Manda kasa!

Manda kasa!

7 Temmuz 2019 Pazar  |   Keçi Fikri

Efendim, geçen gün Sabah'ta gördüğüm bir haber yine cinleri tepeme çıkardı. Evet, zaman zaman huysuz, asabi, hatta 800 bin oy farkından sonra artık iyice psikopatlığın kıyılarında dolaşmaya başlayan nevrotik bir kişiliğe dönüştüğümü inkar etmiyorum. Ama sonuçta herkesin taktığı bir şey var, sizin yok mu sanki?

Neyse, iş laubaliliğe dökülmeden ben konuya geleyim!

Sabah'taki haberin başlığı şu: Türkler İtalya'da çok oluyor!..

"Allah'ım yarabbim, yine ne haltlar karıştırmışız!" diye düşünerek haberi okumaya başladım (İnternetten tabii, yoksa elimi sürmem valla) İlk cümle şöyle:

"Türk firmalarının İtalya'daki yatırımları hız kesmiyor. Venedik'in en prestijli adasını 150 milyon euroya alan....(şirket adı), 15 Haziran'da kapılarını açtı. Emir filanca, "Hedefimizde Milano ve Roma var" dedi."

Kimse kusura bakmasın, yine AAK (aşırı aşağılık kompleksi) kokan bir haberle karşı karşıyayız. Yani, İtalya'ya ya da Venedik'e yatırım yapan sadece Türkler mi? İtalya'ya yabancı yatırımların içinde Türklerin oranı nedir? Mesela ilk 10'da var mıyız? Ya da ilk 100'de!

Tabii ki bu soruların yanıtı haberde hak getire! Dünyanın Türkiye çevresinde döndüğünü sanan bir medyamız var maşallah! Peki ama siz hiç bir İtalyan gazetesinde, "İtalyanlar Türkiye'de çok oluyor. İtalyan firmalarının yatırımları hız kesmiyor"diye bir haber çıktığını duydunuz mu? Ya da Washington Post'un, "Türk gazetesi falanca ABD'ye 3 tam sayfa ayırdı" diye yazdığını.

Medya Günlüğü'de yazan "Yolcu" geçenlerde Ataşehir'de tabelası "My Tailor Mustafa" yazan bir terzi görünce Twitter'da haklı olarak sormuş: New York'un bir yerinde "Terzim George" diye bir tabela gören bir Amerikalı "n'ooluyo lan? ne bu şimdi??" der, ama biz o kadar doğal karşılıyoruz ki...

Maalesef haklı (Tabii haklı olan Yolcu, Mustafa değil!)

Lafı dolandırmaya gerek yok, aşağılık kompleksi yıllardır Türk medyasının iliklerine işlemiş durumda. Ne zaman New York Times'ta Türkiye ile ilgili iki satır yazı çıksa, hoooop ertesi gün Türk gazetelerinde birinci sayfadadır o haber! Bir modacımız Paris'te defile düzenlesin, öyle yazılar çıkar ki Türk gazetelerinde, görenler modayı Türkler yönetiyor sanır. Bir elektronik firması Avrupa'ya ihracat  mı yaptı, gazeteler Türkiye teknoloji deviymiş gibi övgüler düzer. Gazeteleri okuyanlar dünyanın en yetenekli, en çalışkan, en yaratıcı insanların Türkler olduğunu, bütün dünyanın Türklere hayranlık duyduğunu sanabilir. Ölçüyü tutturmayı bir türlü beceremiyoruz!

Tabii, içinizden "Oğlum Keçi, sıcaktan senin beynin sulanmış, bu neyin kafası" diyenler çıkacaktır.

Aynı kişilerin, "Nobel ödüllü  bu kadar edebiyatçımız var, Barcelona, M. United hepsi Türk futbolcuların peşinde, moda dünyasını Türkler yönetiyor, Türk doktorların kapısında kuyruk var, şarkıcılarımızın parçaları bütün ülkelerde dillerde" diyeceğini biliyorum ve hemen "Allah sizi ıslah etsin" diyorum!

Valla, istediğinizi söyleyin, dönüp dolaşıp hep aynı kişilerle, ABD'de yaşayan Doktor Mehmet Öz, İtalya'da yaşayan Yönetmen Ferzan Özpetek, Alman Milli Takımı'nda oynayan Mesut Özil'le (gerçi o da bıraktı galiba) övünüp duruyoruz. Eski Londra Belediye Başkanı Boris Johnson'la Türk kökleri varmış diye övünmedik mi? Kızılderileri bile nüfusumuza almaya kalkmıyor muyuz? (Geçenlerde yardım bile gönderdik!)

Aslında medyanın körüklediği bu ruh halinin bilimsel adını Alfred Adler koymuş: Aşağılık kompleksi. Adler bu kuramı bir Türk gazetesinden kayık yapmaya çalışırken bulmuş (ya da cam silerken) bulmuş bile olabilir! Fikri Bey, (yani ben) okurlarının Alfred Adler'in kim olduğunu bildiğinden en küçük bir kuşku duymadığı için ayrıntıya girmiyor! 

Anlamadım, herkeste ve her şeyde bir Türk izi bulunca, dünyayı bize hayran sanınca boyumuz mu uzayacak, nedir yani! 

Diyorum ama kime diyorum?

Sonuçta biz, dünya devi Mercedes'in ürettiği teknoloji harikası arabaya "manda kasa" (diğer versiyonu: Balina kasa) adını vermiş bir ülkenin çocuklarıyız!..

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.