Mağdur kim, müttefik kim?

Mağdur kim, müttefik kim?

13 Ocak 2020 Pazartesi  |   Mentor

Ligin transfere en çok para harcayan kulübünün en az menajer ücreti ödediği, Emlak GYO ve bir kulübün yöneticilerinin Sermaye Piyasası Kanununu paçavraya çevirip milletin gözü önünde suç işlediği, banka yapılandırması gibi bir uygulamanın bir şehir takımının ihtiyaçlarına göre dizayn edildiği, milletvekillerinin ellerinde baltayla Fenerbahçe'ye saldırdığı, saldırmak için siyasi kaynaklar kullanılarak özel bir medya ordusunun beslendiği ve yetkililer dahil herkesin bunlar yokmuş gibi davrandığı bir ortamda futbolda sonuçların sahada alındığına inanan oldukça saf olmalı diye düşünüyorum. 

Türk futbolunun bir dönemine damga vurmuş Hakan Şükür ve Arif Erdem gibi iki katil örgüt mensubu hala kaçak ve insanlar bunlar çok dürüst insanlarmış ve futbola Fetö'yü hiç sokmamış gibi davranıyor. 

Artık sağır sultan biliyor ki, Türk futbolu çürümüş. Bundan en çok zarar gören de Fenerbahçe, onun dışında bir mağdur varsa o da Beşiktaş ama bir fark var: Fenerbahçe olanların farkında ama Beşiktaş ne yaptığını bilmiyor. 

Aslında geçen yılın hakem kararlarıyla mağdur olan takımı Trabzonspor'du, o gün anlam verememiştim ama bugün ortaya çıktı ki Ünal Karaman'ın başarısı istenmiyormuş. Ama konumuz Beşiktaş; daha geçen yıl skandal bir hakem yönetimiyle şampiyonluğu kaybettiler. Sezon başında adalet arayışında yolları Fenerbahçe ile kesişmiş, açıkçası ben de onlara güvenmiştim.

Ama heyhat refleksleri ve öğrenilmiş çaresizlikleri onları yeni bir ihanete sürükledi. Geçen yılın hakemlerini sorgulama yerine ilk fırsatta Fenerbahçe'ye düşmanlık etmeye başladılar. Oysa 3 Temmuz'da yaşadıkları, üst üste 2 yıl şampiyon olduktan ve Türkiye'nin maddi olarak en rahat kulübü iken ellerinden alınan bu fırsat gerçeği görmelerine yardım eder diye düşünüyordum, yanılmışım "Papermoon Ruhu"na döndüler. 

Dönsünler, beni ilgilendirmiyor sadece şaşırtıyor ama Beşiktaşlıların bilmesi gereken, bu adalet arayışına en çok ihtiyacı olan kulüplerden biri kendileri ve Fenerbahçe olmadan almaları imkansız. Eğer Fenerbahçe olmasa çoktan Fetö'nün kurbanı olmuşlardı.  

Ali Koç'un açıklamaları ve hedefi açık: Fenerbahçe-iktidar savaşı çıkarmaya çalışan ve 3 Temmuz'da bunu başaran ve Fenerbahçe'ye ağır zarar veren "Kadıköy Cuntası"nın hevesini kursağında bırakır. 

Bu ülkede devletin en üstü bellidir ve bizzat Fenerbahçe Başkanı en üst düzeyde Fenerbahçe'nin saygı gördüğünü kabul açıklamıştır. Bu doğru ile yanlışın savaşıdır, bir politik savaş değildir. 

Bu savaşta Fenerbahçe'nin en büyük müttefiki  de Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Gün geçmiyor ki çevresindeki insanların ailesini, çocuklarını, kendisini katletmeye çalışan katil Fetö ile bir yerden ilişkisi gün yüzüne çıkmasın. Daha yeni bir milletvekilinin 17-25 Temmuz'a ilişkin sahte tapelerin reklamını yaptığı ortaya çıktı, kime güveneceğini bilemiyor olması son derece doğal. 

Bu hengame içinde Fetö konusunda tamamıyla güvenilecek tek kurum var o da Fenerbahçe. Bu açıdan önce Aziz Yıldırım, sonra da Ali Koç yakınlaşması tesadüf değildir. Recep Tayyip Erdoğan ve Fenerbahçe Fetö'ye karşı doğal iki müttefiktir. 

Bu dönemde en büyük hata sapla samanı ayırmadan 3 Temmuz'da yaptığımız hatayı tekrarlayarak Fenerbahçe üzerinden siyasi rant sağlamaya çalışan insanların peşine düşmektir. 

Fenerbahçe'ye zarar vermek isteyen hükümet değil, onun içindeki Trabzon lobisidir. gerçek budur bunu bizzat Fenerbahçe Başkanı açıklamıştır. "Beyazlığın", "Kadıköy Cuntası" heveslerinin anlamı yok...