Nasıl normalleşir kötülükler

Nasıl normalleşir kötülükler

23 Ocak 2020 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Atlar at doğar da insan insan doğmaz, insanlaşmak bir süreç işi olduğu kadar doğumla başlayan bir evrimin sonucudur. 

İnsan yavrusu doğumla birlikte kendini insan olarak olduracak doğal evrimine başlar ve fakat insanın insanlaşabilmesi sadece doğal evrime ve kendine bağlı süreçle olabilecek bir şey değildir. 

Çünkü insan artık toplumsal bir canlıdır ve toplum olmak ile sürü olmak arasında çok önemli ve önemli olduğu kadar da kabullenmekte bir hayli zorlandığımız farklar vardır. 

Örneğin insani ve toplumsal sandığımız öyle kabullendiğimiz hiyerarşi, hayvani ve sürüye ait bir kavramdır. 

Sürünün başı ile toplumun seçilmiş başkanı arasında fark olması gerekir. 

Vardır da 

Yeterli mi? Ona her bir kişi, kendi hür iradesi, algı kapasitesi ve özgül donanımı ile karar verecektir. 

Koyunların toplu intiharı diye bir tanımlamamız vardır, hani seyrek de olsa zaman zaman sürünün başı olan koç hazretleri kaldırıp kendini uçurumdan aşağı ölüme atar da, sürüsü koyunu koçu kuzusu ile peşinden atlar ya, işte ona biz intihar deriz unutup intiharın ancak ve yalnız insanların kalkışabileceği bir eylem olduğunu. 

Şeyi de unuturuz biz, örneğin bir hayvanı açlıkla eğitebilir insan, kemiğini vereceğinizi bilirse köpek onu istediğiniz canlıya karşı havlatabilir saldırtabilirsiniz ya da eğlencemiz olan, utanmadan eğlencemiz olan sirklerde hatta aslanları, filleri kaplanları bile yiyecekle soytarı şaklaban hale de getirebiliriz. 

Demek ki neymiş, insanları açlıkla eğitmeye-terbiye etmeye kalkışmak insanı hayvanlaştırmak gibi bir şeymiş ve neymiş sürü başı koçun peşinden uçuruma atlamak koyunsu bir hiyerarşik içgüdüymüş. 

Peki Trumph ve USA’in (ABD) senatosu ile meclisi savaş kararı alınca ya da demokrasinin beşiği kabul edilen UK (İngiltere) devletinin hükümeti savaş kararı konusunda USA’in kuyruğuna yapışınca her iki ülkenin ahalisi de bu kararlara boyun eğmek zorunda kalıyorlar. 

Vehbi’nin kerrakesini burada ararken demokrasinin ne olmadığı konusunda ipuçlarına rastlayabiliriz. 

Türkiye’nin acar! gazetecilerinden birisi pusu kurmuş TBMM’nin bahçesinde soruyor yakalayabildiği türbansız AKP’nin “türbansız kadın” milletvekillerine ya da CHP'nin vekillerine, “YÖK yasasının değiştirilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz” ve onlar da yanıtlıyorlar “Başkanımız bilir.” Bizde çok mu farklı ya da Rusya’da, Danimarka’da? 

Bütün devletlerinde dünyanın üç aşağı beş yukarı böyledir bu durum çünkü demokrasi diye bize yutturdukları şey insanların iyi ve güzel, kendileri ile ve herkeslerle barışık yaşamasını değil ve fakat devletin ve devletten daha düşük düzeydeki tüzel kişiliklerin ilelebet aynı şekilde, aynı ve değişmesi evrilmesi namümkün bir düzende devam etmelerini hedeflemekte ve bizim engin ve derin uyuklamalarımız nedeni ile de hedefi tam alnından vurmaktadırlar.