'Müzik düşünmek bile zor'

'Müzik düşünmek bile zor'

22 Ağustos 2020 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci

Yurt içinde veya yurt dışında yaşamlarını sürdüren ve Korona nedeniyle; çalışmalarını kendi özgün koşullarında farklı alan ve süreçlerde sürdürmek durumunda kalan sanatçılarımızla konuşmayı düşündük, bu kez. Burada ve/veya oradaki eğitimlerini sormak da gerekiyordu. Kendi özgün çevrelerinde iyi biliniyor ve izleniyor olsalar da; hem de şimdi bu aralarda, herkes kendi önünü net olarak görmeye çalışıyor. İki yabancı bir ülkede yaşayan genç müzisyen arkadaşlarımıza sorularımız olacak, üç de ülkemizde çabalayan arkadaşlarımıza sorular soracağız… Bugün bir müzik öğretmeni; müzisyen ve vokalist arkadaşımızla konuşacağız: Mihrap Eskiocak… 

-Kısaca kendinizi tanıtmanızı istiyoruz, başlarken… Ülkemizde ve/veya yaşadığınız, bulunduğunuz ülkelerdeki eğitiminizden söz eder misiniz? Hangi okul veya atölyelerde ne eğitimi aldınız; ülke koşullarına göre, aldığınız eğitim sizce yeterli miydi; eğitiminizi yurt dışında sürdürdüyseniz; aldığınız sonuçlardan hoşnut musunuz? Ve bu bağlamda son bir ekleme daha yaparak, sorumu bitireyim: Acaba; amatör ya da profesyonelce yaptığınız çalışmalar; mesleğinizi ve işinizi ilerletmenizde katkı sağladı mı?

-12 yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Antakyalıyım. Müzik öğretmeni ve şarkıcıyım. Bursa Uludağ Üniversitesi Müzik Öğretmenliği ve İstanbul Devlet Konservatuvarı Müzikal Oyunculuk Bölümlerinde eğitim aldım. Müzik Öğretmenliği Bölümünde bir sene şan eğitimi aldım. Yaşım oldukça küçük, sesim henüz oturmamış ve gelişmeye devam ediyordu. Üniversite bittikten ve öğretmenliğe başladıktan bir zaman sonra, Müzikal Oyunculuk eğitimi almaya karar verdim. Müzikal Oyunculuk, şan derslerini de içeren yarı zamanlı eğitim veren bir bölüm. Üç yıl süren bu eğitim sürecinde sesimi tanımaya başladım. Farklı şarkı söyleme teknikleri konusunda bilgi edindim. Önemli bir katkı sağladığını düşünüyorum. Ancak san eğitimi de spor gibidir, sürekli olursa en yüksek verimi alabilirsiniz. Öğretmenlik mesleğini sürdürürken bir yandan yaptığım çalışmalara ayırabildiğim dar vakit, ancak kendimi tanıtabilecek düzeyde bir sonuç elde etmeme imkân sağlayabildi. 

-Uzmanlık bağlamında özgün bir çalışmaya veya ‘Master class’ denilen çalışmalara katılabildiniz mi? Acaba, geldiğiniz noktada siz(ler) eğitim veriyor olabilir misiniz?  

-Öğrencilerimle müzik çalışmalarımı değerli kılmak adına beden ritm atölyeleri ve orkestra şefliği ‘başlangıç master class'a katıldım. Çalıştığım devlet okulunda hafif düzey zihinsel engelli öğrenciler ve okul öğretmenlerden oluşan bir orkestra kurdum. Sözleri tiyatro oyun yazarı Savaş Aykılıç'a; müziği bana ait olan 'Saf Ve Temiz' şarkısının da olduğu konser ve dinletileri, Dolmabahçe Sanat Galerisi ve Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi olmak üzere birçok yerde sergiledik. Korona döneminin almayı planladığım vokal-şan eğitimini engellediği muhakkak. Sırada beni bekleyen ilk iş o.

 



-Korona kısıtlamaları nedeniyle çalışmalarınızı hangi boyuta taşıyarak sürdürdünüz? Burada veya oralarda konser, festival, albüm çalışmalarınız oldu mu?  

-Koronadan önce canlı sahne performansları yapabiliyordum. Her yer kapanınca konserler durunca,  #Evdeçal kervanına ben de katıldım. Okay Özdağ ile 'Mreyte' şarkısını evde ve uzaktan kaydettik. Bir yandan hazırlık aşamasında olan ilk "single" çalışmam İstanbul üzerindeki son dokunuşlar bu dönemde oldu. Akabinde Hatay Samandağ ilçesinde her yıl gerçekleşen 'Evvel Temmuz Festivali'ne "online" olarak katıldım.  

-Yaptığınız işler sizi yeterince hoşnut kılıyor mu; devamında neler yapmayı tasarlıyorsunuz? Lütfen yakın vadedeki olası gelişmeleriniz üzerinde durmaya çalışın…  

-Tüm odak noktamın müzik üretme üzerine kurulma şansı olsaydı, memnuniyet derecem eminim birkaç kademe daha yukarıya taşınacaktı. Yetmez;) Çünkü yapmayı istediğim başka şeyler de var. On beş yıldır devlet okulunda müzik öğretmeniyim ama öğrencilerime yönelik ayrı denilebilecek, özgün bir müzik çalışması yapmadım. Özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerle beş yıldır müzik eğitimi veriyorum. Bu eğitimin sonucunda elde ettiğim uygulama örnekleri-müzikleri toparlayıp, bir albüm yapmak istiyorum. Bunun dışında bebeklere şarkı söylemek tüm dünyaya söylemekten daha mutluluk verici, yaptığım küçük besteler var. Onları toparlamak istiyorum. Etnik müzik ile ilgili yıllar önce araştırmalara başladığım ve hâlâ sürdürdüğüm bir çalışma var. Beni tam olarak tanımlayacak çalışma sanırım o olacak.
 

 

-Elbette ki yaşadıklarınıza ilişkin sosyo politik değerlendirmeler de yapmak istiyorsanız, bunu okuyucularımız büyük bir hoşnutlukla öğrenmek isteyecektir. Deneyim ve paylaşmak, sahici ve kalıcı değerler yaratabilen bir etmendir… 

Ben bu ülkede müzisyen olabilmek için geçmem gereken süreçleri önceden görüp tedirgin olan ve hemen alternatif üretmek zorunda kalan kesimdenim. Bu yüzden müzisyen olabilmek için müzik öğretmeni oldum. Bu bana çokça zaman ve enerji kaybettirdi. Yapabileceğiniz çok şey varken aynı anda başka bir iş ile meşgulseniz, onu da en iyi şekilde yapmak istiyorsanız, pür üretme gerçekleşmiyor. Müzisyenlik birçok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de bir meslek olarak algılanmıyor. Tüketimi çok kolay olan müzik herkes tarafından üretiliyor zaten. Özellikle korona döneminde çeşitli kurumlar müzisyenlere ufak da olsa yardımlarda bulundu. Ama geçimini buradan sağlayan o kadar insan var ki. Sinema sektöründe Netflix in sinema çalışanlarına bir kerelik de olsa nefes almalarına yardım edecekleri bir maaş yatırması, bir yandan güzel, diğer yandan da annelerimizin bize kızdığı zaman söylediği şu cümleyi akıllara getiriyor: "E, evde yemek var çocuğum?!"

1. bölümü okumak için tıklayın