Ne yersen osun

Ne yersen osun

2 Mayıs 2019 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Her işin başı sağlık . 

Sağlık, insan yaşamının sürdürülmesinde, yaşam kalitesinin yükseltilmesinde ve korunmasında özel bir öneme sahiptir. 

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu bakın ne diyor: “Sağlıklı yaşam için yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme temel unsurdur.” 

Beslenme, açlık duygusunu bastırmak, karın doyurmak, canının çektiğini yemek, içmek değildir. Beslenme, sağlığı korumak, geliştirmek, yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla yapılmalıdır. Bunun için de, vücudun gereksinimi olan besin maddeleri, yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda alınmalıdır. 

Dr. Kaus Ulrich Hoffman, “Kanser Hikayesi” adlı kitabında kanser nedenlerini şöyle sıralamaktadır: 

%35 yediklerimiz neden olmaktadır. 

%30 sigara kullanımı, 

%7 hormon kullanımı, 

%4  çeşitli mesleklerde alınan toksinler, 

%2  çevre kirliliği, 

%1.5 güneş ışınının etkisi, 

%1 ilaçlar. 

Bu oranlara göre hastalıklara karşı alacağımız en iyi önlem, beslenmemizi düzenlemektir. 

Yeni tehlike: Gizli açlık

22-23  Mart 2017 tarihinde Almanya’nın Stutgart kentinde Hohenheim Üniversitesi tarafından düzenlenen 3rd International Hidden Hunger / 3. Uluslararası Gizli Açlık Kongresi sonuç bildirisinde çarpıcı veriler açıklandı. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkelerdeki göçmenlerin sorunu olan “gizli açlık” küresel bir sorun olarak dünya gündemindeki ön sıralarda yer almaya başladı. 

Açlık, besine ulaşmada zorluk çekmek veya ulaşamamak olarak tanımlanmaktadır. Gizli açlık ise yetersiz ve dengesiz beslenmeden kaynaklanmaktadır. Pek çok kronik sorunun tetekleyicisi olan vitamin, demir, çinko, iyot, eser elementler ve diğer besinlerin eksikliğiyle ortaya çıkan gizli açlık, özellikle çocukları etkilemektedir. 

UNICEF’e göre her 15 saniyede bir çocuk, beslenemediği için ölmektedir. 

Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre her yıl 5 yaş altı 7 milyon çocuk, gizli açlık sebebiyle yaşamını yitirmektedir.  

Gizli açlık sonucu ortaya çıkan sağlık sorunlarının tedavisi ve önlenmesi için küresel gayri safi milli hasılanın yüzde 3’ü, yani yaklaşık 3 trilyon dolar harcanmaktadır. 

Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması 2013 sonuçlarına göre 5 yaş ve altı çocukların yüzde 4.1’inde aşırı zayıflık görülmektedir. 5 yaş altı her 10 çocuktan 1’i ise obestir. 

WHO, Türkiye’yi çinko yetersizliğinin görüldüğü Mısır, İran, Irak, Hindistan, Çin, Pakistan gibi ülkelerin başında göstermektedir. 

Alışkanlıklar

Hohenheim Üniversitesi tarafından geliştirilen “Self Check” uygulaması Sabri Ülker Vakfı tarafından “Dengeli Beslenme Testi” adıyla uyarlanmış ve bu test vasıtasıyla bugüne kadar binin üzerinde kişinin beslenme profili değerlendirilmiştir.  

Buna göre: 

Her on kişiden sadece 3’ü her gün meyve tüketme alışkanlığına sahiptir. 

Her dört kişiden 1’i günde bir defa çiğ veya pişmiş sebze tüketmektedir. 

Bireylerin yüzde 17’si günde bir kez tahıllı ekmek tüketmektedir. 

Haftada bir saatten az fiziksel aktiviteye katılanların oranı yüzde 53.5. 

Bireylerin yalnızca yüzde 19’u haftada 1-3 saat ve üzeri fiziksel aktivite yapmaktadır. 

Bu sonuçları değerlendirdiğimizde, ülkemizde beslenme, spor, egzersiz ve sağlıklı yaşam konularında çok ciddi bilgi eksikliği bulunduğu ortadadır. Doğru beslenme konusunda bilinçlenme, hem hastalıkların görülme sıklığını azaltacak, hem de tedavi için harcanan kaynak azalacaktır. 

SON SÖZ: Her işin başı sağlık. Sağlık için de olmazsa olmaz, doğru  beslenmedir.