Korona değil panik yok ediyor

Korona değil panik yok ediyor

22 Nisan 2020 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Covid-19 virüsü, gribe neden olan  influenzadan (grip) daha tehlikeli değildir.

Geçen hafta en çok dillendirilen ve bilim  insanları arasında en çok konuşulan konu buydu: Covid-19, influenza ile aynı tehlikeye sahiptir.  

Her ikisinde de ölüm oranı yüzde 0.3-0.7’dir. 

Her iki hastalık da burundan başlayıp, akciğerlere kadar giden solunum yolu hastalıklarına benzemektedir.    

Covid-19 bulaşan yaşlılarda ölüm oranı yüzde 25’e kadar çıkabilmektedir. Influenza ve kızamıkta da oran aynıdır. Hatta kızamık hastalığı çok daha tehlikelidir. Gerçek böyle iken, koronanın ebola, çiçek, veba gibi olduğuna inandırılmaya çalışılması çok düşündürücüdür. 

Covid-19 ile enfekte olanların  yüzde 90’ında  hafif belirtiler görülmektedir. 

Alman immünolojist ve toksikolog Prof. Dr. Stefan Hockertz’e göre, ölüm oranları ile ilgili hangi olguların sayıldığına bakılmalıdır. Sayılan hastalar Covid-19 pozitif saptanmış hastalardır.   

Oysa, dışarıda çok daha fazla enfekte olan insan bulunmaktadır. Boğaz kaşıntısı, halsizlik, hafif öksürük yakınması olan birçok insan test yaptırmadan, hastalığı evde geçirmektedir. 

İstatistikler büyük çoğunluk sayılarak elde edilmemiştir. Sadece, hasta olgulara göre dayandırılmaktadır. Dolayısıyla, yaşlılarda ölüm oranının yüzde 20 veya 5 kişiden biri şeklinde dile getirilmesi gerçek oranları göstermez. 

Bu oranları 5 veya 10 ile çarptığımızda, influenza ile elde edilen oranlar bulunmuş olur. 

Virüsün yeni olduğu konusunda birçok iddia olsa da ortada şöyle bir gerçek bulunmaktadır: Çin’de 80 binden fazla insan iyileşti.  Üstelik, herhangi bir  tedavi olmadan. Demek ki, bağışıklık sistemimiz bu virüsü tanıyabiliyor. Yeni olsaydı, bağışıklık sistemimizin bu virüsü bu kadar kısa zamanda tanıması mümkün olmazdı. Tanıdığını şuradan daha iyi anlayabiliriz. Koronada yüzde 99’un üzerinde oranda kendiliğinden iyileşme görülmektedir. 

Covid-19’un kendisini hafif değişikliğe uğratma yeteneğine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Benzer durum influenzada da görülmektedir. Virüs değişikliğe uğrama becerisine sahip olduğu için yaşayabilmektedir. Aksi takdirde, ölürdü. 

Alınan önlemlerin Covid-19 ile orantısız olduğu görüşü tüm dünyada yaygın olarak konuşulmaktadır. Öyle ki şimdi de ciddi bir geçim sıkıntısı sorunu başlamıştır. Dünyada  birçok insan işini kaybetmiş durumdadır. 

Ne yapılmalıydı? 

Sıkı önlemler yeterli olurdu. Sosyal mesafenin korunması, risk grubunda olanlara çok daha özel ilgi gösterilmesi daha etkili olurdu. 

Risk altındaki grup, nüfusun yüzde 5-10’unu oluştururken, bugün insanların yüzde 90’ı karantina altında tutulmaktadır. 

El yıkama, maske, sosyal mesafe gibi korunma önlemleri ile Covid-19’dan korunabilmek mümkün iken, insanların eve kapatılması, sokağa çıkma yasakları, karantina önlemleri ile çok daha ciddi sorunların önü açılmıştır. 

Gelin, yakın bir gelecekte ne gibi sağlık sorunları olabileceğine bakalım: 

Ekonomik krizler, depresyon, anksiyete gibi sorunları ve beraberinde intiharları artırmaktadır. 

Kanser hastalarının tedavileri ertelenmiştir. Bu da genel durumlarının bozulmasına neden olmaktadır. 

Türkiye’de ve gelişmiş ülkelerdeki en büyük ölüm nedeni olan kalp ve damar hastalıklarının en başta gelen nedeni stres ve kaygıdır. 

20 yaş altı nüfusun gelecek ile ilgili kaygılarının, korkularının arttığını fark edebiliyor muyuz? 

SON SÖZ: Tüm dünyada Covid-19 ile ilgili sorun büyütülmektedir.