Medyada Nefret Söylemi Raporu

Medyada Nefret Söylemi Raporu

18 Aralık 2019 Çarşamba  |   Günlük

Hrant Dink Vakfı tarafından yapılan "Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi" araştırmasının 2019 yılı Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos aylarını kapsayan dört aylık döneminde ulusal, etnik ve dini grupları hedef alan 1299 köşe yazısı ve haber tespit edildi.

14 metinde, birden fazla gruba yönelik farklı kategorilerde nefret söylemi üretildiği için bu yazılar ele aldıkları grup/kategori sayısı kadar (birden fazla defa) incelenmiş oldu ve 1313 yazıya ulaşıldı. İncelenen tüm yazılarda 46 farklı grup hakkında 1575 adet nefret söylemi içeriği bulundu. 

Mayıs-Ağustos 2019 döneminde,  

Suriyeliler:

Sistematik olarak cinayet, hırsızlık, taciz gibi adli olaylarla anıldı ve böylece potansiyel suçlu olarak kodlandı; güvenlik sorunları ve ‘terör’le özdeşleştirildi; olumsuz ekonomik koşulların ve işsizliğin sorumlusu olarak gösterildi; Türkiye’nin demografik yapısına yönelik bir ‘tehdit’, genel bir rahatsızlık ve ‘gerginlik’ kaynağı olarak etiketlendi. 

Rumlar:

Akdeniz’deki sondaj çalışmalarına dair siyasi tartışmalarda toplum olarak hedef gösterildi; ‘Kıbrıs Barış Harekatı’nın yıldönümüne ilişkin haber ve köşe yazılarında, geçmişte yaşanan çatışmalara referansla şiddet ve katliamla ilişkilendirildi. 

Yunanlar:

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Yunanistan'a giden askerlerin yargılanmasıyla ilgili tartışmalarla ilişkili olarak hedef gösterildi; Kardak kayalıklarında yaşanan gerginlikler nedeniyle ‘düşman’ olarak konumlandırıldı; geçmişte yaşanan olaylara verilen referanslarla düşmanlaştırıldı. 
 

 

Yahudiler:

İsrail-Filistin çatışmalarını ve Mescid-i Aksa’da yaşanan gerginlikleri konu alan haberlerde bir toplum olarak şiddetle özdeşleştirildi ve düşmanlaştırıldı; “İsrail devleti”, “İsrail” veya “İsrail Savunma Kuvvetleri” gibi kişi/kurumları ifade eden sözcüklerin kullanılması yerine Yahudi kimliğinin genelleme yapılarak kullanılmasıyla hedef gösterildi; üretilen ‘komplo teorileri’nin arkasındaki ‘gizli güç’ olarak sunuldu ve ‘Türkiye’ye yönelik bir tehdit’ olarak gösterildi. Basında olumsuz atıflarla yer bulan birçok kişi ve kurumla ilişkilendirildi; Yahudi kimliği bir hakaret ifadesi olarak kullanıldı 

Ermeniler:

PKK ve ASALA ile beraber anılarak ‘terör’ ile özdeşleştirildi; temmuz ayında, ABD’de, Ermeni soykırımında el konulan mülklere ilişkin Türkiye aleyhinde açılan tazminat talepli davalar sürecinde topluluk olarak hedef gösterildi; ‘Milli Mücadele’ anlatılarında bir toplum olarak şiddetle ilişkilendirildi; ‘düşman’ grupların ve bireylerin arkasındaki güç olarak etiketlendi.

Raporunun tamamını okumak için tıklayın