Kutuplaştıran yazarlar

Kutuplaştıran yazarlar

31 Mart 2020 Salı  |   Günlük

Gazeteci Faruk Bildirici, adını taşıyan sayfasında toplumda kutuplaşmaya yol açan köşe yazarlarını yazdı:

"Genellemelerden kaçınmak gerektiğine hep inanmışımdır. Bir kişinin söylediği ya da yaptığını, içinde bulunduğu grubun ya da topluluğun tümüne mal etmenin büyük haksızlık olduğuna inanıyorum.   

Bir kişinin sözlerini başkalarını suçlama ve damgalama aracı olarak kullanmak gazetecilik ilkelerine de aykırıdır. Haber ya da yazı yazarken, kim eleştiriliyorsa, kimden söz ediliyorsa onun adını vermek gerekir. Birden fazla kişiden söz ediliyorsa da doğrusu isim yazmaktır; yoksa “…ler”, “lar” eki takıp genellemelere varmak gazetecilikle bağdaşmaz. 

Fakat dikkat ediyorum, köşe yazılarında bir kişinin sözleri ya da davranışından hareketle genellemeler yapıp suçlamalar yöneltme alışkanlığı yaygın. Hatta eleştirdikleri sözü kimin ifade ettiğini bile açıklamadan, kimi zaman da sözleri deforme ederek suçluyorlar da suçluyorlar. 

Bir süredir iktidar yanlısı medyada bu tür yazılara sık rastlıyorum. Genelleme yapıp, iktidar yanlısı medyada tüm yazarlar böylesine yanlış tutum içindeler gibi haksız bir suçlama yapmak yerine somut örnekler vereyim. Belki birkaç günlük ayrıntılı tarama yapsam daha fazla örnek bulabilirdim ama o kadarına gerek olmadığını düşündüm. Sadece 26 ve 27 Mart günlerinde Sabah ve Akşam’da yayımlanan köşe yazılarına baktım. 

Haşmet Babaoğlu aşağılıyor ve tepeden bakıyor 

Sabah yazarı Haşmet Babaoğlu, “Bilim kurulu üyesi profesörün adına sahte twitter hesabı açmışlar, yalan yanlış şeyler yazıyorlar” diye başlıyor “Sahte bilgi, yalan haber, gerçek aldanış” başlıklı yazısına. Sonra da “Belli bir kesimde devlete, ülkeye, insanımıza inançsızlık ağzını açıp konuşmanın ilk şartı olmuş” hükmüne varıyor! Böyle bir sonuca nasıl vardığı belli değil. 

“Belli kesim”den kimi kasttettiğini de “Ya şu sırada CHP başımızda olsaydı, ne yapardık?’ diye soran iyi niyetli arkadaşlarımıza da gülüyorum. Çünkü bu kesim için sorun yok! Memnun olurlardı” cümlelerinden anlıyoruz. CHP’nin iktidara gelmesinden memnun olanlar” cümlelerinden anlıyoruz. 

Yazının son bölümünde konuyu Korona konusundaki önlemlere getiriyor, Türkiye’nin erken önlem aldığını savunuyor. Sonra da yazıyı “Bu tayfadan biriyle konuşuyorum geçen gün: ‘Almanya iyi’ diyor. ‘Bütün önlemlerini erkenden aldı’ diyor. Erken önlem mi? Geçiniz. Ama bizim ruhları kararmışlara bunları anlatmak boş iş” diye sonlandrırıyor. 

“O tayfadan biri” kim, onun söylediği o insanları nasıl bağlıyor? O da belirsiz ama Haşmet Babaoğlu öyle uygun görmüş. Konuştuğu kişi, -artık her kimse- onun yaklaşımını yazısının başında betimlediği “belli kesimi” suçlamak için yeterli görmüş. 

Sonuç olarak, Haşmet Babaoğlu’nun yazısında AKP iktidarına karşı olan, CHP’yi destekleyen insanlar, dayanaksız biçimde “devlete, ülkeye, insana inançsız”, “ruhları kararmış” olarak damgalanmış. Ayrımcılık yapmakla kalmamış, bu ülkenin insanlarının bir bölümüne tepeden bakarak onları aşağılama hakkını kendinde görmüş. 

Engin Ardıç uydurma cümlelerle genelliyor 

Engin Ardıç, Sabah’taki “Çelebice” başlıklı yazısında korona günlerinde evde nasıl vakit geçirdiğinden söz ediyor, sonra da şöyle bir yaklaşım sergiliyor...

Yazının devamını okumak için tıklayın