Mutluluğun anatomisi

Mutluluğun anatomisi

16 Eylül 2020 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Erdal Çolak

“Gerçek mutluluk mal ve mülke sahip olmak ile değil, akıl ve erdeme sahip olmak ile mümkündür.” Aristoteles 

Mutluluk, insanın kendini huzurlu, umutlu ve iyimser hissetme hâlidir. Hayattan zevk aldığı, monotonluktan uzak, hareketli, canlı ve gündelik uğraşlardan haz aldığı zaman ortaya çıkar. İster içe dönük, ister dışa dönük olsun, en önemlisi kişinin kendisini iyi hissetmesidir. Çevresindeki diğer insanlarla iyi iletişim kurabiliyorsa, iyi dostlara sahipse kişi mutlu olur. İnsanın sorunlarını, dertlerini paylaşabileceği birilerinin olması da önemlidir elbette. 

Kişi duygusal, bilişsel, zihinsel olarak yeterince haz duygusuna ulaşırsa bu mutlu olma hâlidir. Mutluluk beklentilerle doğru orantılıdır. Beklentiler gerçekleştikçe, insanın mutluluğa ulaşması daha kolay olur. Mutluluk; insanların kendilerine en yüksek amaç olarak koydukları bir değerdir. Mutluluk, bilinci dolduran tam bir doygunluk durumu, istek ve eğilimlerin tam bir uyumudur. Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan dolayı duyulan kıvanç durumu, mutlu olma hâli ve huzur demektir. Mutluluk, sürekli sevinçli, keyifli, olmak, ümitlerin ve yaşama sevincinin artması, etrafta olup bitene karşı aşırı ilgili olmak olarak da adlandırılabilir. İnsan dünyada yaşamaya değer birçok şeyin olduğuna inandığında mutluluk ortaya çıkar. Mutlu insanlar günlük yaşamlarında karşılaştıkları her olumsuzluğa karşı mücadele verir. Bütün aksilikleri, bu sorunları çözebildiği sürece kendisini değerli, önemli kabul eder. 

Mutluluk, mutlak iç huzurdur, Eflatun “Devlet” adlı eserinde mutlu olanın ahlaki olduğunu söyler. En büyük erdem adalettir. Adalet arzusu insanın mutluluk için duyduğu ebedi arzudur. Eflatun’a göre, insan yaratılışı, doğası gereği, yalnız başına mutluluğu bulamaz. İnsanın bir toplum içindeyken aradığı şey adalettir. Bu adalet duygusu insanı mutluluğa götürür. Eflatun, sadece adil, dürüst insanın mutlu ve adil olabileceğini, dürüst olmayanın da mutsuz olduğunu ileri sürer.

Düşünme söz konusu olduğunda felsefe ne düşünmemiz gerektiğini değil, nasıl düşünmemiz gerektiğini öğretir. Epikür, Antik Yunan filozoflarındandır. Metafizik filozofların aksi yönünde görüşleri vardı. Onların tersine mutluluğun yalnızca manevi dünyadan kaynaklandığına inanmıyordu. Aksine Epikür’e göre mutluluk, dünya evi boyutlarla ilişkiliydi. İbn-i Sina’ya göre mutluluk dünyevi olandan bağımsızdır. Mutluluğa akıl ile erişilir. Farabi’ye göre insan mutlu olmak için yaratılmıştır. İnsanın duygu, düşünceleri elindekiler, sınırlı olsa da mutluluğu tek başına da yakalayabilir. Schopenhauer, mutluluğun doyuma ulaşmak olduğunu söylemiştir. İnsan istedikçe doyuma ulaşamaz, her doyum yeni bir isteğe yol açar. Bu da sürekli bir tatminsizlik getirdiğinden ıstırabın uzamasına yol açar. İştah ve bencillik engellenmedikçe mutlu olunamaz. Yani bu haz eleme dönüşür. 

Nietzsche’ye göre, mutluluk sürekli bir iyi hissetme durumu değildir. Ona göre mutluluk, kısa ömürlüdür. Her an sona erebilecek geçici bir hâldir. İspanyol filozof José Ortega Y Gasset’e göre, bütün insanlar mutlu olma potansiyeline ve arzusuna sahiptir. Yani her birey, kendi gerçekliğini ve neyin mutlu edeceğini bilir, bu yönde mutlu olmak için çaba sarf eder. Gasset, "Eğer bir kişi gerçekliğe tam anlamıyla ulaşmayı başarırsa, mutlu olur" der. 

Mutluluk ya da öznel iyi olma, bireyin yaşamına dair olumlu düşünce ve duygularının azami oranda miktar olarak çokluğudur. İnsan yaşamında aldığı doyuma ve olumlu duygulara göre mutlu olur. Mutluluğun daha çok, mantıklı, anlaşılır, insanın kendi kendisiyle ilgilenmesi, nesnel dünya ile ilgilenmesi, mantıklı dünya görüşlerinden, düzenli ahlak kurallarından, doğru yaşama alışkanlıklarından geldiğine inanıyorum. İşte o zaman işinden, hayattan zevk alır. Bu hayatta en çok arzu ettiğimiz şeylerin, neler olduğunu sezinler, bilirsek mutluluğu yakalarız. İnsanlar yaşayış tarzları, dünya görüşleri, ilişkileri sayesinde toplumsal bağlar kurdukları oranda mutlu olurlar. Bilişsel, duygusal, zihinsel aynı zevk ve düşünceden olan, frekansları uyuşan insanların birbiriyle ilişkilerinden dolayı mutlulukları da o oranda artar.

İnsanlarla ilişkilerimiz dürüst, gerçekçi olduğu sürece daha mutlu oluruz. Dostluk gösterir, dürüst olursak bize geri bildirimler olumlu gelir. Bu durum da mutlu olmamıza sebep olur. Bana göre mutluluğun en önemli şartı sağlıklı olmaktır, sevdiklerimizin bize karşı olumlu duygu, düşünceler beslemeleridir. İnsanların, beğenileri ile içinde yaşadığımız toplumun değer yargıları bizimkilerle uyumlu olduğu sürece mutluluğumuza mutluluk katar. Buradan şunu öğreniyoruz; mutluluğun sırrı, heves, tatmin edilmiş duygular, haz, hoşnutluk duygusuna sahip olmaktır. 

Mutlu bir yaşam, büyük ölçüde, sakin bir yaşam ile mümkündür. Çünkü gerçek mutluluk, ancak sakin bir atmosferde gelişebilir. Ruhun, bedenin, neyi istediğini bilmek, sevgiyi büyütmek, insanlara verebilmektir. Mutluluk, gökten zembille gelen değil, çabayla erişilebilecek bir durumdur. İnsanı mutlu eden hem iç etkenler hem de nesnel dünyadadır. Aile, iş, ekonomi, doğa, çevre, toplum, her şey mutluluğu etkileyen gerçekliktir. Bana göre bir insan kendisini evren, dünya vatandaşı olarak hissederse daha mutlu olur. Evrensel değerlere inandığı, bu değerleri savunduğu sürece mutluluğu daha da artar. 

Var olduğu ilk çağlardan günümüze kadar insanın mutsuz olmasının sebepleri hâlen güncelliğini korur. Mesela insanın mutsuzluğunun en büyük sebeplerinden biri kıskançlıktır. İnsanın gelecek hakkında endişelenmesi kaygılanması, kendisini umutsuzluğa götürür. Mükemmeliyetçi olan insan, egoist yapıya sahip olan bir insan, karamsar insan, kolay kolay mutlu olamaz. İnsanlara güvenmemesi, hayatın çok zor olduğunu düşünmesi, plansız, hedefsiz olması, hayatın iyi yönleri ile değil de olumsuz taraflarına odaklanması mutsuzluğun en önemli nedenleri arasında gösterilebilir. İnsan bu sorunları halledebildiği sürece mutluluğu yakalayabilir. 

Mutluluk herkesin arzuladığı, bütün insanların arzu ve tercih ettiği, ona ulaşmaya çabaladığı bir duygudur. Mutluluk insanın hem erdemli bir tercihi ve hem de erdemli bir eylemidir. İnsanlar mutluluğun nedenlerinin zihinlerimizin içinde değil, dış dünyada olduğunu sanırlar. Oysa ki mutluluk bizim içimizdedir. 

Mutluluğa ulaşma yolunda aklın çok büyük bir önemi vardır. Bilinçli, akıllı bir şeyi ne için yaptığımızı bilmemiz, onu neden tercih ettiğimizin farkında olmamız ancak akılla, düşünmeyle ve mantıklı davranışlarda bulunarak mümkündür. Çünkü mutluluğa götürecek yolda erdemli ve bilinçli eylemlerde bulunabilme kesinlikle akılla mümkündür. 

Mutluluk sorusu söz konusu olduğunda felsefe nasıl mutlu olunacağını değil, mutluluğun ne olduğunu öğretir.

İlgili yazı: http://medyagunlugu.com/haber/vedantaya-gore-mutluluk-47798