Moskova’da sessiz değişim

Moskova’da sessiz değişim

26 Temmuz 2019 Cuma  |   Köşe Yazıları

Avrupa Komisyonu 2019 yılı için Oslo’yu “Avrupa'nın yeşil başkenti ödülüyle” şereflendirmiş. Oslo’nun bunu hak edecek birçok özelliği var. Şehrin coğrafi avantajları söz konusu. Ormanlar ve göllerle çevrili. Ama böyle diye hiçbir şey yapmıyor değiller. En önemli konu toplu taşımaya ağırlık verilmesi ve araçların değil insanların önceliklendirilmesi. Şehirde 2018 yılının ilk altı ayında satılan araçların yüzde 60’ı elektrikliymiş. 2050 itibarıyla karbon nötr şehir olması hedefleniyormuş. 

Son yıllarda önemli gelişmeler kaydeden şehirlerden biri de Moskova. Fakat buna değinmeden önce geçenlerde duyduğum ve şaka mı gerçek mi olduğunu halen anlamadığım bir şeyi aktarmak istiyorum. 

Rivayet odur ki, zamanın bir vaktinde bizim çok yetenekli eski belediye başkanlarından biri Moskova'ya gelir ve trafik sıkışıklığını hemen fark eder. Hatta “buranın trafik sorununu ancak ben çözerim” der. Dediklerine göre kafasındaki proje Ankara modeliymiş. Yani her yere alt geçit yapılması ve kaldırımların daraltılması. Özellikle alt geçitlerin hızla yapılabileceğini, hatta adlarına yapılma süresine göre 60 gün, 70 gün isimlerinin verilebileceğini, yağmurda oluşan göllerin ise daha sonraki yatırım faaliyetlerine imkan sağladığını ve bu aşamada önemli olmadığını düşündü herhalde. Şaka mı gerçek mi anlamadım ama en azından Ankaralıların hayatında gerçek oldu bu. Kaldırımları yok edilen Atatürk Bulvarını unutmak mümkün değil. 

Konuya dönersek, önemli coğrafi avantajları olan şehirlerden biri de Moskova. Şehrin içinde 110 kilometre dolaşan bir nehir, etrafında ormanlar ve çok sayıda büyükçe park söz konusu. Diğer taraftan, Moskova merkezinde 10 şeritli, 12 şeritli yollar vardır. Aynı zamanda çok geniş kaldırımlar söz konusudur. Avrupa’nın en çok yolcu taşıyan metrosu bulunsa da trafik sıkışıklığı da yaşanmaktadır. Hava kirliliği açısından ise iyi bir noktada olduğu söylenemez. Tabii bunun en önemli sebebi araçlar. 

2013'te Moskova'ya ilk defa gittiğimde genelde ana kaldırımların asfalt ile kaplı olduğunu bunun da pek bir sorun yaratmadığını görmüştüm. Fakat son birkaç yıldır Moskova'da inanılmaz bir şehir geliştirme faaliyeti var. Geniş kaldırımlar asfalt yerine parke taşı ile kaplanıyor ve uygun bölümlere ağaçlar, çalılıklar dikiliyor. Banklar yerleştiriliyor, çocuklar için alanlar yapılıyor. Fakat ilginç olan bu denli trafik sorununa rağmen kaldırımların yola doğru genişliyor olması. Ayrıca Moskova’da her an bir ara sokağın trafiğe kapatıldığını görmek de mümkün oluyor. 

Geçenlerde Moskova Belediyesinin sayfasını inceledim ve ilginç bilgilerle karşılaştım. Verilen malumata göre Moskova’da 2011-2018 arasında 71 yeni metro istasyonu inşa edilmiş. 2013 yılından itibaren 90 bin ağaç, 1,9 milyon çalı dikilmiş. 259 yeni park yapılmış. Ayrıca küçük ve orta ölçekli işletmelerin faaliyet göstermesi amacıyla 33 teknoloji parkı kurulmuş. Yoğun inşaat faaliyetlerine şehir merkezinde izin verilmemesi hedeflenmiş ve 21 milyon metrekare inşaata uygun alan iptal edilmiş. 2010-2017 arasında ambulansların kaza alanına ulaşma hızı ortalama 2 kat artarak 7,6 dakika olmuş. Güzel gelişmeler ama asıl izlenmesi gereken hava kirliliği seviyesinde yaşanacak iyileşmeler olmalı. 

Neticede önemli olan insanı önceliklendirmek. Ankara’da bir zamanlar yapıldığı gibi kaldırımları daraltarak şehrin dokusunu bozma uğruna sağa sola alt geçit, üst geçit inşa ederek çözüm bulmak mümkün değil. Her bulduğumuz boşluğa rant var diye beton dikmek değil de yeni alanlar açmak gerekiyor. Ayrıca, toplu taşıma esas olmalı. Gerekirse belli bölgelerde binaları kamulaştırarak otoparklar ve parklar yapmak gerekiyor. Kaldırımlardaki araçları engellemek gerekiyor. Oslo gibi, Moskova gibi şehirlerde yapılanları örnek almak yarar sağlayacaktır. Her halükarda ortak aklı kullanmak ve uzmanlara kulak vermekte fayda var. Geçenlerde Sayın Mansur Yavaş’ın Moskova ziyareti ve yapılacak işbirliği Ankara için olumlu olacak kanımca.

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın