Korona ABD’yi komünizme mi götürüyor?

Korona ABD’yi komünizme mi götürüyor?

28 Nisan 2020 Salı  |   Serbest Kürsü

Kabul edelim yukarıdaki çok sansasyonel bir başlık ama Trump Beyaz Sarayı’nın Covid-19 pandemisinin yarattığı krizleri yönet(eme)mesi sonucunda işler feci şekilde sarpa sarıyor ve devlet giderek daha fazla batağa saplanıyor. 

Bu durumu iki düzeyde değerlendirmek olanaklı: Sağlık sektörü ve ekonomi/finans platformlarında. 

Önce sağlık alanına bakarsak, Başkan Trump’ın Covid 19 semptomları olan kişilere ağızdan ya da enjeksiyon yoluyla temizlik malzemeleri kullanarak virüsle mücadele etmeleri için yaptığı embesillere yakışır tavsiyeleri bir kenara bıraksak bile, pandemiyle mücadelede korkunç bir sorumsuzluk, koordinasyonsuzluk ve başıbozuk bir yönetim anlayışının örneklerini görüyoruz. 

Beyaz Saray’dan başlanırsa, öncelikle test konusunda alabildiğine yaygın bir kargaşanın hüküm sürdüğünü gözleyebiliyoruz.

Test kitlerinin üretimi için gerekli girdiler sağlanamıyor, bunun sorumluluğunu ne federal hükümet ne de eyalet hükümetleri üstleniyor. Test kitleri konusunda suçlamalar tenis topu gibi havada uçuşurken, ekonominin ne zaman nasıl açılacağına ilişkin kararların koordinasyonu konusunda tam bir aymazlık sürüp gidiyor. Trump bir yandan, aşırı sağcı, faşist grupları protesto eylemleri nedeniyle alkışlarken öte yandan Beyaz Saray danışmanlarının uyarıları üzerine Covid-19 sınırlamalarını bir kaç gün içinde kaldıracaklarını açıklayan eyalet valilerine “sakın ha” diye mesajlar gönderiyor.

Öte yandan, Beyaz Saray’daki Covid-19’la mücadele ekibi içinde iç çekişmeler ve kavgalar alabildiğine tırmanıyor ve ekibin bazı kilit isimlerinin kısa bir süre içinde istifaya zorlanacağı veya uzaklaştırılacağı söylentileri basın ve yayın organlarına sızdırılıyor.

Bu arada, Beyaz Saray’a bağlı Gıda ve İlaç İdaresi (Food and Drug Administration-FDA) çaresizlikten her türlü özel sektör sağlık kuruluşuna test kiti geliştirme izni veriyor ama bunları denetlemek gereğini bildiği halde, geliştirilen testlerin onaydan geçmesi beklenmeden denemelere başlanabileceğini ilan ediyor. Bu herhalde “hür dünya”nın liderliği iddiasındaki bir ülkeden beklenebilecek bir tablo oluşturmuyor. Buna bir de Trump yönetiminin, Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemiye karşı bir aşı geliştirmek için başlattığı küresel kampanyaya katılmayı reddedişini eklerseniz, fazla yorum gerektirmeyen bir “Önce Amerika ama sadece Amerika” gibi sakat bir yaklaşımın temel çerçevesi ortaya çıkmış oluyor. 

Ekonomi cephesinde ise işler daha da berbat...

ABD Kongresi ile Merkez Bankası Covid-19 pandemisiyle mücadele için bugüne dek toplamı 5 trilyon dolara ulaşan parasal ve mali genişleme programlarını onayladı. Bu paralar dağıtılmaya başladı ama kime ne verildi, hesabını bilen varsa beri gelsin. En basitinden şu örneği verelim: Kongre Beyaz Saray’ın isteği üzerine yaklaşık 10 gün önce 349 milyar dolarlık bir destek paketi onayladı. Kongre’den  ve Trump’ın imzasından çıktıktan üç gün sonra bu para dağıtılıp bitti. Kime gitti? ABD’de kayıtlı yaklaşık 30 milyon küçük ölçekli işletme var ve hafta sonunda yapılan açıklamalara göre bu paradan yararlanan küçük ölçekli işletmelerin toplamı sadece 1 milyon 700 bin. Şu günlerde Kongre 370 milyar dolarlık ikinci bir paket için çalışmalara başladı, ama bu işi bilenler bu paranın da bir kaç gün içinde tükeneceğini ve yaraya merhem olmanın yakınına bile uğramayacağını anlatmaya çalışıyorlar. Küçük ölçekli işletmelerin çıkarlarını savunan  dernekler başlangıç olarak en az bir trilyon dolarlık yeni bir paket açıklanmasını ve bu fonların dağıtımının titizlikle izlenmesi gerektiğini söylüyorlar. Hazine Bakanlığı ve Beyaz Saray’da ciddi olarak tartışılmakta olan bir seçenek var: Devlet küçük ölçekli işletmelerin tüm bordrolarının sorumluğunu üstlenmek zorunda kalabilir mi? Yani komünist bir yönetimde olduğu gibi çalışanların maaşları en azından bir süre için devlet tarafından ödenmeli mi? 

İşin ilginç tarafı, ABD Hazine Bakanlığı böyle bir gelişmeye adeta çanak tutmuş olmasına karşın, henüz hiç kimse bundan şikayetçi olmadı nedense: Hazine Bakanlığı, daha Kongre iki trilyon dolarlık ilk destek paketini görüşürken, bu yardım fonlarının nasıl dağıtılması ve denetlenmesi gerektiği konusunda danışmanlık hizmeti almak için kimi seçti dersiniz? Wall Street bankerlerine danışmanlık yapan iki avukatlık bürosunu. Ama işin güzelliği (?!) bu kadarla kalmıyor. Yardım paketi Kongre’den geçtikten sonra, bir yatırım danışmanlığı şirketi, fonlarını yönettiği yatırımcılara gizli bir mesaj göndererek, bu iki trilyon dolarlık fonu yüzde yüzü aşan oranlarda kar sağlamak için nasıl kullanacaklarını anlattı ve eğer isterlerse yatırım portföylerini genişletebileceklerini duyurdu. 

Evet, ABD’nin zenginlerin fütursuzca para kazanırken yoksulların sefalet çekmesinin  doğal sayıldığı yaşam felsefesi Covid-19 pandemisiyle birlikte köklü bir değişime uğrayacak mı, yoksa ABD’nin yoksul kesimi kölelik derecesinde eziyet içinde yaşamaya devam etmeyi kabullenecek mi? 

Covid-19 pandemisi Mao’nun ünlü deyişiyle "ABD’nin kağıttan bir kaplan olduğunu" nihayet dünyaya teşhir edecek mi? Gidip görenler herhalde bilirler: ABD’nin metropoller dışındaki bölgelerde alt yapısı (köprüleri, şu ve kanalizasyon sistemleri, binaları vs) bir Üçüncü Dünya ülkesinin düzeyinden çok farklı değildir. Ekonomisi de artık büyük ölçüde borsa hareketleriyle yönlendirilen ülkenin dünya liderliği iddiası günümüzde iki faktöre dayanıyor: Askeri gücü ve doların uluslararası rezerv para statüsü. 

Fed’in ve Hazine’nin uygulamaya başladığı genişleme politikaları sonucunda, doların Covid-19 pandemisi bittikten sonra başlaması kaçınılmaz olan (deflasyon sonrası) enflasyonist süreçle büyük bir değer kaybına uğrayacağı dikkate alınırsa, ABD’nin dünya liderliği iddiasının tek dayanağı kalacak: Askeri üstünlük, ki Çin’in bu alanda çok hızla mesafe katettiğini akılda tutmak gerek. 

Yeni bir dünyaya evriliyoruz ama bu dünyanın bilinmeyeni çok, tahminlerin boş çıkması hiç de yabana atılır bir olasılık değil.

Cengiz İzmirli (mahlas)