Kiraz, sabun ve demokrasi

Kiraz, sabun ve demokrasi

13 Haziran 2019 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Et,  kiraz, bal  tüketimi ile demokrasi arasında ilişki kurarım ben. 

Alışıldık demokrasi anlayışı ne alâka dese de, benim indimde x, y partilerinin aldığı, alacağı oylardan çok daha önemlidir, ülkelerin, devletlerin, bölgeleri, şehirleri, hatta semtleri, sokakları arasında iyi beslenme anlamında uçurumlar olması ya da olmaması. 

İfade özgürlüğü diye adlandırılan şeyin, beslenme hakkından daha önemli olduğunu kim ve nasıl anlatacaktır bana? 

Her gün kendisinin hayatta kalabilmesini sağlayacak, ancak da o kadarını sağlayacak ölçüde gelir-ücret karşılığında, patronu olan küçük bir azınlığın yedi nesil boyunca varsıllığını garantiye alacak bir üretim çabası karşılığında işçi, köylülerin varlığı iktidarda kimin olduğu veya hangi gazetenin ne yazdığı ile mutlu olması ya da gazeteler yazamıyor-yazmıyor diye mutsuz olması saçma dengesi bana padişahım çok yaşa düzeninden çok da farklı gelmiyor. 

Yukarıda özetlediğim yaşama biçemlerinde, padişahım çok yaşa meselesinin oya tahvil edilmesinin doğurabileceği en radikal sonuç, kral öldü yaşasın yeni kral değil midir? 

Değilse nedir? 

Abdi Ağa ölür, yerine Arif Ağa gelir, Yaşar Kemal öyle der İnce Memed’lerinde. 

Obama kaybeder, Trump seçilir, Amerika Amerika’dır. 

Demirel, Özal, Yılmaz, Çiller sonrası mı? 

Denktaş, Talat, Eroğlu, Akıncı değişen ne? 

Oy bizim eller diye türkülediği hallarımız değişti mi hiç? “Oturup ağlasam delidir derler’.” 

Delirmek işten değildir, gün işleyip gün yiyenlerin çoğunluk olduğu ve hiç çalışmadan ve fakat çalıştırarak paralarına para katanların, varsıllaştıkça kat be kat daha da varsıllaştıkları bu dünya ve devletler düzeninin adını demokrasi koymaları karşısında. 

Kendi gözümle baktığımda dünyaya ve devletlere ayrımsız bütün insanların sağlıklı beslenebilecekleri kaynakların, bile isteye kasten ve hatta taammüden büyük çoğunluğun her geçen gün daha da yoksullaştırılması için İsviçre saati gibi gayet düzenli tik tak, tik tak, tak-tik taktik işleyen bir sistem görüyorum. 

İsteyenin istediği sözü söyleyebilmesinden daha az değil, aksine çok daha önemlidir insanların sağlıklı ve yeterli beslenebilmesi ve beslenmek paralelinde sabun, sevgi, dostluk, matematik, kitap, müzik sanatlar da yoksa eksiktir, yetersizdir diyorum