Nasıl bir dış politika?

Nasıl bir dış politika?

7 Şubat 2020 Cuma  |   Köşe Yazıları

Uzaylılar dünyalıların dış politika dediği şey hakkında ne düşünüyor acaba? Yukarıdan bakıyorlar, hepsi insan. Dünyanın farklı bölgelerini sahiplenmişler ama ilişkilerini öylesine karmaşık hale getirmişler ki buradan bir disiplin ve uzmanlık alanı ortaya çıkmış. 

Yani bizim dış politika dediğimiz şey aslında uzaylılar açısından dünyalıların içişleri. Umarım bir gün karışmak durumunda kalmazlar. Belki de karışmaları iyi olur, bilmiyorum. 

Malum hükümetlerin diğer milletlerle olan ilişkilerine yönelik stratejisini ifade ediyor dış politika. Temel olarak bu politikanın ana amacını ülkelerin güvenliğinin ve ekonomik refahının sağlanması olarak basitleştirmek mümkün. Yani öyle politikalar izleyeceksiniz ki ülkenin huzur ve güvenliğini, ekonomik kalkınmasını, ayrıca dış pazarlara dönük mal ve hizmet ihracatını desteklemiş olacaksınız. 

Bakıldığı zaman ülkeler çeşitli ortaklıklar yaparak, kimileri de bağımsız hareket ederek ama muhakkak surette komşularıyla daha iyi ilişkileri tesis ederek politikalarını yürütmeye çalışıyorlar. 

Sözü Türkiye'ye getirirsek aslında gerçekten coğrafyası ve tarihi itibarıyla zaten nasıl bir dış politika izlemesi gerektiği ortada.  

Yani Türkiye aslında hem Asya'da hem Avrupa'da toprakları olan, Uzak Asya'da kökleri, kardeşleri bulunan, bu arada petrol ve enerji kaynaklarının bulunduğu belalı bir coğrafyaya komşuluğu söz konusu olan bir ülke. 

Dolayısıyla son derece dikkatli, barışa dayanan ve çok yönlü bir dış politika yürütülmesi gerekiyor.  

Cumhuriyet döneminde özellikle 1939’a kadar Atatürk'ün uygulamaya sokmuş olduğu dış politika tam da böyle bir politikayı işaret ediyor. Türkiye Osmanlı döneminden beri Avrupa ülkeleri ve Batı ile önemli ve derin ilişkiler geliştirmiş. Örneğin Almanya gibi  önemli bir Avrupa ülkesi ile ilişkilerin iyi olmaması düşünülemez bile. Rusya ile de çok eski ve köklü ilişkiler söz konusu.  Bu yıl diplomatik ilişki kuruluşunun 100. yılı. Zaten Cumhuriyet dönemi dış politikasının kurumsallaşmış yönü, yani Atatürk’ün dış politikası, Sovyetler Birliği ile ilişkilerde dostluk temeline dayalıydı. Orta Doğu ülkeleri ile olan komşuluk ve bağlarımızın öneminden söz etmeye gerek bile yok. 

Fakat zaman zaman hükümetler yeni stratejilerle daha önceki birikimleri bir kenara itip birtakım arayışlar içerisine girebiliyorlar. Ama görüyoruz ki zaman zaman maceracı ve iyi hesaplanmamış dış politika adımları aslında Türkiye'nin geçmiş birikimlerini bir kenara iten ve  özünde ekonomik refah ve ülke güvenliği açısından sıkıntı yaratan sonuçlar ortaya çıkarıyor. 

Bir kez daha tekrar etmek gerekir ki Atatürk döneminde uygulanan dış politikanın, Türkiye'nin geçmişte başarıyla uyguladığı çok yönlü dış politikanın, barışa ve komşularla iyi ilişkilere dayanan dış politikanın esas alınması gerekiyor. Bugün artık çok kutuplu bir özellik arz eden dünya düzeninde dengeli, herkesle dostluğu gözeten bir yaklaşım gerekiyor. 

Yeni Osmanlıcılık, ümmetçilik gibi yaklaşımların bir kenara bırakılması yerinde olur. Türkiye'nin bütün komşularıyla mutlaka iyi ilişkiler kurması şart. Herkesle konuşuyor olabilmek önemli.  

Dolayısıyla Türkiye'nin ortak aklı kullanıp, geçmiş birikimlerinden yararlanarak mutlaka Atatürk dönemi dış politikasını iyi analiz edip, buna göre dış politika izlemesinde son derece yarar olduğunu düşünüyorum.

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın