Nasıl bir Cumhuriyet?

Nasıl bir Cumhuriyet?

25 Ekim 2019 Cuma  |   Köşe Yazıları

Yüzyıl önce Anadolu toprakları emperyalist güçlerin işgaline uğradığında saltanat ve hilafet kendi varlığını koruma gayesindeydi ve ülkenin bağımsızlığını tehlikeye atmıştı. Bu tespit Atatürk tarafından yapılmıştı.  

İşgal girişimleri ve şartların ağırlığı karşısında ileri sürülen çözüm önerileri arasında, bazı ülkelerin himayesine girmek veya bölgesel kurtuluş çabaları geliştirmek yer alıyordu. Atatürk bu önerilere karşı çıkıyor, milli egemenliğe dayanan, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak gerektiğini savunuyordu.  

Neticede Türk milletinin asırlardır sahip olduğu devlet kurma ve örgütlenme yeteneğine dayanarak milli bir kurtuluş mücadelesi geliştirildi. Halkın kendi temsilcilerinden oluşan Meclis açıldı. Son aşama olarak da Cumhuriyet ilan edilmiş oldu.  

Oysa ne saltanatın ne de hilafetin kaldırılması kolay olmamıştı. Kurtuluş mücadelesinin içinde yer alan paşalardan bazıları bile Osmanlıya aidiyet hissediyor, padişaha ve saltanata karşı duygusal bağları olduğunu ileri sürüyordu. 

Atatürk akıllıca bir politika izleyerek önce saltanat ve halifeliğin birbirinden ayrılmasını sağladı. 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırıldı. 3 Mart 1924'te de halifeliğe son verildi. 

29 Ekim 1923'te, saat 20.30’da Meclis tarafından Cumhuriyet kararı verildi. 15 dakika sonra Atatürk Cumhurbaşkanı seçildi. İsmet Paşa tarafından yeni bir kabine oluşturuldu ve Meclis Başkanlığı'na da Fethi Bey getirildi. 

Neticede herhangi bir aileden ya da kişiden gücünü almayan seçilmiş temsilciler vasıtasıyla halkın doğrudan kendisini yönettiği bir sisteme geçilmiş oldu. 

Türkiye 1923'ten bu yana Cumhuriyetini daha da geliştirmeye gayret gösteriyor. Ancak bu hiçbir zaman kolay olmuyor. Çünkü bazı kavramlar kanunlara, anayasalara yazmakla gerçekleşmiyor. Süregelen karşıtlık ideolojisi ve antidemokratik müdahaleler zaman zaman geri kırılmalara neden oluyor.  

Anayasamıza göre Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir ve nitelikleri arasında toplumsal huzur, dayanışma, adalet, insan haklarına saygı, Atatürk milliyetçiliğine bağlılık, demokratiklik, laiklik ve sosyal bir hukuk devleti olunması gibi unsurlar yer alıyor. 

Anayasada belirtilen Cumhuriyetin söz konusu niteliklerine bağlı kalmak; özgür ve demokratik seçimler gerçekleştirmek, eşit oy hakkına sahip kadınların ve erkeklerin kendi kararlarını özgürce vereceği, herhangi bir yapının bakış açısıyla yönlendirilmeyeceği bir sistem oluşturmak önemli olan.  

İmkanı olmayan bireylere nitelikli eğitimin devlet tarafından garanti edildiği, kadınların eşitliğinin sağlandığı bir toplum düzeni söz konusu olmalı. Yani mesele herkesin sandığa gidebilmesi değil, sandığa özgür ve eğitimli bireylerin gitmesini sağlamak. 

Yine tamamen hukukun egemen olduğu, kabul görmüş evrensel kriterlere uygun her görüşteki partinin kendisini özgürce ifade edeceği, seçimlere özgürce katılabileceği, insanların hak ve özgürlüklerinin garanti altına alındığı bir Cumhuriyet olmalıyız. 

Anayasamızda yer alan laiklik ilkesi çerçevesinde herhangi bir dine ait argümanların devlet yönetimine etki etmediği, özgürlükleri kısıtlayan yönetim anlayışlarına izin verilmediği bir Cumhuriyet asıl olan. 

Darbe girişimleri ve ayrıca demokrasiyi ve seçimleri kullanarak halkın kendi kendini yönetmesi ilkesine gölge düşürecek ve saltanat özentilerinin ortaya çıkmasına neden olacak süreçler konusunda da Türk halkının dikkatli olması gerekiyor. 

Sonuç olarak Cumhuriyetimizi korumak ve onu geliştirmek hepimiz için sorumluluk. Çünkü Atatürk’ün dediği gibi Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare Cumhuriyet idaresi.

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın