Köylerde ne oluyor?

Köylerde ne oluyor?

21 Eylül 2020 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Yasemin Özben

Hani bir ara Diyanet İşleri Başkanlığı skandal ötesi, akıl almaz bir açıklama yapmıştı...

“Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet, karısıyla olan nikâhını düşürür mü” sorusuna şöyle yanıt vermişti: 

"Babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur” ve “Babanın kızını kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duyması, bu tür bir haramlık oluşturmaz. Ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir.” 

Bu açıklama, özellikle sosyal medyada yayılıp haklı olarak çok olumsuz tepkiler alınca Diyanet ilgili fetvayı sitesinden kaldırmıştı. 

Yıllar önce okuduğum Zülfü Livaneli’nin kitabındaki küçük kız geldi sabah sabah aklıma ve şu satırları saat 06.10'da yazıyorum, uyuyamadım. 

Küçük kıza köyde imamlık yapan amcası tecavüz ediyordu ve hamile kalınca aile halkı kızın ölümüne karar vermişti. Amcaya dokunan yok hatta eli eteği öpülüyor köy halkınca! Hatırladığım kadarıyla önce onu ahıra kapatmışlardı. Kendi kendine ölsün diye… Hatta kendini asması için ip de bırakmışlardı, öyle hatırlıyorum çok oldu çünkü okuyalı. Kız kendini asmayınca ağabeyi ile İstanbul’a yolculuk için otobüse bindirmişlerdi. İstanbul’da ağabeyi kızı viyadükten aşağı atarak namuslarını temizleyecekti. Ama yapamamıştı. Öyle aklımda kaldı. 

Nereden geldi şimdi sabah sabah bu hikâye hafızama? 

Dün öğretmenim köylerde yaşanan dramlardan, istismarlardan biraz bahsetmişti o tetiklemiş olmalı. 

Bizlerden uzaktaki köylerde, evlerin içlerinde o kalabalık aile yaşamlarında neler oluyor? Ne acılar, ne büyük sırlar vardır kim bilir? Bir ocak kaynıyor ama ne kaynıyor, dert mi? Yoksa aslında hep dert mi? 

Köylerde eşeklere, köpeklere, kısacası hayvanlara tecavüzü çoğumuz duyuyoruz, hem de yıllardır… Bu konuda bir şey yapılıyor mu? Hayır! Şimdi kentlere göçler olunca teknoloji de ilerlediğinden köyler yerine şehirlerden duyar olduk böyle iğrenç haberleri…  

Ama hâlâ köyler var ve oralarda neler oluyor? Kayınpeder göz koyduğu gelinine tecavüz edebiliyor, hem de karısı ve oğlu buna ses çıkarmadan şahitlik ederken…  

Ya da adam evli köydeki başka bir adamın karısıyla tarlanın ortasında birlikte oluyor. Takip edip gelen karısını “Beni takip mi ediyorsun" diyerek odunla öldüresiye dövebiliyor.  

Bir baba ve ağabey küçük kızına-kız kardeşine yıllarca tecavüz ediyor, annenin sesi çıkamıyor. Çıkarsa biliyor ki yiyecek dayağı… Hamile kalınıyor, lakin çocukların babaları kim? 

Türkan Şoray’ın bir filmi vardı. Aile içinde "mallar" dışarı gitmesin diye akraba evlilikler vardı. Hâlâ var! Kocası ölünce onun kardeşi ile Türkan Şoray’ı evlendirmişlerdi. O da başka kıza âşıktı hatta kaçmalarına yardımcı olmuştu. Bu sefer de minicik bir bebeği koca olarak kucağına vermişlerdi. O minik bebeği tahta beşiğinde sallarkenki hali geldi gözümün önüne… 

Çocukluğumda canım annem anlatırdı. Mahallemizde çıkmaz bir sokak vardı. Orada oturan iki kız kardeşe babaları tecavüz ediyormuş. Kızlar kimseye dertlerini anlatamamış. Sonrasında babanın yaptığı kötülük anne karşı gelince yediği dayaklar ile ortaya çıkmış ve dedikodu olarak mahalleye yayılmış. Aile o evden taşınmak zorunda kalmış. Hatta annem kızların annesine kızardı. Neden o adamı hapse attırmadı diye? Uzaktan söylemesi kolay be anneciğim, hangi kanun o zamanlarda adamı hapse atıyordu ki? Kızlardan birisi hayatını Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde kaybetmiş. Diğeri ise görücü usulü evlenmiş. Annemin deyimiyle adı batasıca adama ne olmuş bilmiyorum ama çocukluğumdan aklımın bir köşesindeler... 

Bu ensest ya da iğrenç ilişkilerden ayrı çocuklara tecavüzler var onlara şu an dokunmayacağım. Sadece kısa olarak çocuk pornosu ile ilgili bilgiler ile noktalıyorum yazımı… 

“Interpol’ün arşivinde, ele geçirilen çocuk pornosuna ait 500 bin fotoğraf ve film görüntüsü bulunuyor. Görüntüler özel bilgisayar programlarıyla incelenip, çocukların ulusları, suç mekânları tespit ediliyor. Bu arşivde bir ay çalışan Türk uzmanlar, Türk çocuklara ait görüntüye rastlamamış."