Nazım Hikmet’le samimiyet testi

Nazım Hikmet’le samimiyet testi

2 Aralık 2019 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Bugün insanların Nazım Hikmet’e duyduğu sevgi ve saygı mutluluk verici. On üç sene yok yere hapis yatmış, hayatından endişe ettiği için ülkesini terk etmek zorunda kalmış, vatan hasreti içinde yanmış, ülkesine hizmet etmiş dünya çapında bir şair ve büyük bir yürek O. Koltuk sahiplerinin vatan haini isnatlarına rağmen gerçek bir vatansever.  

Seviyoruz Nazım’ı, gurur duyuyoruz. Moskova'da her sene 3 Haziran törenlerinin duygusal ortamında, yakıcı haziran güneşinin altında gözyaşlarını güneş gözlükleri ile saklıyor insanlar. Her kesimden temsilciler, hatta siyasetçiler onun şiirleriyle sesleniyor kalabalıklara. 

Fakat bu işin bir yerinde bazı sorunlar var gibi görünüyor. Yeniden ve yeniden hatırlayalım: Nazım fikirleri yüzünden, sanatı yüzünden haksız ithamlara maruz kaldı, bir şair olarak on üç sene hapis yattı. Can güvenliğinden endişe duydu ve ülkesini terk etti. Ama koltuk sahipleri onu hainlikle suçladı. Bu ithamlarla yaşamak, hasta kalbiyle bunlarla baş etmek durumunda kaldı.  

Nazım Hikmet aslına bakılırsa çağının hakim ideolojisine ve muktedirlerine ters düşen fikirleriyle bir düşünce suçlusuydu.

Nazım'ın siyasi tavrından, aydın duruşundan, sanatının gücünden korkulmuştu. Hukuk zorlanarak mahkum edilmişti Nazım Hikmet. 

Yani bugün insanların eğer bir samimiyet testine tabi tutulmaları söz konusu olsaydı nasıl bir tavır almaları gerekirdi? 

Nazım’ı gerçek bir sahiplenme ancak bugün de düşünceleri yüzünden, siyasi tavrı yüzünden, aydın tavrı yüzünden suçlanan, yargılanan, kimi zaman yok yere hapis yatan siyasetçileri, yazarları, gazetecileri, aydınları da savunmak anlamına gelmiyor mu? 

Yani Nazım artık yokken, bir tehlike oluşturmuyorken onun şiirlerini güzel güzel okuyoruz. Peki Nazım sormayacak mı, fikirlerinden dolayı suçlanan, haksız ithamlara maruz kalanlar olduğunda, birilerinin siyasetleri veya çıkarları gereği ülkelerini çok sevdiği nidalarıyla başkalarına haksızlık yaptığı zamanlarda ne tavır alıyorsunuz?

Doğru konumda değilseniz Nazım’ı gerçekten sahiplenmiş olur musunuz?

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın