Medyadaki Türkçe yanlışları

Medyadaki Türkçe yanlışları

18 Kasım 2019 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Türkçenin bugün önemli bir sorunu var: Dilimizin yazım kurallarını yeterince öğretemiyoruz. Yanlış yazıyoruz ve yanlış konuşuyoruz...

İlköğretimin ilk birkaç yılında öğrenilmesi gereken en basit yazım kurallarını, 15-16 yılı öğretim görmüş insanlar bile yeterince bilmiyor. Yaşamın her alanında ve her düzeyde rastlıyoruz yanlışlara. Sosyal medyaya baktığımızda doğru yazan insana nadiren rastlıyoruz. Ama en üzücü olanı medyanın bu yanlışları ısrarla yapması. Topluma örnek olması gereken medya kurumlarının kullandıkları dile dikkat etmeleri gerekir. Bu, onların topluma karşı sorumluluğudur.  

Şimdi en çok karşılaşılan yazım yanlışlarını görelim: 

Soru eklerinin ayrı yazılmaması: 

Çok basit bir kural. Soru ekleri mı / mi / mu / mü ayrı yazılır. Neden özen gösterilmediğini anlayabilmek mümkün değil.  

Bağlaç olan da / de‘nin ayrı yazılmaması: 

Bağlaç olan da / de ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar. 

Bu durumda Sezar, “Sendemi Brütüs” diyor. Brütüs de “Hayır bende değil” diye cevap veriyor... (Doğrusu: Sen de mi Brütüs)

Aslında şakası yapılmayacak kadar ciddi bir konu.  

Bağlaç olan de / da’nın te / ta diye yazılması: 

“Gidip te gelmemek var, gelip te görmemek var” değil, “gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var”.  

Bağlaç olan ki’nin ayrı yazılmaması: 

Bağlaç olan ki ayrı yazılır: bilmem ki, demek ki, kaldı ki vb. 

Ancak ki bağlacı kalıplaşmış olduğu durumlarda bitişik yazılır: mademki, meğerki, oysaki.

Belirsiz isim tamlamalarında sıfatın ortada kullanılması: 

Çok temel bir kuraldır: Belirsiz isim tamlamalarında sıfat tamlanan ismi niteler. Hemen örnekleyelim: 

Fenerbahçe Eski Başkanı, Başbakan Eski Yardımcısı, İzmir Eski Valisi denmez. Aynı İzmir Yeni Valisi denmediği gibi. Doğrusu, Eski Fenerbahçe Başkanı, Eski  Başbakan Yardımcısı, Eski İzmir Valisi ya da tamlamayı belirli hale getirip Fenerbahçe’nin eski başkanı, İzmir’in eski valisi demektir. Sıkça kullanılan elektrik yüksek mühendisi yerine de yüksek elektrik mühendisi denmelidir. 

Adına sözünün yanlış kullanılması: 

Son zamanların salgın virüs gibi yayılan bir yanlış. Türkçede "adına" sözü vardır. Dilimize yabancı dillerden girmiş bir kalıptır. Aynı İngilizcedeki "in the name of...", Fransızcaki gibi "au nom de..." kalıpları gibi kullanılır. “Adalet adına, insanlık adına, millet adına” gibi durumlardaki kullanımı doğrudur. Ancak bugün yaygın bir yanlış olarak için karşılığında kullanılıyor. “Size ulaşılması adına, doğru seçeneği bulmak adına, daha sağlıklı beslenmek adına” vb. Bu örneklerin hepsinde "adına" nın yerine için koyarsanız çok daha anlamlı olacaktır. 

Noktasında 

Son yıllarda bazı kişiler tarafından icat edilmiş bir söz. Türkçede "noktasında" diye bir laf yoktur. Ayrıca anlamı da yoktur. “Enflasyonu düşürme noktasında, ilişkileri geliştirme noktasında, terörizmi bitirme noktasında” gibi örneklerde noktasında sözünün yerine “konusunda”, “bağlamında” ya da “hususunda” diyebilirsiniz. Hiç değilse söylenen söz bir anlam ifade eder. 

Dar ünlü düşmesi konusunda yapılan yanlışlar 

Özellikle Arapçadan dilimize girmiş sözcüklerin orijinalleri ünsüz birleşimi ile yazılsa da dilimizde araya bir sesli harf girmiştir. Örnek olarak özür sözünün Arapça orijinali uzr olduğu halde dilimizde özür olarak yazılır. Ancak ismin e hali ve i halinde bu son hecedeki sesli düşer. İki heceli bazı kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerindeki dar ünlüler düşer: Özrü olur. Özürü olmaz. Dar ünlü düşmesine bazı Türkçe sözcüklerde de rastlarız. Gönül, boyun sözleri Arapça olmadıkları halde gönlü, boynu olarak çekilir.  

Birkaç örnek verelim: 

Yanlış      Doğru 

Akılı       Aklı 

Akiti       Akdi 

Alını       Alnı 

Asılı        Aslı 

Asırı        Asrı 

Benizi     Benzi 

Beyini     Beyni 

Boyunu    Boynu 

Böğürü     Böğrü 

Burun       Burnu 

Deviri       Devri 

Ehili          Ehli 

Genizi      Genzi 

Göğüsü    Göğsü 

Gönülü    Gönlü 

Hapisi      Hapsi 

Hayırı       Hayrı 

Kabiri      Kabri 

Karını      Karnı 

Kesiri       Kesri  

Kısımı      Kısmı 

Kibiri       Kibri 

Koyunu   Koynu 

Küfürü    Küfrü  

Lahiti      Lahdi 

Metini   Metni 

Nakiti    Nakdi 

Nakili    Nakli 

Nehiri    Nehri 

Nesili   Nesli  

Ömürü  Ömrü 

Özürü   Özrü 

Resimi   Resmi  

Şehiri    Şehri 

Şekili    Şekli 

Zehiri    Zehri 

Bu kuralın birkaç istisnası var:  

Hatırı, ve ahırı sözlerinde dar ünlü düşmesi olmuyor. Omuzu ve omzu sözlerinin her ikisi de doğru kabul ediliyor. 

İstisna olarak ikilemelerde dar ünlü düşmez: Nesilden nesile, şehirden şehire, burun buruna, devirden devire, omuz omuza, koyun koyuna  gibi. 

Ayrıca özel isimlerde de dar ünlü düşmez. Örneğin, Anıtkabir’e, Eskişehir’e. 

Kültürel yanlışlar: 

Televizyon kanallarında bilgi eksikliği nedeniyle yapılan yanlışlara da rastlıyorsunuz. Danca demeyi bilmiyor Danimarkaca diyor. Lehçe yerine Polonyaca sözünü kullanıyor. Finlandiya insanına Fin demesi gerekirken Finli diyor. Yunanlı daha çok yerleşmiş bir yanlış söz. Doğrusu Yunan olduğu halde bir ölçüde kabul edilebilir. Ama Afgan yerine Afganlı diyor. Bahamalı yerine Bahamalarlı diyor. Belarus vatandaşları için de Belaruslu yerine Belarus ya da Beyaz Rus denebilir. TRT’de bir haberde de “İran uyruklu ABD vatandaşı” dediler. Doğrusu “İran asıllı ABD vatandaşı” demektir. Uyruk ile vatandaşlık aynı şeydir.  

Bütün bunların çok bilindik göründüğünü biliyorum. Aslında yapılan yanlışların kuralları o kadar basit ki... Bu yanlışları bir kişi yaptığında o kişinin yeterli bilgiye sahip olmadığını ya da özensiz davrandığını düşünebilirsiniz. Kalem ya da klavye sürçmesi de hafifletici sebepler olabilir. Ancak gazete ya da televizyon kanalı gibi kurumsal yapılar bu yanlışları yapıyorsa o zaman durum farklıdır. Bu, bireyin yaptığı yanlış kadar masum değildir. Kendi içinde kontrol mekanizması olması gereken bir medya kurumunda bunları görmek kabul edilemez.  

Türkçede bozulmanın önüne geçilmek isteniyorsa buna önce eğitim kurumlarından ve medyadan başlamak lazımdır.  

Konu dilimiz açısından ciddiyet arz etmektedir ve sadece yazım yanlışları ile sınırlı değildir. Bugün ağırlıklı olarak yazım yanlışları üzerinde durdum. İleri günlerde telaffuz yanlışları, eski sözlerde yapılan yanlışlar, yabancı sözlerde yapılan yanlışlar ve tercümelerde yapılan yanlışlara değineceğim.