türkiye'de futbol hakemliği bu kadar mı çökmüş? Evet çökmüş. Babası Galatasaray alt yapısından maaş alan  Zorbay Küçük ve bir hakem olarak Galatasaray teknik direktörü ile  özçekim yapmak için bekleyen Ümit Öztürk... FIFA ve UEFA kurallarına göre hakem olması mümkün olmayan, defalarca taraflı düdük çaldıkları teyit edilmiş bu iki ismin hala hakemlik yapması Türk futbolunun ne kadar karanlık olduğunu teyit ediyor. 

Dün akşam sadece kısa bir bölümünü izlediğim maçta Ozan Tufan'ın atıldığı pozisyondan en az 10 tane oldu, ne hakem ne de VAR müdahale etti; maalesef durum bu. 

VAR konuşmalarının çalınması, çıkar çatışmasının sistem olduğu hakemler, at hapları, dopingler, arabalar, şikeler, maaşa bağlanmış medya mensupları, Fenerbahçe düşmanlığını yayın politikası haline getirmiş medya kuruluşları ve Fetö yancıları... 

Türk futbolu kan kaybediyor, çürüyor ama onların umurunda değil çünkü onlar bu ülkenin insanına ait her şeye düşmanlar çünkü Fenerbahçe Anadolu'dur. 

Fenerbahçe'yi sevmek zorunda değilsiniz elbette ama bu ülkeyi sevip sevmediğinizi düşünmelisiniz bence.