'Kumpas' çöktü

'Kumpas' çöktü

4 Eylül 2019 Çarşamba  |   Mentor

Ergenekon Kumpasına ilişkin davada gerekçeli karar açıklandı. Fenerbahçe'yi hem spor hukuku hem de ceza hukuku önünde net ifadelerle aklayan bir mahkeme kararı var artık. 

Ancak siyasi sebeplerle Fenerbahçe düşmanlığını kendine görev edinmiş tetikçi QTM'de bu karardan ve Fenerbahçe'yi aklamasından bahsetmiyor çünkü çoğu o dönemin işbirlikçisi ve bugünün kriptoları. Bir çoğunun geçmişinde Fethullah Gülen ve onun parası var. Onun televizyonlarında Fenerbahçe'ye küfretme karşılığı maaşa bağlanmışlar. Neyse, bir grup çürümüş, kokuşmuş ve Maslow'un ihtiyaçlar piramidinde ikinci basamağa çıkamamış, sadece parayı değer olarak kabul eden ilkellikten bahsedip yazımızı daha fazla kirletmeyelim. 

443/739 T.C. İSTANBUL 4. AĞIR CEZA MAHKEMESİ Dosya-Karar No: 2017/16 Esas - 2019/293 karar 3 Temmuz’un hukuk tarihine geçen bir karardır, ilk defa bir hukuk metninde tapeler için "delil sayılsa bile..." ifadesi var, mahkemenin kendi ifadesini okumak daha anlaşılır olabilir. 

".. Dosyadaki tapeler bir an için yasal delil kabul edilse bile; içeriklerine değişik anlamlar yüklenebilecek bazı telefon görüşmelerine dayanılması..." 

"... Bu yollarla elde edilen delillerin ceza yargılamasında kullanılabilmesi için, sanık huzurunda ve kamuya açık bir yargılama sırasında tartışma olanağının sağlanması gerektiği, bir başka anlatımla, sanığa elde edilen delillere itiraz etmesi için yeterli ve gerekli imkanların tanınması.." 

( 443/739 T.C. İSTANBUL 4. AĞIR CEZA MAHKEMESİ Dosya-Karar No: 2017/16 Esas - 2019/293) 

Ayrıca mahkeme heyeti şikede kumpas davası iddianamesini karara dayanak yaparak bu iddianamenin de artık hukuki bulmasını sağlamıştır. 

Aslında ceza hukuku açısından Fenerbahçe çoktan beraat etti ve bu kararların ceza hukuku açısından hiçbir önemi yok. Bu kararın ve delil sayılsa bile ifadesinin asıl önemi spor hukuku davalarının yeniden açılmasını ve Fenerbahçe'nin tamamen aklanmasını sağlayacak olmasıdır. 

Hepimizin bildiği gibi şike Fetö kumpası olmasına, Fetö tezlerini savunanlar ve onunla birlikte hareket edenler şöyle cevap veriyordu; 

"Tamam ama  Aziz Yıldırım tapeleri kabul etti" 

Oysa etmemişti, "Hepsini dinletin" demişti, sadece bir kısmını dinlettiler o da "Bu konuşma benim" dedi. Sanki tamamını dinlemiş ve hepsini kabul etmiş gibi algı yarattılar. 

Böyle demelerinin bir nedeni vardı çünkü spor hukukuna göre delillerin kanun dışı elde edilmiş olması anlamsızdı sadece sahte olmaları davayı değiştirir ve yeniden yargılama yapılabilirdi. 

İşte tam burada 443/739 T.C. İSTANBUL 4. AĞIR CEZA MAHKEMESİ Dosya-Karar No: 2017/16 Esas - 2019/293 karar kaynak yaratıyor. 

"..Dosyadaki tapeler bir an için yasal delil kabul edilse bile; içeriklerine değişik anlamlar yüklenebilecek bazı telefon görüşmelerine dayanılması..." 

Mahkeme kararı diyor ki; telefon dinlemeleri şaibeli, yani artık mahkeme kararına istinaden o telefon dinlemeleri ve tapeler spor hukuku için de delil olmaktan çıkıyor. 

Tekrar delil olmasının tek yolu var: Konuşmaların tekrar dinlenmesi ama bu mümkün değil çünkü aynı mahkeme kararında bahsedildiği  gibi "içeriklerine değişik anlamlar yüklendiği" ve konuşmalar yazıya geçirilirken manipule edildiği için  (Şike Kumpası Davası İddianamesi incelenebilir) özel yaşamın gizliliği yalanı altında apar topar orijinal konuşmalar imha edildi çünkü Fetö suç örgütü yaptığını biliyordu ve delileri yok etti. 

Artık o tapeler sahte, uydurulmuş, gerçek dışı mahkeme kararı ile sabit. 

Yani ceza hukuku açısından aklanan Fenerbahçe spor hukuku açısından da artık tertemiz. 

Bazıları için kötü haberi vereyim: Spor hukukunda şike suçlarına ilişkin davaların yeniden açılması için zaman aşımı yok, yani bin yıl geçse bile UEFA ve TFF'deki o dosyalar tekrar açılıp o günün dümenleri ortaya çıkacak ve Fenerbahçe hak ettiğini alacak.

Zaten UEFA kararı spor hukuku açısından hükümsüz çünkü tüzel kişiler tek başına eylem yapamaz, gerçek kişilerin eylemleri sonucu hukuki sonuç ortaya çıkarırlar oysa Fenerbahçe ceza aldı, yöneticileri ceza almadı. CAS bunu kılıfına uydurmak için dedi ki; "Tüzel kişilikle gerçek kişiler farklı zamanda yargılanıp cezalandırılabilir." Ama gerçek kişilere ilişkin en ufak bir hukuki aksiyon alınmadı, neredeyse 6 yıl oldu. Yani Fenerbahçe aleyhine alınan UEFA kararı zaten hukuksuz. 

Gelelim CAS kararına... 

CAS Fenerbahçe kararında dedi ki; "Evet elimde yetersiz bilgiler var ama ben delil toplayamam delil toplayan otoritelerine ve mahkemenin kararlarına göre karar veririm." Artık CAS için "delil sayılsa bile içeriklerine değişik anlamlar yüklenebilecek bazı telefon görüşmelerine dayanılması..." diyen bir mahkeme kararı var ve  o telefon konuşmalarının hepsi çöp, hepsinde sahte ve uydurulmuş olma şüphesi var. 

Sonuç; o günün şartlarında Fenerbahçe'nin karşısında yer alıp Fetö ile birlikte hareket eden ve bugün de buna devam edenler eskiden hakaret ediyorlardı ama artık suç işliyorlar. 

Geçmiş demişken, artık geçmişte Fetö ile hareket edenlerin ve bugün buna devam edenlerin kurumsal ve kişisel çıkarları nedeniyle böyle davranıyor olmaları mümkün olduğu gibi bu Fetö örgütü ile sistematik ve organik bağı olması ve kripto faaliyet gösteriyor olmaları da mümkün. Bu bir sosyal medya yazarı olarak beni aşan bir konu, bunu devletin savcıları ve polisi yapacak ama genel kanı futbolda Fetö’nün canlı olduğu yaşadığı yönünde. Bu da iktidarın Fetö ile mücadelesi açısından çok negatif bir durum yaratıyor. Futbol bir an önce incelenip temizlenmeli ve bu sümüklü teröristin sümüğünü yalayan adamlar varsa eğer futboldan temizlenmeli. 

Fenerbahçe yönetimi kumpas davasının sonuçlanmasını bekleyip UEFA’ya ve TFF’ye çok güçlü gitmek isteyecektir ve doğru davranmış olurlar ancak 443/739 T.C. İSTANBUL 4. AĞIR CEZA MAHKEMESİ Dosya-Karar No: 2017/16 Esas - 2019/293 karar 3 Temmuz’un yeni bir aşamaya geçmesini sağlamış ve spor hukuku kararları da hukuken çökmüştür. 

Fenerbahçe camiasını onurlu Fetö direnişi ve Fetö’ye boyun eğmeyen tek camia olarak saygıyla alkışlıyorum.

Ergenekon davasının gerekçeli kararını okumak için tıklayın