Nâzım ve milliyetçilik

Nâzım ve milliyetçilik

15 Ocak 2020 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Nâzım Hikmet bir komünistti. Kendisini bu şekilde tanımlamış ve bu yolda mücadele etmişti. Çocukların aç yatağa girdiği, bazıları en pahalı okullara giderken bazılarının tarlada, sokakta çalıştığı bir dünya değil, her çocuğun süt içebildiği, eğitim alabildiği bir dünya hayal etmişti. 

Nâzım Hikmet ve milliyetçilik konusunu birlikte ele almamın bir nedeni var elbette... Çünkü Nâzım Hikmet vatandaşlıktan çıkarıldı, başka ülkelere sığınmakla, şunu yapmakla, bunu yapmakla suçlandı. Güya kendileri ülkelerini çok seviyordu ve Nazım Hikmet vatan haini idi. Keşke Nâzım kadar yürekleri olsaydı da kafa tutmayı bilselerdi, çoğu ülkeden önce kurulan uçak fabrikasını kapamasalardı örneğin.

Nâzım Hikmet'i bir komünist, vatan haini diye niteleyenlere göre Nâzım Hikmet milliyetçi olamazdı. Peki Nâzım ne yaptı? Türk kültürünün, Türk dilinin dünyada bilinmesi, yücelmesi için öyle şeyler yaptı ki, onu suçlayanların boş ve hesaba dayanan milliyetçilik söylemlerinin çok ötesinde hizmet etti halkına.

Nazım Hikmet mecbur kaldığı için Türkiye'den ayrıldı. Gittiği ülkede her zaman Türklerin, Türkiye'nin çıkarlarını savundu. Bulgaristan'a, başka ülkelere oradaki Türk azınlıkların sorunları ile ilgili çözüm aramak için gidiyordu. Türkçeyi, Türk kültürünü çok özlediğinde Bakü'ye gidiyordu sık sık.

Şiirlerini okuyor, gençlerle buluşuyor, hasret gideriyordu. Memleketini, halkını çok seviyordu. Bağımsız olmasını, sanayileşmesini istiyordu. Bu anlamda Nazım'ın elbette milliyetçi bir tarafı vardı. Ama o evrensel barışa, halkların dostluğuna da inanıyordu.

Nâzım'ın başkan seçildiği Kahire'deki Asya - Afrika Yazarlar Birliği toplantısında bir delege kürsüye gelerek Nâzım'ın Sovyet pasaportu taşıdığını ve oy kullanamayacağını söylemişti. Nâzım'sa sakin şekilde kürsüye ilerledi ve şöyle dedi: "Halkının dilinde yazan şair elbette ülkesini temsil edebilir."

Fakat nasıl oluyor da bazıları ülkemizi kendilerinin daha çok sevdiğini iddia edebiliyor? Bunu daha çok kimler yapıyor? Bu milliyetçilik ve bazı diğer konular nasıl oluyor da birilerinin tekelinde oluyor? Onlar bunu istedikleri gibi yorumluyor, kendine mal ediyor ve nemalanıyor. Başkalarını bunun dışına koyuyorlar. Bana kalırsa ülkesini sevmeyen yoktur. Ölçüsü de çalışmak, üretmek, bağımsız düşünebilmek ve başkalarının hakkına saygı göstermektir.

Mihri Belli, aslına bakılırsa milliyetçilik, ulusalcılık meselesi de solun işidir, diyordu. Çünkü bilgiyi, mücadeleyi ve çalışmayı gerektirir. Tabii bu bir sağ-sol tartışması değil ama bu kavramın ne denli karmaşık olduğuna da işaret ediyor.

Sonuç olarak Nâzım'ın şiirlerini okumuş, hayatını incelemiş olan herkes gibi ben de biliyorum ki, Nazım bir vatanseverdi ve halkının gönlünde müstesna bir yer edindi.

Samih Güven

Not: Bu yazı Nazım Hikmet'in 118. doğum yıl dönümü nedeniyle yeniden yayınlanmaktadır.