Neden?..

Neden?..

23 Ocak 2019 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Çünkü insanlar önce işaretle başlayan lisan sürecini ağızlarının içinde bulunan dilin sadece bir tat alma organı değil aynı zaman ve mekânda bir ses çıkarma organı olarak tabiat tarafından kendilerine bahşedildiğini de fark ettiler... 
 

Çünkü ağız içindeki dilin ses telleri ile birlikte çalışarak, benzerine seslenebileceğini anladı insanlar...
 

Bu da yüzlerce, binlerce yıl içerisinde millet diye isimlendirilebilecek birlikte yaşama sürecinin başlangıcı oldu. 
 

Sümer çivi yazısı ile Asur çivi yazısının bir birlerinin aynısı olmaması insanlarının aynı işaretleri ve sesleri kullanmamalarının sonucudur. 
 

Farklı işaretler ve seslerdir, farklı iklimler ve coğrafi şartları da yanına alarak farklı kabilelerin, aşiretlerin, milletlerin doğuş sebebi. 
 

Ezbere antibiyotik kullanır gibi, kapitalizm ve Marx’tan önce millet yoktu diyen şipşak solcuların bir türlü yanıtlamadığı basit bir soru, Marx’tan ve kapitalizmden önce değil midir, Mozart’ın Türk Marşı ve Kant Alman, hatta Sokrat Yunan değil midir? 
 

Nedenler sonuçları doğurur. 
 

Lisan bir nedendir kabilenin oluşumunda ve giderek millet haline gelinmesinde. 
 

Türkler,  Elenler,  Almanlar,  İspanyollar, Kürtler, İngilizler, insanlık ortak paydasında, insanlık mozaiğinde birbirlerini tamamlayan ve ayrılıklarını koruyarak tamamlayan milletlerdir ve bu insanlığın büyük kazanımıdır. 
 

Emperyal gücün lisanı kullanarak ( İngilizce ), "mozaik de neymiş ulan, insanlık mermerdir İngiliz mermeridir ulan..." diye yırtınması hiç de boşuna değildir. Lisan üzre inşa edilmiş, İspanyol, Fransız, Rus, Çin, Japon, Arap, Türk, Elen, Kürt ve diğer milliyetlerin- halkların uygarlıkları  birbirleri ile ama mutlaka kendileri kalarak barış içinde yaşamayı başardıkları oranda insanlık kültürü daha da güzel günler görecektir. 
 

Hayır, bu günün güzel gün olduğunu söylemiyorum. 
 

Söylediğim şu: Bir Türk olarak Yunanlıları, Kürtleri. Fransızları, Almanları kendimden değerli ya da değersiz görmediğim için içimin dünyası güzeldir. 
 

Kimse beni "İRİNİ" demeye zorlamasın çünkü ben kimseyi "BARIŞ" demeye zorlamadım, zorlamayacağım da. 
 

Kıbrıs Elenleri "İRİNİ" deyince, bunu demeye başlayınca ve bunu içselleştirince biz Türklerin “BARIŞ”ı zaten hazır. Kıbrıs adası işte o zaman rahat edecek. 
 

Hiçbir Kıbrıs Eleni, Filiz Akın’ı Aliki Vuyuklaki’den daha güzel kabul etmek zorunda değildir ve Kıbrıs Türkleri için de Aliki Vuyuklaki, Filiz Akın kadar güzel olmayacaktır. 
 

Bizim için Aliki, Filiz’in benzeridir, Eelenler için de Filiz, Aliki’nin benzeri. 
 

Ne sakıncası var ki? 
 

Biri ve onlar Elen, biri ve biz Türk. 
 

Öyle kalalım ve Kıbrıs Elenlerinin “İRİNİ” demesini beklerken işimize bakalım; zayıf ihtimal ama belki bir gün derler.