Medya Günlüğü üzerine

Medya Günlüğü üzerine

15 Haziran 2020 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

İlhan İlmenöz

Bir yazar "yazmak en iyi düşünme şeklidir" diyor. Gerçekten de yazmak, farklı ve kişiyi geliştiren bir düşünce eylemi. Düşündüklerinizi yazıya geçirme isteği bir süre sonra bağımlılık yapabiliyor. Değişik konularda aklınıza gelenleri yazıya dökerken bazen rahatlıyor, bazen de daha çok sıkılıyorsunuz. Yazarken bazen kendinizle hesaplaşıyor, bazen de dostlarınıza bir derdinizi anlatıyor gibi, onlarla  bu derdinizi paylaşıyor gibi oluyorsunuz. 

Yazmak bir hobi benim için ya da terapi. Yazarken düşünüyor, araştırıyor ve okuyorum. Hiçbir beklenti içine girmeden bir konuda kafamdakileri yazıya dökerken kendimi mutlu hissediyorum. 

Şimdi baktım, burada yani Medya Günlüğü"nde Haziran 2016'dan beri yazıyorum, yani tam 4 yıl geçmiş. Tesadüfen internet ortamında önüme düşen bir yazıyı okuyarak başladı tanışıklığımız. O aralar benim gibi amatörce yazanların yazıları paylaşacağı bir platform da kalmamıştı. Radikal Blog kapanmış, Milliyet Blog ve Papiroom gibi yerlerde istediğim ortamı bulamamıştım. 

Özellike Radikal Blog benim gibiler için adeta bir okul gibiydi. Her konuda yazanların kendini özgürce ifade edebildiği  ve son derece önemli bir işlevi olan bir platformdu. Orada edindiğim deneyimleri ve kazandığım dostları unutmam mümkün değil. Editörümüz sevgili Nilgün'den Dila Karam'a, Gözde'den Cevdet'e, Davran hocaya, Mahmut'a ve orada yazılarını okuduğum daha birçok yazar arkadaşa buradan selam olsun... 

Daha sonra Milliyet Blog ve Papiroom gibi platformlarda yazmayı denesem de istediğim ortamı yakalayamadığımı itiraf etmeliyim. Dediğim gibi bir gün tesadüfen Medya Günlüğü sitesi ile tanıştım ve açıkçası kendi kendime "Ben de burada yazmalıyım" dedim. 

Medya Günlüğü kurucusu Cenk Başlamış ile iletişime geçerek yazmaya başladığım Haziran 2016'dan bu yana 4 yıl geçmiş ve bu sürede 100'ün üzerinde yazım yayınlanmış. Geriye doğru bakınca bazen 3-5 ay hiç yazmadığım, bazen de daha üretken olduğum dönemler olmuş. 

Başlangıçta medya eleştirisi yapmak üzere kurulmuş olan Medya Günlüğü sitesi giderek her konuda söyleyecek sözü olanların yazdığı bir platforma dönüşmeye başladı. Siyasetten futbola, ekonomiden sanata, gezi notlarına kadar çok farklı konularda yazmak isteyenlere özgürce yazma şansı veren bir sitenin varlığını bu anlamda önemsiyor ve çok yararlı buluyorum. Sitede Rusya'dan İtalya'ya, Kıbrıs'tan Hollanda'ya kadar farklı coğrafyalarda yaşayan ve bulundukları yerleri size yansıtan yazarlar bulma şansınız var. 

Artık birçoğumuz güne, basılı gazeteleri değil sosyal medyayı ya da yazılı ve görüntülü internet medyasını takip ederek başlıyor. Hani sabah ilk olarak okumaya başladığınız, bağımlısı olduğunuz siteler/platformlar vardır ya Medya Günlüğü de benim bilgisayarın başına geçtiğimde ilk okuduğum sitelerin başında geliyor. Sadece ben burada yazdığım için değil, hiç yazmasam da kim ne yazmış, bugün gündemde neler varmış diye okuduğum yazarlar var. İşte size birkaç örnek... 

Ekonomiden, borsadan, dolardan pek fazla anlamam. O yüzden Nasrullah Ayan'ın yazıları, değerlendirmeleri, yaptığı yorumlar benim için ekonomi ders notları gibi. Eğer bu konulara ilgi duyuyorsanız Nasrullah Ayan en önemli bilgi ve haber kaynağınız olmalı. 

Yine Rusya konusunda en geniş ve doğru değerlendirmeleri Medya Günlüğünde okuma şansınız var. İddia ediyorum bu konuda ülkenin en iyi yazarları burada. Başta Cenk Başlamış olmak üzere, Samih Güven gibi, Fuad Safarov, Hakkı Yazıcı gibi yazarların gözünden Rusya, Türk-Rus ilişkileri ve Ruslarla ile ilgili ilginç yazı ve anekdotlar okuyabilirsiniz. 

Ömer Yalçınkaya deseniz tam bir kültür hazinesi ve modern Evliya Çelebi... Onun yazıları ve fotoğrafları ile Arnavutluk'tan Moğolistan'a, İsveç'ten Hindistan'a kadar dünyanın en ilginç yerlerini gezer, o coğrafyalara ait A'dan Z'ye değişik bilgiler bulabilirsiniz. 

Sağlıkla ilgili bölümde Osman Akdemir ve Ülkümen Rodoplu gibi hocaların, turizm konusunda da Refet Kayakıran'ın yazıları kendi alanlarında uzmanlaşmış yazarlar olarak okunması gerekir diye düşünüyorum. 

Ayrıca Cumhur Deliceırmak, Orhan Alpdündar, Buket Başer, Yasemin Özben, Aydın Sezer'in yazılarının takipçisiyim. Bu isimlerin dışında farklı konularda yazan arkadaşlar da mevcut. 

Sitede yer alan "Serbest Kürsü" köşesi söyleyecek sözü olan herkese açık. Burada çok değişik konularda yazan kalemler bulma şansınız var. 

Biraz reklam gibi oldu ama bu tarz platformlara gerçekten ihtiyaç var. Yazacak, söyleyecek sözü olanların kendini ifade edebilmeleri ve okumaktan hoşlananlar için de okuyacakları değişik kalemler bulabilmeleri açısından Medya Günlüğü gibi siteler keşke daha çok olsa.  

Ana akım medya diye tabir edilen, sadece iktidar yanlısı yayın yapan gazete ve TV'lerin artık okunmadığı ve izlenmediği bir gerçek. İktidar da olsa muhalefet de olsa otomatiğe bağlar gibi tek taraflı yayın yapan medya kanallarının bir süre sonra ne diyeceğini, ne konuşacağını biliyorsunuz. 

Bu yüzden insanlar artık farklı konulara değinen, alternatif medya arayışı içinde. Özellikle Youtube, Instagram ve podcast yayıncılık ana akım medyanın önüne geçmiş durumda ve izlenirlik oranları her geçen gün artıyor. Basılı gazetelerin sonu geldi gibi. Hatta bazen medyada önemli gazetelerin artık basılmayacağı, sadece internet ortamında olacağı konuşuluyor. 

Günümüzde artık ses ve görüntü daha ön planda. Özellikle gençler okumak yerine dinlemeyi ve izlemeyi daha çok seviyorlar. Youtube ve Instagram videoları başlıca favorileri. Özellikle Youtube kanallarının klasik TV kanallarından daha çok izlendiği artık bir gerçek.  Evet ses ve görüntü elbette önemli ama insan bazen de bir köşe yazısını, bir şiiri, bir öyküyü sindire sindire okumak istiyor. 

Aynı şekilde sosyal medyanın da hızı, gücü ve izlenirliği tartışılmaz bir şekilde ana akım medyanın çok önünde. Kitlelerin yönlendirilmesinde ya da manipülasyonunda sosyal medyanın gücünü anlatmaya gerek yok sanırım.  

Haber kanallarında ve televizyonlarda sürekli aynı şeyleri dinlemekten bıkanlar, farklı sesler duymak, farklı yayınlar izlemek, farklı kalemler okumak istiyorlar. Daha da önemlisi halkın büyük bir kesimi ana akım medyanın tarafsızlığına ve objektifliğine artık güvenmiyor.  

İşte bu yüzden farklı görüş ve düşünceleri yansıtan her türlü medya platformlarının varlığını çoğulcu demokrasinin geleceği açısından son derece önemsiyorum.