Madara olduk iyi mi...

Madara olduk iyi mi...

28 Eylül 2019 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

FO istifa etmiş, öyle okudum diye yazmamın üzerinden 24 saat geçmeden FO’nun aslında istifa etmediği anlaşıldı. 

Hayatını uzun süre muhabirlikle kazanmış benim gibi birinin, bir olayın kahramanının ağzından çıkan sözleri hakikat kabul etmesi normaldi aslında. 

Öğrendiğimiz buydu. Birisi bir şey der, gazeteci de şunu dedi diye onun haberini yapar. 

Yanlışmış, yanılttığım herkesten özür dilerim. 

FO istifa etmemiş.  

Daha doğrusu etmiş mi, etmemiş mi, yeniden yapılacak baskın ve yasa dışı seçimde aday mı değil mi, hiçbirini bilmiyoruz. 

Neyse, dağılmayalım. 

Olayın kahramanı FO gibi, bu dönemin makbul isimlerinden biri olunca söylenen sözlerin sudaki iz olabileceğini düşünmeliydim. 

Neyse. 

Kısmette madara olmak da varmış ki, oldum. 

İkinci kavram müptezellik. 

Geçen hafta içinde, Vodafone Arena Otopark girişinde toplanan bir avuç “taraftarın”, FO’ya Beşiktaş’ı bırakmaması için yalvaran, hurufatı özenle seçilip bastırılmış tek tip ve yaratıcılıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan pankartlarla toplaştıklarını öğrendik. 

FO’yu girişte karşılayıp, sarıldılar, öptüler “Beşiktaş’ı bırakmaması için” temennalar ettiler. 

Böyle ayrılık olmazmış. Öyle dediler. 

Bundan birkaç hafta önce, gerçek Beşiktaş taraftarlarından bir grubu, sayıları az diye önemsemeyen bir yönetim zihniyetinin tavrındaki çelişkiye dikkat çekmenin pek bir anlamı yok. 

Çözülmekte olan bir yapının tutarlı olamayacağı açıktır 

Metal - İş Sendikası ile bağlantılı bu grubun içinden FO’ya öpücükler konduran kişinin, bir Anadolu şehrinin belediyesinden bankamatik memuriyeti nedeniyle işten atılmış olması tam bir ‘bozacının şahidi şıracı’, ya da ‘tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş’ halidir. 

O müptezel sahneyi düşünen, kurgulayan ve uygulayan, üçkağıtçı birine Beşiktaş Başkanı’nı öptürtüp “bizi bırakma Başkan” dedirten akıl, Beşiktaş’ı uçurumun kıyısına taşıyan akıldır. 

Beşiktaş değerlerinden filan söz etmenin yeri değil. O eşik çoktan aşıldı. 

Gazeteci Ali Ece söylenecekleri söyledi, tekrara gerek yok. 

Başkan gerçekten de o adamları bırakmamalıdır çünkü birbirlerine yaraşıyorlar, müptezellikte yarışıyorlar. 

Bizi bırakmasını ise gerçekten istiyoruz. 

“Yandaşlık” diye bir kavramımız var malum. 

Yandaşlık, beceriksizliği, kötülüğü, ikiyüzlülüğü herkes tarafından bilinse de, sanki bunlar bilinmiyormuş gibi davranıp, bir kişiyi sonuna kadar savunmak olarak tanımlanabilir. 

Bunun bazen ideolojik nedenleri olabilir ama asıl neden, genellikle, tamamen duygusaldır. 

Mayıs ayındaki Genel Kurul’da gördüğümüz gibi, taşradan İstanbul’a getirilip, bir gece ağırlanmak gibi bir çıkar karşılığında FO’ya oy verip bu kulübü çökmesine önayak olanlar, Beşiktaş taraftarı değil, FO yandaşıdır. 

Emin olsunlar, ilk fırsatta, kulüpten ayıklanacaklardır. 

Gerçek taraftarlar arasında, özellikle sosyal medyada, bundan sonra olacaklara dair bir tartışma sürüyor. 

Paralı yandaş trolleri bir kenara koymak gerekiyor tabii ki. Bunların sayıları da hayli çok bu arada. 

Özellikle genç taraftarlar arasında paralı ve tanınmış adamların kulübü kurtaracağı gibi bir algı var. 

Sözü edilen adamlar, kendi başlarına tanınmış, ya da kulübe tek kör kuruş bağışlamış adamlar değil ki. 

Hepsi Beşiktaş ile ilişki kurdukları anda tanınmaya başlanmış, seçim zamanlarında ortaya çıkan kuyruklu yıldızlar gibi Beşiktaş semalarında dolaşan isimler. 

Bu isimlerin tümü bu yönetimle ve birbiriyle bağlantılı. Kulübün yönetimini, camianın liderliğini, kendi aralarında oynanan bir köşe kapmaca oyunu olarak görüyorlar.  

Bunu anlamak için çok zeki olmaya gerek yok. İlişkilerine, toplandıkları yerlere bakın yeter. 

Paralı adamlara gelince. 

Dünün haberi ilginçti. 

FO kulübe verdiği paranın son bölümünü de tahsil etmiş. Tahsil ettiği para ile motoryatının mazot deposu bir kereliğine doldurulmaz. 

Demek ki kulübe pek bir para vermemiş. 

Kulüpten para almış ama.  

Vodafone Arena’nın koltuklarını yapmış, fatura kesmiş para kazanmış. Müdebbir tüccar para kazanmadan iş yapmaz. 

Kaldı ki UEFA FFP kuralları kulübe açıktan para vermeyi çok sıkı kurallara bağlıyor. Beşiktaş’ın o kurallara bağlı olup olmadığını anlamak için ise kulüp rakamlarının çok açık olması gerekli. O konuda ise tam bir karartma hakim. 

Neden acaba? 

Seçimin bununla ilgisi var mı? 

O karartmanın sürmesi mi isteniyor? 

Bilmem. 

Temuçin Tüzecan 

Gazeteci, Hürser Tekinoktay ekibinden