Medyada 3 'cesur yürek'

Medyada 3 'cesur yürek'

30 Haziran 2014 Pazartesi  |   MG Özel

Üçü de genç, üçü de iddialı, üçü de cesur, üçü de umutlu ama içleri biraz da hayal kırıklığıyla dolu. Hayal kırıklığının nedeni, eğitimini gördükleri gelecekteki mesleklerinin emin ellerde olmadığını düşünmeleri. Umutlu olmalarının nedeni, gelecek için şimdiden, yani henüz okurken kolları sıvamaları, sorumluluk almaları.
Melike Çapan, Helin Genç ve İpek Alemdar'ı İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde buluşturan aslında gazetecilik tutkusu değil. Çünkü küçükken hiçbirinin aklından gazeteci olmak geçmiyormuş, bir subaylığı, diğer astrologluğu düşlüyormuş. Tesadüfler sonucu girdikleri okulda gazeteciliği çok sevmişler ama medyanın bugünkü durumundan memnun olmadıkları için gayet bilinçli şekilde yol arkadaşlığı yapmaya karar vermişler  ve "Basın lobisi"nde (http://basinlobisi.wordpress.com) buluşmuşlar. "Dünyada" demek iddialı olur ama Türkiye'de üç genç kadın tarafından kurulan ve yönetilen belki de ilk ve tek medya sitesi bu.

AMAÇ NE?

Melike, "Basın Lobisi ne" sorusunu şöyle yanıtlıyor:

"Esas olarak medya eleştirisi üzerine kurulu bir site. Ama aynı zamanda medyanın görmediği önemli haberlere de yer veriyoruz. Mesela Ali İsmail Korkmaz davasını izliyoruz, Hrant Dink davasını izliyoruz..."

Siteyi neden kurduklarını ise Helin şöyle anlatıyor:

"Medyayla ilgili olsun olmasın  bir sürü insan bloglarda yazarken bizim bir şey yapmamamız bana ayıp geliyordu. Tek başıma yapsam, sadece bana ait olacaktı. O zaman bu işi, yani gazeteciliği yeni öğrendiğim için kendimi geliştiremezdim. Birlikten kuvvet doğar. 'Bu şekilde yola çıkalım ve birbirimize birşeyler katalım, daha çok şeyler öğrenelim, bu işin pratiğini öğrenelim' diye düşündük. Ayrıca, aynı amaç için uğraşmak  da önemli."

ÖZGÜRCE YAZIYORUZ

İpek, şubat ayından beri yayında olan siteden son derece memnun:

"Basın Lobisi'nde düşüncelerimizi istediğimiz gibi yazabiliyoruz, kendimizi dilediğimizce anlatabiliyoruz. Özgür olduğumuz, dilediğimiz gibi yazabileceğimiz tek alan. Orada biziz, bağımsızız.."

"Neden Basın Lobisi" sorusu da akla geliyor. Bunun yanıtı, siteye isim aradıkları dönemde "faiz lobisi" tartışmalarının gündemde olmasıymış...

Siteye koyacakları yazılar, yorumlar ve haberler için sürekli temas halindeler, zaten aynı okulda okudukları ve aynı semtte oturdukları için her gün görüşüyorlar. Aralarında doğal bir iş bölümü var: Melike adliye ile ilgili haberlere daha hakim, Helin siyasi gelişmelere; İpek ise sanat haberlerine daha meraklı.

MEDYADAN RAHATSIZLIK

Peki, medyada neyin eksikliğini hissettiler de, neden rahatsız oldular da kendi sitelerini kurmaya karar verdiler?

Helin, "Görülmesi gereken haberlerin görülmemesi ya da çarpıtılmasından rahatsız olduk. Şu anda Türkiye'de bizi tatmin eden, beğendimiz bir yayın organı yok. Haberlere bakıyor ve ' biz olsak bu haberi böyle  vermezdik' diye düşünüyorduk. Şimdi böylece nasıl vereceğimizi de göstermiş oluyoruz"diyor. Bu noktada araya İpek giriyor, " Gazetelerin attığı başlıkla, koyduğu fotoğrafla haber bambaşka boyuta taşınıyor. Bu şekilde meslekten soğuyacağımıza hem mesleğin içinde olalım ve eleştirelim hem de kendimizi geliştirelim istedik..."diye ekliyor.

İNSANDAN TARAFIZ

"Basın Lobisi'nin yayın ilkeleri var mı" sorusuna Melike "olmaz mı!" diye karşı bir soruyla yanıt veriyor:

"Her şey barış gazeteciliği üzerine kurulu. Bizim tarafımız insan, insan üzerine kurulu bir siteyiz. Oymuş buymuş, sağcıymış solcuymuş polismiş eylemciymiş bizim için farketmiyor. Bizim için sadece insan var. Bu mesleği seçtiysek topluma karşı sorumluluğumuz var, bunu yerine getirmek zorundayız. Tarafsız değiliz, insandan tarafız...

Böylece sitenin uzun süredir aradığı slogan da söyleşi sırasında bulunmuş oluyor: Tarafsız değiliz, insandan tarafız...

Medyada somut olarak neyi beğenmiyorlar? Bu konuda görüşleri ortak:

"Medyanın kullandığı dil hoşumuza gtmiyor, belaltına inmiş görünüyor. Hayal ettiğimiz gazetecilik yok. Medya yandaş,muhalif ve şimdi de paralel olarak üçe bölündü. Ortada parçalanmışlık ve buna hizmet eden bir algı var. Biz bunun içinde yer almak istemiyoruz. Biz gazetecilik yapmak istiyoruz, yandaş, muhalif ya da paralel olmak değil. Gazeteciliğin amacı hala bilgi vermek, halkın sesi olmak istiyoruz. Belki genç olduğumuz için bunu ütopik buluyor olabilirsiniz ama idealimiz bu inancımız bu, öğrendiğimiz ve bildiğimiz şey bu."

WATERGATE ÖRNEĞİ

İpek, "Hayal ettiğin gazetecilik nasıl" sorusunu, "Gazetecilik denilince hepimizin akla gelen şeyleri kastediyorum. Mesela, Watergate skandalı gibi haberler yapabilmek, çok güzel haberler yakalayabilmek herkes böyle şeyler hayal ediyor aslında. Ama kısa sürede böyle olmadığını görüyordiye yanıtlıyor.

İletişim fakülteleri Türkiye'nin her köşesine yayılmış durumda, ilk anda bu gazeteci adayları için sevindirici bir gelişme görünüyor ama  değil. Gerçek şu ki, iletişim fakülteleri gazeteci değil, işsiz yetiştiriyor. Bunun bir nedeni, şu anda medyada nitelikli gazeteciye talep olmaması ama diğer yandan iletişim fakültelerinde meslekten, yani hayattan kopuk eğitim verilmesi.

AKADEMİK EĞİTİM

Bir dönem Odatv'de çalışan Melike gerçek gazetecilik ortamıyla okul arasındaki farkı şöyle anlatıyor:

"Aradaki fark uçurum. Biz akademik eğitim aldık. Chomsky'i, sessizlik sarmallarını öğrendik Ama bunlar mesleğin içinde yok. Yani pratik anlamda hiçbir şey öğrenmemişiz. Mesela benim yazdığım ilk haberleri hiç beğenmediler. Aslında biz orada sıfırdan yetişiyoruz. Olayların göbeğinde yetişiyoruz. Hız kazanıyorsunuz. Asıl işi orada, yani sahada öğrendik. Okuldan ise entelektüeller olarak mezun oluyoruz."

Helin, okulda verilen teorik derslere karşı olmadığını söylüyor ve "Hatta  mümkünse daha fazlasını versinler ama bu entelektüel bilgileri nasıl işleyeceğimiz öğretilmezse biz bu mesleği yapamayız. Sadece entelektüel gevezelik yapan insanlar olarak ortalarda dolaşırız! Bize öğretilen haber yazmayla gerçek arasında fark var. Tabii bir de şu var: Acaba hangisi doğru bize öğretilen mi, yoksa var olan mı? Bence bunu da tartışmak lazım"diyerek ortaya ilginç bir soru atıyor

ŞÖHRET İSTEMİYORUZ

Peki, 22 yaşında mesleğin merdivenlerini tırmanmaya başlayan 3 gencin hayallerinde ne var?

Melike, " Ömrümün sonuna kadar muhabir kalmak istiyorum. Öyle, köşe yazar olayım, büyük paralar kazanayım, ismim bilinsin gibi büyük hayallerim yok. Hiç tanınmayayım, hiç bilinmeyeyim sadece ve sadece muhabir kalayım ve doğru olabileyim, hiç kirlenmeden bu işi yapabileyim, başka bir şey istemiyorum" diyor. İpek,  "Doğrusu, benim tek hayalim Basın Lobisi. Bana Basın Lobisi  yeter. Bir tek onun hayalini kuruyorum"diye konuşuyor. Helin ise, " Ömrümüzün sonuna kadar en büyük faydamız doğru bildiğimiz şeyi yazmak ve bunu insanlara duyurmak olacaktır. İyi bir gazeteci olayım, insanlar haberi benden almak istesin, 'Helin ne yazmış' desin benim için yeter"diyor.

FEMİNİST DEĞİLİZ!

Basın Lobisi'nin ilginç yanlarından biri, üç genç kadın tarafından kurulmuş ve yönetiliyor olması ama  bu konuyu özellikle öne çıkarmaya çalışmıyorlar. Melike, "Özel olarak vurgulamadık. Belki okurlar isimlerimizden yola çıkarak tahmin ediyordur.. Evet feminen yanlarımız var ama tamamıyla feminist bir site değiliz!"diye espri yapıyor.

Genç yaşta mesleğe kendilerini adayan İpek, Melike ve Helin Türkiye'nin içinde bulunduğu medya ortamından rahatsızlık duymuşlar ama sadece şikayet etmek yerine mezun olmayı bile beklemeden cesurca taşın altına ellerini sokmuşlar. Bu da, gazeteciliğin geleceğinden hala umutlu olmamız için "üç neden" anlamına geliyor

 

Cenk Başlamış

30.6.2014