'Korkularımız bizi yönetmesin'

'Korkularımız bizi yönetmesin'

7 Nisan 2020 Salı  |   Günlük

Travma, bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü derinden tehdit eden olaylar, durumlardır. Koronavirüs gibi salgın hastalıklar beklenmedik olması ve yaşamı tehdit etmesi nedeniyle toplumsal travmalara yol açmaktadır. Bu süreçte dehşet, çaresizlik, tedirginlik, acı, kayıp hissi, öfke, yalnızlık ve korku gibi pek çok duygunun topluma yayıldığı görülmektedir. Bu duygular depresyon, panik atak, paranoya, fobik reaksiyonlar, anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk ve akut stres bozukluğu gibi birçok ruhsal sorunları beraberinde getirmektedir.

Koronavirüsün, psikolojik ve davranışsal açıdan sebep olduğu olumsuzluklardan ruh sağlığımızı koruyabilmek için öncelikle krizlerin, zor zamanların ve travmaların hayatın bir parçası olduğunu hatırlamalıyız. Korkularımızı kaygı boyutuna taşımadan daha sakin ve bilinçli bir şekilde önlem almalıyız. Bu dönemde sahip olmamız gereken en önemli bilgi ise stres ile bağışıklık sistemimiz arasındaki bağ olmalıdır. Yoğun yaşanan stres, bağışıklık sistemimizi düşürmektedir. Düşen bağışıklık sistemi ile Koronavirüse kapılarımızı açmış oluruz. Psikolojik dayanıklılık için düzenli uyku, beslenme en önemli yollardan bazılarıdır.

Koronavirüs ile ilgili alınacak önlemlerin başında evde kalmamız ve korku arttıran şeylerden uzak durmamız gelmektedir. Evde kaldığımız süreçte korkuyu gereksiz olarak arttıran medya ve sosyal medyadan uzak kalmamız, korku ve endişelerimiz için alınacak en güzel tedbirlerden olacaktır. Sosyal medya ve medyalarda konuyla ilgisiz, uzman olmayan bir çok kişinin konuşması belirsizliği ve durumu daha kötü algılanmasına yol açmaktadır. Belirsizliğin kaygıyı artırması göz önünde bulundurularak, anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk ve panik atak gibi psikolojik problemler yaşayan veya tanı almış bireyler için süreç daha sıkıntılı zorlayıcı olacaktır. Sadece gerçek uzman ve yetkili olan kişi veya yerlerden (Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü, vb.) bilgi almanız gereklidir. Korkularımız bizi yönetmesin, biz onlara yön verelim.

Evde geçirilen vakti değerli yapmak elimizde olduğunu unutmayalım. Günlük plan çıkarabilir ve bir günü dolu dolu geçirebiliriz. Çalışmaktan daha önce fırsat bulamadığımız kitapları okumak, vizyonda iken izleyemediğimiz filmleri izlemek, ev içinde yapabileceğimiz hobiler edinmek gibi keyifli aktivitelerde bulunabiliriz.

Kendimizi ve sevdiklerimizi korumak için misafirliğe gitmemeli ve misafir kabul etmemeliyiz. Ailemizi, arkadaşlarımızı, sevdiklerimizi görüntülü/görüntüsüz arayarak iletişim kurabiliriz. Bu süreçte paylaşmanın en güzel destek olduğunu unutmamalıyız.

(Psikolog Damla Ekin Barut)