Kontrol edilemeyen güç

Kontrol edilemeyen güç

24 Temmuz 2020 Cuma  |   Mentor

Rakip taraftarlar bazen bana sitem ediyor ama haksızlar, hem de çok haksızlar çünkü bu satırlarda rakip takım eleştirisinden çok Fenerbahçe eleştirisi yayınlanıyor, Aziz Yıldırım, Ali Koç vs.

Benim Volkan Demirel hakkında yazdıklarımı hiçbir Galatasaraylı Melo için yazmamıştır, kısacası ben iyi bir Fenerbahçeliyim ama doğruya değer veririm.

Ben sistemin Fenerbahçe'ye düşman olduğuna inanıyorum, bunun için de geçerli bir nedenim var: Fenerbahçe kontrol edilemiyor ve politikacılar da kontrol edilemeyen şeyleri sevmiyorlar. Yoksa bir politikacının 30 milyon taraftarı olan kitlesel bir organizasyonu karşısına almasının bir anlamı yok. Bu bugüne has bir durum da değil, dün de böyleydi, yarın da böyle olacak. Bunun nedenleri, niye böyle olduğu konusunda bir çok şey söylenebilir, bu uzman bir sosyolog işi ama ben gördüğümü yazıyorum, o da Fenerbahçe'nin siyasiler için sorun olan kontrol edilemez kitlesel bir güç oluşu.

Bu her zaman böyleydi ama 2011'den sonra arttı, özellikle de Ali Koç'un başkan olmasından sonra zirve yaptı çünkü Ali Koç-Fenerbahçe birleşimi özellikle günümüz politik anlayışı için çok rahatsız edici. Çünkü ikisi de Cumhuriyet sonrası değerler üzerinden gelişmiş kavramlar, ikisinin ismini yan yana duyunca bazılarının tüyleri ürperiyordur. 

Örnekler çok ama size olmamış bir örnek anlatayım. Şu harcama limiti konusu var. Henüz gerçekleşmemiş dönemde yani gelecekte ödeyeceğiniz kısa vadeli krediler harcama limitinden düşülüyor. Bankalar Birliği anlaşmasını (Bu da komik bir terim Bankalar Birliği Tabipler Birliği gibi bir meslek örgütüdür ve kimseyle yapılandırma yapamaz ama yanlış yerleştiği için öyle söyleyelim, doğrusu Bankalar Konsorsiyumudur) Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor imzaladı, Fenerbahçe imzalamadı.

Bu üçlüden en son Galatasaray 5 Ağustos 2019'da anlaşmayı imzalamış. Bu sene transfer dönemi 22 Eylül'de bitiyor yani transfer dönemi içinde o kredinin 2 yıl sonraki ilk taksiti 1 yıldan kısa vadeli hale geliyor ve bunun 3 kulübün harcama limitinden düşülmesi gerekiyor. Kimse bilanço dönemi falan demesin çünkü hem TFF hem UEFA gelecek dönem nakit akışı istiyor ve "Borçlarını nasıl ödeyeceksin kaynak göster" diyor. Ayrıca teknik detayın dışında hem UEFA hem de TFF mali kriterlerinin amacı kulüplerin kaynağı olmayan bir parayı harcamasına engel olmak. Önümüzdeki yıl borçlarını ödeyemeyecek olan kulüplere harcama izni vermek doğrudan mali kriterleri çöpe atmak olur.

Anlaşmayı imzalamadığı için Fenerbahçe'nin böyle bir problemi yok, Galatasaray'ın ise özellikle bu sene yoğunluğunu artıran borçlanma eğilimi ve kısa vadeli borç artışı dikkat çekiyor. Bu 3 kulübün 2020-2021 sezonu için transfer yapamıyor olması gerekir, hiçbir yeni transfere lisans çıkaramayacak durumdalar.

Ama böyle bir şey olmayacak çünkü ya yeni yapılandırma olacak ya da harcama limiti bir yıl yok sayılacak. Sorun yok olabilir, sonuçta futbol eğleneceğiz ama başka bir sorun var: Geçen yıl Fenerbahçe'ye transfer yaptırmadılar, göreceksiniz aynı durumda başka kulüpler olunca transfer yaptıracaklar. Bunun sana göresi bana göresi yok ki, benim Fenerbahçeli olmamla da ilgisi yok, gerçek bu. Bu ortamda sen şampiyon olmaktan mutlu isen benimle ilgisi yok, senin kendi tercihlerinle ilgisi var.

Ama "şampiyon yapılma" dönemi de sona ermiş görünüyor.

Elbette konuşmak için erken ama Başakşehir'in şampiyonluğu, üstelik Şampiyonlar Ligi ödül parasının Galatasaray, Trabzonspor ve Beşiktaş için hayati önemi varken çok ilginç bir değişimi gösteriyor. Bunun da nedeni var ve açık: Fenerbahçe'yi kontrol edemedin, ezemedin, süre uzayınca da baltanın diğer yönü seni kesmeye başladı. Böyle olunca da "Fenerbahçe olmasın da kim olursa olsun" mantığı değişmeye başladı yani artık Fenerbahçe'nin en yakın rakibi olmak şampiyon yapılmak için tercih nedeni olmayacak, biraz da Fenerbahçelilerin gönüllerinin alınması gerekiyor. Görünen o ki bir süre Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor da "şampiyon yapılmayacak". Fenerbahçe için hava hoş çok, önceden buna adapte oldu zaten. Adapte olmayanlar buna 2 yıl bile dayanamaz yok olurlar.

Benim temel kimliğim Fenerbahçeli olmak, o yüzden olaylara politik yaklaşmam ve bu satırlardan Sayın Cumhurbaşkanımıza saygı gösterilmesi gerektiğini, Fenerbahçeli kimliğini önemsediğimi defalarca yazdım. Ama gerçek şu ki, AKP Fenerbahçe'yi sevmiyor. TRT, Sabah ve ATV grubu, bırakın hukuk devletini azıcık vicdan olan bir ülkede  Fenerbahçe hakkında söylediklerini söyleyemez.

Fenerbahçe'ye karşı o kadar açık ve aleni suç işleniyor ki, Cumhurbaşkanlığının "kumpas" dediği olaya, mahkemelerin "kumpas" dediği olaya resmi sitelerinden "kumpas değildi" deyip "suç işleyenler" var ama Fenerbahçe nefreti bu ülkede hukuku da, kanunu da, ahlakı da askıya aldırabiliyor.

Olsun biz böyleyiz, bize lütfedilen bin tane kupa yerine şeytanın, katillerin, vicdansızların ellerinden söke söke aldığımız tek kupayı, 2010-2011 kupasını tercih ederiz. Bizim için bin kupaya bedeldir, yedi düvel bir araya gelmiş o kupayı almaya cesaret edememiştir, o yüzden biz ucuz kupalara heves etmeyiz.