Ne istedi ne elde etti?

Ne istedi ne elde etti?

17 Ekim 2019 Perşembe  |   MG Özel

Rusya’nın, yaklaşık son 30 yılda eski Sovyet toprakları dışındaki ilk askeri operasyonu olan Suriye’ye müdahalesi 30 Eylül’de dördüncü yılını tamamladı. 

Moskova’nın harekât öncesi kağıt üzerindeki beklentileriyle somut olarak elde ettiklerini karşılaştırmak için yeterince uzun bir süre bu. 

İşte dört yıl önce Rusların istedikleri ve dört yıl sonra elde ettikleri: 

1- 2014 başlarında Kırım’ı ilhak eden Rusya Ukrayna’daki ayrılıkçıları da destekleyince Batı ekonomik yaptırımlar uygulamaya koydu. Petrol fiyatlarındaki büyük düşüşün de etkisiyle son yirmi yılın en ağır ekonomik bunalımıyla sarsılan Rusya iktidarı hedef alacak bir iç karışıklıktan korkmaya başladı. Suriye operasyonunun nedenlerinin başında iç kamuoyunun dikkatini ekonomik sorunlardan uzak tutmak geliyordu. 

1- Ekonomik krizin etkileri hala sürse de, muhalefet artık daha çok sokağa çıkmaya başlasa da ülkeyi yönetenler -en azından şimdilik- amacına ulaştı. 

2- “IŞİD’le mücadele”yi Suriye’ye müdahalenin baş gerekçelerinden biri gibi göstererek uluslararası alanda puan toplamaya çalışan Ruslar Batı’nın ekonomik yaptırımlarla birlikte uyguladığı “diplomatik izolasyon”u kırmak istiyordu. 

2- Suriye müdahalesi öncesi dönemin bütün ABD yöneticileri, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dahil üst düzey Rus yetkilileri “kara liste”ye almıştı ve hiçbir temas kurmuyordu. Ama müdahale sonrası Ruslar “diplomatik izolasyon”u kırmayı başardı. 

3- Operasyonla “Suriye’de Batı’nın yardımına koşan ülke” rolüne soyunan Rusya, bu sayede ekonomik yaptırımları da kaldırtmayı hedefliyordu. 

3- Moskova bu alanda başarılı olamadı, yaptırımlar kaldırılmadı. 

4- Operasyonla Moskova Batı kamuoyuna -ve elbette kendi kamuoyuna- Rusya’nın “itilip kakılacak bir ülke olmadığını”, mutlaka dikkate alınması gereken bir güç olduğunu göstermek istiyordu. 

4- Rusya bu konuda da amacına ulaştı ve Suriye’de ipleri elinde tuttuğunu kabul ettirdi. 

5- 2000’lerin ortalarında Ukrayna, Gürcistan ve Kırgızistan’da yaşanan, Rusların kısaca “Renkli Devrimler” dediği iktidar deviren halk hareketleri, ardından 2010’da başlayan “Arap Baharı”, Rusya’yı yönetenlerin korkuya kapılmasına ve “Sıra bize mi geliyor” sorusunu sormalarına yol açtı. İsyanın Moskova’nın o sırada bölgedeki yegâne müttefiki olan Suriye’ye sıçraması “son kale”nin düşmesi anlamına gelecekti ki Ruslar Suriye’den sonra sıranın önce İran’a, ardından da kendilerine geleceğine inanıyordu. 

5- Her ne kadar iyi hesaplanmış hamleler gibi görünse de Kırım’ın ilhakı, Ukrayna’daki iç savaşa müdahil olma ve Suriye operasyonları sırtı duvara dayanan Rusların Batı tarafından kuşatılma ve sınırlarına hapsedilme korkusuyla panik içinde yaptığı hamleler, savunma refleksleriydi. Dolayısıyla bu üç hamlenin perde arkasında aslında “savunma duvarı”nı mümkün olduğu kadar sınırlarından uzakta kurma düşüncesi yatıyordu. Moskova’nın bu hesabı da -en azından şimdilik- tutmuş görünüyor. 

6- 2011’de başlayan iç savaşta kendisine sürekli çelme takan Türkiye’yi önce etkisizleştirmek, sonra yanına çekerek kontrol etmeye çalışmak. 

6- 24 Kasım 2015’de yaşanan “uçak krizi” Rusya’ya Türkiye'yi Suriye’de etkisizleştirme olanağı verdi, ardından da Ankara’yı yanına çekmeyi başardı. 

7- Operasyon yardımıyla Putin’in “kudretli lider” imajını parlatarak içeride ve dışarıda puan toplamasını sağlamak. 

7- Rusların bu planı da tuttu ve Putin uluslararası alanda lider konumunu perçinledi. 

Kısacası, Rusya dört yıl önce koyduğu hedeflerin neredeyse tamamını elde etmeyi başardı. Akdeniz’e ve Orta Doğu’ya dönmekle kalmadı, silahlarının da bol bol reklamını yaptı.”Kafasının estiği yere giren” ABD’nin tersine Suriye yönetiminden “davet” olarak oradaki varlığını meşrulaştırdı. İran'ı ve ona bağlı güçleri kullanarak operasyonun kendisi için en az hasarlı geçmesini sağladı. Kıvrak ve pragmatik Rus diplomasisi uluslararası alanda puan topladı.