Merhaba deprem!

Merhaba deprem!

15 Ağustos 2019 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Tam “unuttuk” derken, geçtiğimiz günlerde önce İzmir, sonra da Denizli’de  karşımıza çıktın. Sevindirici olan, bu sefer çok öfkeli olmaman. Canı yanan, yaşamını yitiren  olmadı. 

Ne güzel unutmuştuk !  

Seni en son, 23 Ekim 2011’de Van’da görmüştük. 700’e yakın insan yaşamını yitirmiş, 2000 kişi de yaralanmıştı. 17 Ağustos 1999 sabahı saat 03.02’de Kocaeli Gölcük’te en sert halini görmüştük. Tüm Marmara Bölgesi, Ankara, İzmir senin bu acımasız halini yaşamıştı. Resmi raporlara göre 18 bine yakın kişi ölmüş, 25 bine yakın kişi de yaralanmıştı. 

Ülkemizde yaşayan toplam 80 milyon insanın yüzde 60’ı seninle her an karşılaşabilir. Ancak, bu gerçeği bir türlü kabullenemedik. 

Deprem riski olan bölgelere otoyollar, geçitler, köprüler yapmaya devam ediyoruz. 

Fay hatlarının tam  üzerinde maden arama ruhsatı alan onlarca firma, dağ, tepe, ağaç, orman demeden toprağın altını üstüne getirmeye devam ediyor. 

Enerji gereksinimi bahane edilerek eski ve riskli nükleer santrallerin kurulmasına onay veriliyor. 

Afetlere hazırlık konusunda Marmara Depremi’nden sonra oluşan toplumsal duyarlılık sona erdi. 

Temel eğitim başta olmak üzere eğitim sistemimiz içerisinde, ülkemizin en önemli konusu olan “deprem ve hazırlık” alanında tek bir ders programı planlanamadı.  

Sarsıntı anında ne yapılması, nasıl davranılması gerektiğini bile öğrenemedik.   

Önce kendi canımızı kurtarmalıyız 

Peki, sarsıntı başladığında ne yapalım ? 

Eğer eviniz ve evinizin bulunduğu zemin sağlamsa, sarsıntı sırasında evde kalmalısınız. Ancak başınızı, boynunuzu ve yüzünüzü korumalısınız. 

Eviniz ve zemine güvenemiyorsanız, ya binayı hızla terk etmek ya da bina içinde çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, sağlam koltuk takımı, mutfak tezgahı gibi dayanıklı eşyaların önüne sığınmak, yan yatıp, cenin pozisyonunda kalıp, sarsıntının geçmesini beklemek sizi kurtarabilir.  

Pencereden atlamak hem riskli hem de binanın üst katlarından düşebilecek eşyalar ve malzemelerin yaratacağı tehlike nedeniyle önerilmemektedir. Apartman ve merdiven boşlukları, asansörler, balkonlar deprem sırasında en tehlikeli alanlardır. 

Evlerimizde bulunan eşyalar da bizleri yaralayabilir. Cam vitrinler, dolaplar, mutfaklarımızda bulunan tezgah üstü dolaplar devrilip bizleri yaralayabilir. Bunların duvara sabitlenmesi, olası birçok yaralanmayı önlemeye yeter. 

SON SÖZ: Senin doğa olayı olduğunu biliyorum. Öfkeli ve sert olmadığını da anladım. Hata bizde. Hurafeler yerine, bilime inansak, seni anlamaya çalışsak beraberce yaşar gideriz.