Nasıl büyük devlet olunur...

Nasıl büyük devlet olunur...

6 Temmuz 2019 Cumartesi  |   Günlük

Rusya Sağlık Dairesi Başkanı Gennadiy Onişçenko basın toplantısını yaptığı salondan ayrılmadan haber ülkeye yayılmıştı.

Onişçenko, Türkiye’de kuş gribinden ölenler olması üzerine Rus vatandaşlarına Türkiye’ye gitmeme çağrısında bulunuyordu. Beklendiği gibi çağrı büyük yankı yarattı. Geçen yıl Türkiye’ye milyonlarca Rus’un gittiği düşünüldüğünde bu elbette olağandı.

Onişçenko hafta boyunca medyanın gözdesi oldu. İnternetteki Rus arama motoru Yandex’te arama yapanlar Onişçenko’nun tam 4662 haberde adının geçtiğini gördü. Devlet Başkanı Vladimir Putin bile 4068 haberle Sağlık Dairesi Başkanı’nın gerisinde kaldı. Onişçenko hafta boyunca yoğun bir mesai yaptı; bir basın toplantısından diğerine, bir canlı yayından başkasına koştu.

Aslında bunda bir gariplik yoktu; sorumlu bir bürokrat olarak Rus halkını tehlikeye karşı uyarıyordu. Tehlikeyi abartıp abartmadığı bir yana, vatandaşlarına saygı duyan bir devletin bürokratı gibi davranıyordu; yani, yapması gerekeni yapıyordu 

Son yıllarda, Sovyet döneminde olmayan bir gelişme yaşanıyor Rusya’da. Türk medyasının bir alışkanlığı vardır: Dünyanın herhangi bir köşesinde ne zaman bir olay yaşansa, örneğin büyük bir kazada ya da terör eyleminde Türk vatandaşlarının da 
zarar görüp görmediği araştırılır. Eğer işin içinde bir Türk varsa o olayın haber değeri artar, hatta manşete çıkar. İşte, benzer bir durum son yıllarda Rusya’da yaşanıyor. Dünyanın herhangi bir köşesinde uçak mı düştü, haber ajansları, televizyon ve radyolar önce uçakta Rus vatandaşlarının bulunup bulunmadığını öğrenmeye çalışıyor. Tsunami felaketi mi yaşandı, eğer bölgede Rus vatandaşları varsa bu asıl haberin de önüne geçiyor.

Bu tür haberlerde medyanın en çok beklediği ise, Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılacak açıklama. Bakanlık gece gündüz demiyor, yaşanan olay neyse, en kısa sürede “İlk tespitlerimize göre o bölgede Rus vatandaşı bulunmuyor,” ya da “Zarar gören vatandaşlarımız için Rus Büyükelçisi hemen olay yerine hareket etti,” açıklamasını yapıyor. Bakanlık buişi gerçekten ciddiye alıyor ve -gazetecilik deyimiyle- hiçbir olayı‘atlamıyor’, kamuoyuna bilgi veriyor. Hatta medyayla Dışişleri Bakanlığı arasında olanları kim önce öğrenecek yarışının yaşandığı bile söylenebilir. Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın tutumu Batılı ülkelerin, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin vatandaşlarına sahip çıkma alışkanlığından kopya çekilmişe benzese de kamuoyunun gururunu okşuyor, büyük bir devletin vatandaşları olduklarını hissettiriyor.

Bu tutum, Türkiye’deki kuş gribine verilen tepkiyle birleştirildiğinde daha bir anlam kazanmış görünüyor. Devlet vatandaşlarına sahip çıkıyor, onların yaşadıklarına kayıtsız kalmıyor izlenimi doğuyor.

Ama gerçekten böyle mi?

Eskiden vatandaşlık hakkı diye bir kavram bilinmiyordu çünkü vatandaşların devletin gözünde bir önemi 
yoktu. Önemli olan, vatandaşların iktidara ibadet edercesine bağlı olmasıydı. Zaten olmayan da cezalandırılıyordu.

Günümüz Rusya’sında bu alanda hiçbir olumlu gelişme yaşanmadığını söylemek haksızlık olur. Ancak, vatandaşla devlet arasında beklenen barışma henüz yaşanmadı. Vatandaş devletten hala korkuyor, haklarını talep etmeye ürküyor. Devletin vatandaşlarına sahip çıkıyor görüntüsünün arkasında ise, büyük bir devlet gibi davranma hırsı yatıyor. Ama durum o kadar da kötü değil; Rusya hala bir geçiş döneminde. Eskinin alışkanlıklarından kurtulmak tabii zor. Batılı ülkeler de benzer süreçlerden geçti. Rusya bu sürecin, yani sivil toplum oluşturma ve devletin aslında vatandaşları için var olduğunu kabullenme sürecinin çok başında.

Bu nedenle Rusya’yı eleştirirken insaflı olmak, ama şimdilik devletin de, vatandaşın da hoşuna giden bir oyun oynandığını görmek gerekiyor. Neden oyun bir gün gerçeğe dönmesin ki?..

(2005)

Gazeteci Cenk Başlamış'ın "Rusya'nın Sırları" kitabından alınmıştır.