Mustafa Kemal ve Erzurum

Mustafa Kemal ve Erzurum

23 Ocak 2020 Perşembe  |   Serbest Kürsü

Kadim Anadolu’nun en eski kentlerinden, Doğu Roma'nın (Bizans) önemli bir şehri, Selçuklular’ın eserleriyle süsledikleri ve sonrasında Osmanlı Devleti’nin Doğu Anadolu’daki en anahtar vilayeti olan Erzurum...

Ünlü Rus yazar Puşkin’in “Erzurum Yolculuğu” adlı yapıtında, 1829 Osmanlı-Rus savaşı sırasında sıhhiye olarak geldiği Erzurum’u anlatırken; Asya Anadolu’sunun başşehri dediği kent. Kurtuluş Savaşı dönemine ait İngiliz belgelerinde; Kafkasya ve Asya’nın kilidi ve anahtarı diye tanımlanan, eskiden Erzen denilen, Osmanlıların şehrin Doğu Roma’lı yani Rum geçmişini belirtmek için Erz al Rum adını verdikleri, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Erzalum olarak geçen ve adı sonradan Erzurum’a dönüşen şehir...

Mustafa Kemal bir Osmanlı paşası ve 3. Ordu müfettişi olarak Anadolu’ya geçtikten sonra, 3 Temmuz 1919 da gelmişti Erzurum’a. Beraberinde Rauf bey ( Orbay) ve maiyetiyle kente gelirken, adet olduğu üzere şehre çok yakın olan ve kentin kapısı denen Ilıca’da 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa, Erzurum Valisi Münir Bey, Bitlis Valisi Mazhar Müfit ve şehrin ileri gelenleri tarafından, çok coşkulu ve sıcak karşılanmıştı. Bu karşılamadan çok etkilenen ve duygulanan Mustafa Kemal arabasından inerek orada bulunanlara teşekkür etmişti. Tüm şehir Mustafa Kemal’i beklemekteydi. Defalarca işgal edilmiş, baskının ve aşağılanmış olmanın acısını yaşamış olan, yarınlarından büyük endişe duyan ve bu sebeplerle adeta diken üstünde olan Erzurum halkı genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, çocuğuyla sokaklara dökülmüş, coşkuyla ve büyük bir sevinçle paşasını karşılıyor, Mustafa Kemal’le özdeşleştirdiği gelecek umuduna sarılıyordu. 

Büyük Nutkun da Mustafa Kemal, Erzurum halkının samimiyetinden ve desteğinden her zaman emin ve müteşekkir olduğunu belirtmiştir ancak bugünlerde alttan alta tedirginlik duymakta ve resmi makamlarca tutuklanabileceğini düşünmektedir. Tam bu sırada Kazım Karabekir yanına gelip asker selamı verdikten sonra; “Emrinizdeyim Paşam!” demişti. O anda Mustafa Kemal’in omuzlarından büyük bir yük kalkmış, o kısacık an Anadolu hareketinin ve Türkiye tarihinin bundan sonraki gelişme çizgisini belirlemişti adeta.

Erzurum’da bir kongre toplama çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdüren Mustafa Kemal, 8 Temmuz'da askerlik görevinden istifa etmiş ve kendi deyişiyle milletin bağrına sığınmıştır. Üniformasını çıkaran müstafi Osmanlı Paşası, Erzurum Valisi Münir Bey’in elbiselerini giyinmişti. 

Kentte daha önce kurulmuş olan ve milli mücadelenin Doğu Anadolu’daki ilk örgütü olan; Erzurum Cemiyeti 10 Temmuz'da Mustafa Kemal’i cemiyetin idare reisliğine seçti. Bir süre sonra doğudaki bütün milli örgütlerin Doğu Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmesi üzerine Mustafa Kemal, Rauf Bey’le birlikte cemiyetin Erzurum temsilciliğine seçilmişlerdir. Ardından Cemiyet bütün Doğu Anadolu’yu temsil etmek üzere bir Temsil Heyeti oluşturdu ve Mustafa Kemal bu heyetin başkanlığına seçildi. Bu sırada Erzurumlular adına kendisine fahri hemşehrilik beratı da verilmişti. 

Erzurum'da 57 gün kalan Mustafa Kemal, bütün bu süre boyunca halkın desteğini ve yakın ilgisini görmüştü. Hatta Nutuk’ta uzun uzun bahsedildiği üzere; Temsil Heyeti Erzurum’dan ayrıldıktan sonra çalışmalarını Sivas’ta sürdürürken, Erzurumlu olan Celallettin Arif ve Hüseyin Avni Beylerin Mustafa Kemal’den kişisel bir takım isteklerde bulunmaları ve paşanın bu talepleri reddetmesi nedeniyle, Erzurum kamuoyunu Mustafa Kemal’in ve milli hareketin aleyhine çevirmek için yoğun çaba harcamışlar ancak başarılı olamamışlardır. Mesela şikayet içerikli olan ve Erzurum’un kanaat önderleri tarafından imzalandığı söylenen 50 kadar dilekçenin, aslında çoğu resmi dairelerde çalışan kişilere baskıyla imzalattırıldığı sonradan anlaşılmıştı. 

Mazhar Müfit Kansu’nun anlattığına göre; paşa daha Erzurum da iken gece geç saatlere kadar çalışmakta, Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki devrimler sürecini daha o zamanlardan tasarlamakta ve planlamaktaydı. Hatta bir keresinde Mazhar Müfit Bey’e şimdilik gizli kalması şartıyla bu çalışmalarından bahsetmişti. Gene Mazhar Müfit Bey Mustafa Kemal’in çok yorulduğunu anladığı bir sırada, “Paşam yeter yeter” demiş ve Paşa da; “Cumhuriyeti ilan edelim de üst tarafı yeter!” cevabını vermişti.  

Mustafa Kemal ve Erzurum birlikteliği daha sonra da devam etmiş, 23 Nisan 1920'de açılan Büyük Millet Meclisi’ne Paşa Erzurum milletvekili olarak seçilmiştir. 

Bütün bu anlattıklarımız bizlere, Erzurum’un Mustafa Kemal nezdindeki ve milli mücadele tarihindeki yerinin ve değerinin ne kadar büyük ve anlamlı olduğunu göstermektedir. 

Erzurum’da doğmuş ve büyümüş olan benim içinse, dünyaya geldiğim ve köklerimin bulunduğu şehir ile zekasına, bilgisine, cesaretine, ileri görüşlülüğüne ve de lider karizmasına büyük saygı duyduğum bir insan olan Mustafa Kemal’in bu birlikteliği, eşsiz bir önem ve değerdedir. 

İnan Özbek

Kaynaklar: 

Büyük Nutuk

Mazhar Müfit KANSU ( Anıları)